Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Sayfalar

27 Şubat 2025 Perşembe

RAMAZAN AYININ VE ORUCUN FAYDALARI

 RAMAZAN AYININ VE ORUCUN FAYDALARI

Bilindiği gibi Allahın(cc) Bizim ne yatıp kalkmamıza (NAMAZ)Ne aç kalmamıza (ORUÇ) Nede başka ibadetimize asla ihtiyacı yoktur Allahın(cc) emirlerinin ve yasaklarının tamamı Biz kulları içindir. ve bunda bizim bildiğimiz ve bilmediğimiz nice dünyevi uhrevi hikmetleri vardır.Elbette biz müslümanlar ibadetlerimizi bize faydası olduğu için değil Allahın emri olduğu için yaparız. Ancak bize faydalarını bilirsek ibadetlerimizi daha bir huşu ile zevkle ve şevkle,azimle ve gayretle yaparız. işte bu nedenle orucun bize faydalarından bulabildiğimiz 74 tanesini sunacağım.
1- ORUÇ MÜSLÜMANLARI CİMRİLİKTEN KORUR : 


Cimri fakir olma ve aç kalma korkusuyla para ve mal biriktirmektedir. Halbuki oruç tutan cimri birgün boyunca aç kalınabileceğini,bir insanın günlük ihtiyacının o kadar fazla olmadığını akşama kadar aç insanın iftarda 2 tabak yemekle doyabildiğini, o kadarda fazla mal biriktirmenin gereksiz olduğunu ve oruç tutup aç kaldığı için gerçekten ekmeğe muhtaç aç insanların halinden anlamasını sağlar ve fakirlere yardım etmek gerektiğini anlar. Malının ve parasının zannettiği kadar az olmadığının farkına varır. Malının değil birkaç gün bir kaç yıl kendine yeteceğinin farkına vardığı için cimrilikten vazgeçer.
2- ORUÇ GİZLİ İBADETTİR İNSANI GÖSTERİŞTEN(RİYA) KORUR:


Bir insan bütün ibadetlerini gösteriş için riya için yapabilir. Mesela Dindar desinler diye gösteriş için camiye gidip namaz kılabilir.Cömert desinler diye milletin içinde zekat ve sadaka verebilir. Hacı olayım saygı göreyim,güven kazanıp ticaret makam mevki kazanayım diye hacca gidebilir. Ama oruçta böyle birşey söz konusu değildir. Oruç tutmayanla, tutanı ayıramazsınız. Oruç gizli bir ibadettir. Bu nedenle sevabı hem çok büyüktür hemde oruçtan alınan zevk,haz huşu çok fazladır. Çünkü gösteriş için desinler diye değil sırf Allah(cc) için yapılmaktadır. İnsan gösteriş için riya için yaptığı ibadetten zevk alamaz ama Allah rızası için yaptığı ibadetten zevk alır haz keyif alır. Böylece Allahın rızasını kazanmış olur. Oruç tutmaktan aldığı zevk sayesinde öteki ibadetlerini de Allah rızası için yapmaya başlar.
3- ORUÇ KİŞİYİ ŞEHVETTEN KORUR:ŞEHVETE KALKAN OLUR


Oruç tutan kişiye cinsi münasebet yasaktır. dolayısı ile oruç tutan kişi şehvetine gem vurmayı öğrenir. Bırakın yabancı kadınları kendi eşine karşı bile şehvet duymamayı öğrenen oruçlu şehvetini eğittiği gem vurmasını öğrendiği için haramdan sakınması kolaylaşır. şehvetlere gem vurmanın en iyi yolu oruç tutmaktır . nitekim Peygambermiz(sav) 
HADİS: ''Evlenmeye gücü yetmeyen gençler oruç tutsun çünkü oruç şehvetin kalkanıdır.'' buyurmuştur.
4- ORUÇ HARAMA BAKMAKTAN GÖZLERİ KORUR:


Oruç tutmak sadece aç kalmaktan ibaret değildir. oruç tutan kişi bütün azaları ile oruç tutmalıdır. Dolayısı ile şehveti kabartmamak için kendi eşine bile şehvetli bakmak tehlikelidir. Çünkü şehvet kabarabilir. Kendi hanımına bile şehvetle bakmayan kişinin başkasının eşine kızına kız kardeşine şehvetle bakması düşünülemez bile. üstelik oruçluyken şehvetle bakmamayı öğrenen kişi oruçlu olmadığında da şehvetine gem vurmayı öğreniş olur. Yani oruç şehvetin eğitilmesini sağlar.Oruçlu sadece canlı değil cinsel içerikli video fotoğraf dergi ve gazetelere de bakmaz. Böylece ramazandan sonra bu gibi şeylere bakmaktan vazgeçer oruç onu eğitmiş olur
5- ORUÇ HARAMA TUTMAKTAN ELLERİ KORUR


Oruç tutan kişi şehvetinin galebe gelmesinden korkarak eşine bile dokunmaz Kaldıki yabancı kadına dokunsun. Yabancı kadına ramazan boyunca dokunmayan eller. Ramazandan sonrada yabancı kadınla tokalaşmaz dokunmaz.
6- ORUÇ HARAM ŞEY DUYMAKTAN KULAKLARI KORUR:


Bırakın haram şeyi dinlemeyi eşinin cinsel içerikli sözlerini bile dinlemeyen orucum zarar görür diye kendisine yasak eden oruçlunun küfür,dedikodu,iftira,cinsel içerikli şarkı türkü dinlemez. böylece oruçlu olmadığı zamanda da bunları duymamayı öğrenmiş olur.
7- ORUÇ HARAMA GİTMEKTEN AYAKLARI KORUR:
Oruçlu olan kişi haram işlenen meyhane,gazino,bar,pavyon gibi yerlere gitmez. Böylece harama gitmekten ayaklarını korumuş olur. ve en önemlisi bu yerlere alışkın ise 1 ay boyunca gitmediği için oralardan soğumuş olur.
8- ORUÇ HARAM SÖYLEMEKTEN DİLİ KORUR


Oruçlu olan kişi dinin yasak ettiği dedikodu,iftira,laf taşıma,küfür,cinsel içerikli şarkılar,türküler,v.b sözlerden dili korur. Bunları söylemez en önemlisi bir ay boyunca kaçındığı bu kötülüklerden soğumuş olur. Ramazan ayı dışında da bunlardan kaçınmaya başlar. Oruç dilini korumayı öğretmiş olur.
9- ORUÇ İNSANA HEM SABRI ÖĞRETEN HEM NEFSİ TERBİYE EDER MÜKEMMEL EĞİTİM ARACIDIR:


İnsanoğlu sabırsız yaratılmıştır. her istediğinin hemen olmasını ister. sabah kalkar kalkmaz kahvaltı isteyen öğlen vakti biraz geçse bayılacak gibi olan 5 dakika sigara içmese çıldıran insan sahur vaktinden iftara vaktine en az 15 saat yemeden,içmeden, cinsi münasebette bulunmadan durmayı yani sabretmeyi öğrenir. Bu nedenle sabrı öğrenen insan sabır eğitimi almış olur ve ramazandan sonra başına gelebilecek bela ve musibetlere karşı,fakirlik,yokluğa sabretmeyi ibadetleri yapmaya sabrı, çalışmaya sabrı,günahlardan kaçınmaya sabrı öğretir. oruç nefsi terbiye eden sabrı öğreten mükemmel eğitim aracıdır.
10-ORUÇ İÇ ORGANLARIN YILDA BİR AY DİNLENMESİNİ SAĞLAR:


Her çalışan şeyin mutlaka.bakıma ,dinlenmeye,tamire,rektefeye,yağlanmaya.vs ihtiyacı vardır.eğer bu yapılmazsa çalışan şeyin ömrü azalır, arıza yapar,bozulur,İşte insan vucudundaki organlarda böyledir. 11 ay çalışan organlar 1 ay ramazanda dinlenmektedir. Nasıl ki aşırı yüklü aabanın motoru zorlanır ve bozulursa. 11 ay tıka basa yiyilen yemeklerden dolayı tüm organlar aşırı çalıştığı için zorlanabilmekte hatta bozulabilmektedir. işte oruç bu organların dinlenmesini sağlar ORUÇ TUTANLARIN HASTALIĞA DAHA AZ  YAKALANDIĞI TIBBEN DOĞRULANMIŞTIR .
11- ORUÇ MERHAMET DUYGULARINI HAREKETE GEÇİRİR:


Tok insan acın halinden anlamaz 11 ay boyunca istediği şeyleri yiyip içen karınları tok gezen zenginler. fakirleri düşünmemektedir. ama ramazanda aç kalınca a.lığın yokluğun ne demek olduğunu anlayarak merhamete gelmektedirler 1 ay yapmadıkalrı hayrı ramazanda yapmaktadırlar. yani oruç merhamet eğitimi veren bir kurum halindedir.
12- ORUCUN SEVABININ KARŞILIĞI SONSUZDUR:


Başka ibadetlerin karşılığı 10 kattan 700 kata kadarken orucun mükafatı Allaha aittir.Bu nedenle kaç bin kat sevap vereceğini yalnızca Rabbimiz bilir o nedenle oruç ibadeti ile öteki ibadetler sevap bakımından asla kıyaslanamaz.
13-  RAMAZANDA MÜSLÜMAN RAMAZANDA YAPTIĞI İBADETLERE (ORUÇ HARİC ORUÇ SONSUZ ) 700 KAT SEVAP VERİLİR


Ramazan ayı dışında 10 kat sevabı olan ibadetlerin sevabı ramazanda 700 kattır. (Bkz Bakaras. 261.ayet) Dolayısı ile oruçlu daha sevap olduğunu bildiği için ramazanda ibadetlerini yapmaktadır. Tabi ramazanda ibadet yapmaya alıştığı için ramazandan sonrada devam eder. yani oruç ibadetleri teşvik eder.
14- ORUÇ CİNAYETLERİ ÖNLER:
Türkiye de ve İslam ülkelerinde yapılan araştırmalar göstermiştir ki Ramazanda cinayet işlenmesi binde 1 seviyesine düşmektedir. Böylece orucun cinayetleri engelleyen çok önemli bir etken olduğunu anlıyoruz.
.15- ORUÇ HIRSIZLIĞI ÖNLER:
Türkiyede ve İslam ülkelerinde yapılan araştırmalarda hızrsızlığın Ramazanda hemen hemen sıfırlandığı görülmektedir. Böylece orucun hırsızlığı önleyen bir araç olduğunu anlıyoruz 
16- ORUÇ BOŞANMALARI AZALTIR:
Türkiye ve İslam ülkelerinde yapılan araştırmalarda Ramazan ayında boşanma oranının çok düştüğü görülmektedir. Bunun sebebi eşler Ramazanda sabretmeyi öğrenmekte, böylece birbirlerine karşı daha anlayışlı olabilmektedirler. velhasıl oruç boşanmaları engelleyen bir araçtır.
17- ORUÇ KİBİRİ KIRAR:


Tıka basa karnını en pahalı,en iyi yiyeceklerle en pahalı lokantalarda doyuran kibiri tavan yapan zengin ramazanda fakir gibi saatlerce aç kalınca kibiri kırılmaktadır. oruç onun kibrini yok eder.
18- RAMAZANDA MÜSLÜMAN  KISKANÇLIK YAPMAZ
Ramazan dışında lüks yaşamından dolayı zengini kıskanan fakir Ramazanda kendisi gibi oruç tutan ve hayır yapan zekat ve sadaka veren zengini kıskanmaz olur. Oruç kıskançlığı yok eden bir ilaçtır.
19-  RAMAZANDA MÜSLÜMAN İSRAF ETMEZ
Oruçlu olmadığı 11 ayda kumar,içki,sigara,eğlence,gezme,tatil,yiyip içme gibi birçok masrafı olan kişi oruçlu iken bütün bu masraflardan kurtulmaktadır. Yani oruç israfı önlemektedir.
20-  RAMAZANDA MÜSLÜMAN AİLE FERTLERİ VE AKRABALARI BİR ARAYA GELİR
Ramazan dışında iş güçten dolayı birbirleri ile bir araya gelemeyen aile fertlerinin ve akrabaların iftar ve sahurlarda bir araya gelmeleri sağlanmış olur. aile fertleri ve akrabalar arasındaki küskünlükler, dargınlıklar giderilmiş olur. çocuk okulda,baba işte anne evde yemek saatleri bir araya gelemeyen aile fertleri iftar ve sahurda aynı sofrada buluşmuş olur
21- RAMAZANDA MÜSLÜMAN ARKADAŞ,AKRABA VE KOMŞULARIYLA BİR ARAYA GELİR
Çeşitli sebeplerle bir araya gelemeyen ,bazısı dargın olan arkadaşlar,komşular,akrabalar iftar davetleri sayesinde bir araya gelmekte dargınlar barışmakta,komşuluk,akrabalık ve arkadaşlık bağları kuvvetlenmektedir. Bütün bunları başaran oruç ibadetidir.
22- RAMAZANDA MÜSLÜMAN KURAN-I KERİMİ BOLCA OKUR
11 ay boyunca raflarda tozlanan kuran-ı kerimler ramazanda raftan indirilmekte,mukabeleler okunmakta, hatimler indiririlmektedir. Kuran-ı karimin en fazla okunduğu ay ramazan ayıdır
23- RAMAZANDA MÜSLÜMAN KURAN-I KERİMİN MANASINI ANLAR
Ramazan ayında Kuran-ı kerimi hatmeden müslümanlar manasını ya kendileri mealden okumakta ya televizyon,radyo,bilgisayar aracılığı ile öğrenmektedirler.
24- RAMAZANDA MÜSLÜMAN NAMAZA ALIŞIR
İbadetlerin sevabının ramazanda 700 kat olduğunu bilen müslüman ramazanda 5 vakit namazı kılmaktadır.Ramazanda namaza alışan müslüman ramazandan sonrada namaza devam etmektedir.
25- RAMAZANDA DARGIN OLAN MÜSLÜMANLAR BARIŞIR
Dargın olan müslümanlar mübarek ramazan hürmetine ya ramazanın içinde yada ramazan bayramında barışmaktadırlar.
26-RAMAZANDA MÜSLÜMAN  HOŞGÖRÜLÜ DAVRANIR
Ramazan dışında küfreden,bağıran,çağıran,kızan,sinirlenen,kalp kıran, insan Ramazanda orucun hatırına sevabın kaybolmaması için sabretmektedir Ve kendisine bu muameleyi yapan olursa oruçluyum diyerek karşısındakini de engellemektedir. Bunu sağlayan oruçtur.
27- RAMAZANDA MÜSLÜMAN YARDIMLAŞIR
Ramazanda zengin müslümanlar sevabın 700 kat olduğunu bildiklerinden zekatlarını,sadakalarını bu ayda fakirlere vermek için adeta yarışırlar. ramazan paketleri,fitre, zekat,sadaka yağmur gibi fakirlere yağar.
28- RAMAZANDA MÜSLÜMAN İÇKİYİ BIRAKIR
11 ay boyunca içki içen ayyaş Ramazana hürmetinden dolayı içkiyi bırakmaktadır. 1 ay boyunca içki içmeyen sarhoşların bir çoğu içkiyi bırakmaktadır.
29- RAMAZANDA MÜSLÜMAN KUMARI BIRAKIR
11 ay boyunca kumar oynayan kumarbaz ramazanda kumarı bırakır. Hatta 1 ay oynamadığı için kumardan soğuyup bırakan çok olmuştur.
30- RAMAZANDA MÜSLÜMAN SİGARAYI BIRAKIR
Sigara tiryakisi olupta bırakmak isteyenler genelde Ramazan ayını seçmektedirler. Çünkü oruçlu olmadığında 5 dakika sigara içmese sinir krizi geçiren tiryaki oruçluyken gündüz 17 saat sigarasızlığa dayanabilmektedir. işte bundan cesaret alan tiryakilerin çoğu gecede içmemekte böylece 1 ay boyunca sigara içememektedir. Böylece Bayramı atlattığı taktirde sigaradan ebedi kurtulmaktadır.
31- RAMAZANDA MÜSLÜMAN CAMİLERİ DOLDURUR
11 ay garip ve boş kalan camiler şenlenir. camiler temizlenir.bakımı yapılır,tamir edilir. özellikle teravih namazlarında çoluk,çocuk,kadın erkek camilere doluşmaktadır. 1 ay camilerde bayram yapmaktadırlar.
32- RAMAZANDA MÜSLÜMAN YETİM,FAKİR,DUL VE KİMSESİZLERİ SEVİNDİRİR
Yetimler,fakirler,dullar,kimsesizler,garip ve gureba Ramazanı dört gözle beklemektedirler. cünkü onlara yardım ancak ramazanda yapılmaktadır. Zenginler fitre ve zekatlarını,sadakalarını bu ayda vermektedirler ramazan yardım paketleri yapılıp fakirlere verilmektedir. İşte bu nedenle ramazanın geldiğine hele hele ramazan bayramının geldiğine en çok fakirler,garipler,yetimler,dullar ve kimsesizler sevinmektedir.
33-  RAMAZANDA MÜSLÜMAN ZEKATINI VERİR
Zenginin malının kırkta birini zekat verme farzını yerine getirmek için ramazanı beklemek şart değildir zekat her zaman verilebilir ama zengin müslüman haklı olarak Ramazanda işlenen amellerin yapılan ibadetlerin sevabının 700 kat olduğunu bildiklerinden zekatlarını ramazan ayında vermektedirler. Tabi buda fakirin yüzünün gülmesi demek.
34- RAMAZAN  EKONOMİYİ CANLANDIRIR:
Ramazan ayı piyasanın canlandığı bereket ve hareket ayıdır. Oruçlu olan müslümanlar marketlere yiyeceklere adeta saldırmakta iftar ve sahur alışverişi yapmaktadırlar. ayrıca zenginlerin verdiği zekatlar.sadakalar,fitreler sayesinde piyasaya para girişi olmaktadır. fakirlere verilmek üzere alınan yiyecek ve giyeceklerde piyasanın canlanmasına sebep olmaktadır.
35- RAMAZANDA MÜSLÜMAN ÖLENLERE DUA EDER
Müslümanların en çok kuran okunduğu,en çok hayır hasenatın yapıldığı en çok geçmişler için dua edildiği aydır Ramazan ayı ölenlere rahmettir ramazan ayı.
36- ORUÇ MELEKLERİN YERYÜZÜNE İNİP DUA ETMELERİNİ SAĞLAR:
Nitekim kadir gecesinde Cebrail .a.s başta olmak üzere bütün melekler yeryüzüne inip dua ederler
37- ORUÇ DUALARIN KABUL OLMASINI SAĞLAR:
Nitekim peygamberimiz(sav) bir çok hadis-i şerifinde Ramazanda ve oruçluyken yapılan duaların Allah(cc) tarafından asla reddedilmeyeceğini buyurur.
38- ORUÇ ŞEYTANI ZİNCİRE BAĞLATTIRIR:
Nitekim Peygambermiz(sav) Ramazan gelince şeytanlar zincire vurulur buyurmaktadır.
39- ORUÇ CEHENNEM KAPILARINI KAPATIR:
Nitekim Peygamberimiz(sav) Ramazan ayı gelince cehennemin kapıları kapanır buyurmaktadır.
40-ORUÇ CENNETİN KAPILARINI AÇTIRIR:
Nitekim Peygamberimiz (sav) Ramazan ayı gelince cennetin kapıları ardına kadar açılır buyurmaktadır.
41- ORUÇ MÜMİNİ ŞEHİT YAPAR:
Nitekim Peygamberimiz(sav) oruçlu iken ölen müslüman şehittir buyurmaktadır
42-ORUÇ İRADEYİ GÜÇLENDİRİR:
Nitekim birkaç saat açlığa,susuzluğa,cinsel birleşme olmamasına dayanamayan mümin bu isteklerini 17 saat yapmadan durarak iradesinin güçlenmesini sağlamaktadır.
43- ORUÇ GÜNAHLARA KARŞI KALKANDIR:
Nitekim müslüman oruçlu olduğu için haram olmayan yeme içmeden eşiyle cima yapmaktan kaçındığına göre zina yapması haram olan içki ve yiyecekleri yemesi düşünülemez bile çünkü oruç günahlara kalkan olur.
44- RAMAZANDA MÜSLÜMAN SAĞLIĞII KORUR:
Tıp doktorları hastalıkların baş sebebinin yemek olduğunu bildirmektedirler. Yapılan araştırmalarda az yemek yiyenlerin hastalığa da az yakalandığını ve 11 ay dolup taşan hastanelerin Ramazan ayında boşaldığı görülmektedir Peygambermiz(sav) Oruç sıhhattir buyurmuşlardır.
45-RAMAZANDA MÜSLÜMANA  CENNETİN REYYAN KAPISINI AÇILIR
Nitekim Peygamberimiz(sav) ''Oruç tutanlar için cennette özel bir kapı hazırlanmıştır buda Reyyan kapısıdır'' buyurmuştur.
46-  RAMAZANDA MÜSLÜMANMEZAR ZİYARETLERİNİ ARTTIRIR:
11 ay mezarlığa pek uğramayan müminler Ramazanda özelliklede arafe ve bayram gününde mezarlara doluşurlar mezarlıkta yatan yakınlarına ve mezarlıkdakilere dua ederler kuran okurlar böylece hem kendileri hemde mezarlıkta yatanlar mutlu olurlar.
47-RAMAZANDA MÜSLÜMAN  YAŞLILARIN ZİYARET EDER
Ramazan ayı yaşlı ana baba ve akrabaların en çok ziyaret edildiği aydır.
48-RAMAZANDA MÜSLÜMAN ZAYIFLAR
Şişman olan insanlar ramazanda az yedikleri için zayıflarlar zayıflamak için oruç tutmak en etkili yöntemdir.
49- RAMAZANDA MÜSLÜMAN  DÜZENLİ VE DİSİPLİNLİ OLMAYI ÖĞRENİR
Yatış,kalkış,yemek öğün saati belli olmayanlar için oruç düzen için bulunmaz bir eğitimcidir. ifarda yemek,sahurda yemek, sahurda kalkış olarak belli saatlerde yemeği,yatmayı ve kalkmayı öğretir oruç
50- RAMAZANDA MÜSLÜMAN ZAMANIN KIYMETİNİ ÖĞRENİR:
11 ay günlerin ayların senelerin saatlerin yani zamanın nasıl geçtiğini anlayamayan müslüman zamanın kıymetini değerini oruçluyken iftarı beklerken anlar.
51-  RAMAZANDA MÜSLÜMAN NİMETİN KIYMETİNİ ÖĞRENİR:
11 ay boyunca istediğimiz zaman ulaşabildiğimiz için kıymetini bilmediğimiz hiç kıymet vermediğimiz yemek ve suyun kıymetini müslüman
Yemeğin hele hele suyun insan hayatı için ne kadar kıymetli olduğunu oruç tutup 17 saat aç ve susuz kalınca anlamaktadır.
52-RAMAZANDA MÜSLÜMAN  ŞÜKREDER
İnsanoğlu kolay elde edebildiği,kolay ulaşabildiği,kolayca ve sürekli ulaşabildiği, bol ve ucuz olan eksikliğini çekmediği şeyin kıymetini bilmez ne zamanki elde etmekte zorlanır, istediği anda elde edemez işte o zaman o şeye kavuştuğunda kıymetini bilir ve şükreder. Oruç tutan kişi akşama kadar aç ve susuz kaldığı için iftarda sevinir ve şükreder.
53-RAMAZANDA MÜSLÜMAN  TEFEKKÜR EDER
Hep dünya meşguliyetinde olan insan düşünmeye pek fırsat bulamaz.Halbuki oruçlu insan bilhassa iftarı beklerken tefekkür etme fırsatını bulmaktadır. Yaşantısını,ölümleri,geçmişini,geleceğini,ahireti velhasıl pek çok şeyi düşünme fırsatı bulur.
54- RAMAZANDA MÜSLÜMAN TEVEKKÜL EDER
Tevekkül müslümanın Allaha(cc) itimat etmesi,bağlanmasıdır. Allaha(cc) boyun bükmesidir. Oruçlu olan müslüman kazanacağı sevabın Allah(cc) tarafından mutlaka verileceğine inanarak tam bir teslimiyetle orucunu tutar.
55-  RAMAZANDA MÜSLÜMAN TEHECCÜT NAMAZI KILAR
Başka zamanlarda teheccüde kalkıp kılamayanlar Ramazanda sahur vakti teheccüt vakti olduğundan sahura kalkmışken teheccüt namazınıda kılmış olur.
Teheccüd namazı nedir?
TEHECCÜD NAMAZI NEDİR? 
Yatsı namazından sonra, daha uyumadan veya bir miktar uyuduktan sonra, kılınacak nafile namaza "gece namazı" denir.
HADİS:  Bir miktar uyuduktan sonra kalkılıp kılınırsa "Teheccüd" adını alır. Teheccüd namazı iki rekâttan on iki rekata kadardır. İki rekâtta bir selam verilmesi daha faziletlidir. (Muhammed Bin Abdullah Hanî, Âdâb, s. 264)
Teheccüd namazı kılınış tablosu
 Teheccüd namazı kaç rekat olduğunu ve nasıl kılındığını gösterir
Teheccüd namazını nasıl kılarız?
TEHECCÜD NAMAZINI NASIL KILARIZ? 
Teheccüd namazına başlarken "Niyet ettim Allah rızası için Teheccüd namazı kılmaya" şeklinde niyet ederiz. 
Teheccüd namazının iki rekât ile sekiz rekât arasında çiftli sayılarda kılınması tavsiye edilmiştir. Bununla birlikte, isteyen kimse daha fazla da kılabilir.
 Bu durumda iki rekâtta bir selam vermek daha faziletli olmakla birlikte, dört rekâtta bir de selam verilebilir (İbn Abidin, Reddü'l-muhtar, Riyad, 1423/2003, II, 468-469).
İki rekâttan fazla kılındığında arada konuşma, yeme içme gibi namaza aykırı davranışlarda bulunulmamış ise, tekrar niyet etmek gerekmez. 
Dört rekât olarak kılındığında, ikinci rekat sonunda teşehhüd için oturulduğunda "tahiyyat"tan sonra "Allahumme salli" ve "Allahumme barik" okunur. Üçüncü rekât için ayağa kalkındığında önce "Sübhaneke" okunur, Euzu besmele çekilir ve Fatiha suresi okunur.
Teheccüd namazı, Rasul-i Ekrem -sallallahü aleyhi ve sellem- Efendimize vacip yani farz hükmündeydi. Bu namaz O'nun ümmeti için sünnet-i müekkededir.
Teheccüd Namazının Fazileti
TEHECCÜD NAMAZININ FAZİLETİ
HADİS. "Gece namazına devam ediniz. Zira bu sizden önceki salihlerin ibadetidir. Çünkü gece ibadeti, Allah'a yakınlık günahlara kefaret olup insanı bedeni hastalıklardan korur ve günahlardan uzaklaştırır." (Tirmizi, Deavât, 101)
Allah Teâlâ çok sevdiği rasulüne lütuflarda bulunmak için teheccüd namazını ona farz kılmıştı.
AYET: "Gecenin bir kısmında da sadece sana mahsus bir nafile olmak üzere uykudan kalk, Kur'ân ile teheccüd namazı kıl, Yakındır ki Rabbin seni bir makam-ı mahmuda eriştire." (el-İsrâ/17, 79)
AYET: "Onlar yataklarından geceleri kalkarak, korku ve ümit içinde Rabb’lerine yalvaranlardır ve kendilerine geçinmeleri için verdiğimiz rızıktan başkalarına harcayanlardır." (Secde: 32/16)
AYET: "O mü’minler geceleri pek az uyurlardı." (Zariyat: 51/17)
HADİS. Rasulullah -sallallâhu aleyhi ve selem- Efendimiz gece namazını hiç terk etmezdi. Öyle ki hastalanacak veya ağırlık hissedecek olsa oturarak kılardı. (Ebû Dâvûd, Tatavvu', 18) "Sabah namazından önce kılınan iki rekât nâfile namaz dünyanın tamamından daha hayırlıdır." (Müslim, Salâtu'l-Müsâfirîn, 96) buyururdu. Gözümün nûru diye tavsif ettiği namazı geceleri daha bir iştiyak ve arzû ile kılardı. Ayakları şişecek kadar kendinde geçerek kıldığı teheccüd namazına olan iştihâsını şöyle dile getirmişti:
HADİS: "Allah her peygamberde belirli bir şeye karşı aşırı bir istek yaratmıştır. Benim en çok hoşlandığım şey de gece ibâdetidir..." (Heysemî, Mecmau'z-zevâid, II, 271)
Allah’a yaklaştıran en mühim ibâdet olması hasebiyle ümmetinin de bu nimetten nasiblenmelerini arzû ederlerdi. Öncelikle yakın akrabasından tebliğe başlayan Efendimiz, bir gece Ali ile Fâtımâ -radıyallâhu anhümâ-'nın kapısını çalmış ve onlara:
HADİS: - "Namaz kılmayacak mısınız?" (Buhârî, Teheccüd, 5) buyurarak geceyi boş geçirmemelerini istemişti.
Diğer ashâbına da:
HADİS: "Aman gece kalkmaya gayret edin! Çünkü o sizden önceki sâlih kimselerin âdeti ve Allah'a yakınlıktır. (Bu ibâdet) günahlardan alı kor, hatalara kefâret olur ve bedenden dertleri giderir." (Tirmizî, De'avât, 101) buyurarak onları huzûrun kaynağına yöneltmek istemişti.
Âile içinde kadın ve erkeğin Allâh'a ibâdet ve sâlih ameller işleme husûsunda birbirlerine destek olmalarının önemine dikkat çeken Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- bilhassa gece namazına kalkmada bu yardımlaşmanın daha da önemli neticeler hâsıl edeceğini şöyle ifade etmiştir:
HADİS: "Geceleyin kalkıp namaz kılan, hanımını da kaldıran, kalkmazsa yüzüne su serperek uyandıran kimseye Allah rahmet etsin. Aynı şekilde geceleyin kalkıp namaz kılan, kocasını da uyandıran, uyanmazsa yüzüne su serperek uykusunu kaçıran kadına da Allah rahmet etsin." (Ebû Dâvud, Tatavvu, 18, Vitir, 13)
HADİS: Ebû Hüreyre ve Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir kimse geceleyin karısını uyandırır da beraberce veya her biri kendi başına iki rekât namaz kılarlarsa, Allah’ı çok anan erkekler ve Allah’ı çok anan kadınlar arasına yazılırlar." (Ebû Dâvûd, Tatavvu 18)
HADİS: Hz. Peygamber, gece namazlarında bazen kıraati kısa yapar; zaman zaman da uzatırdı. “Hz. Peygamber (S.A.V.) her gece namaz kılarken (îsrâ) ve (Zümer) surelerini okurdu.” Daha uzun ya da daha kısa sureler okuduğunu da bilinmektedir.
Teheccüd (Gece) Namazının vakti (Teheccüd namazı ne zamana kadar kılınır?)
Teheccüd namazının vaktiyle ilgili olarak Peygamberimizden (asm) gelen rivayetlerde, gecenin ortası veya son kısmının namaz, dua ve istiğfarla ihya edilmesi tavsiye edilmektedir.
Konuyla ilgili fiili sünneti anlatan çok sayıdaki rivayetlerde, Peygamberimizin (asm) (yatsı namazını kılıp vitir’i kılmadan) uyuduktan sonra, gecenin ortalarına doğru veya ortasından hemen sonra uyandığı, ondan sonra ibadete başladığı, bir süre namaz kıldıktan sonra vitir namazını ve sonra da sabah namazının sünnetini kıldığı ifade edilmektedir.
Sünnet olan bu sıralama şu şekilde özetlenebilir:
1. Yatsı namazı
2. Bir miktar uyuyup uyanma
3. Teheccüd namazı
4. Vitir namazı
5. Sabah namazı
Teheccüd (Gece) Namazının kılınışı
TEHECCÜD NAMAZININ KILINIŞI
2 Rekatlık Teheccüd (Gece) Namazı
1. Rekat
"Niyet ettim Allah rızası için iki rekat Teheccüd (Gece) namazı kılmaya" diye niyet ederiz
"Allahu Ekber" diyerek İftitah Tekbiri alır ve namaza başlarız
Sübhaneke'yi okuruz
Euzü-besmele çekeriz
Fatiha Suresini okuruz
Kur'an'dan bir sure okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz2. Rekat
Ayağa kalkarak Kıyama dururuz
Besmele çekeriz
Fatiha Suresini okuruz
Kur'an'dan bir sure okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz
Oturarak Ettahiyyatu ve Allâhumme salli, Allâhumme Bârik ve Rabbenâ dualarını okuruz
"Es selâmu aleyküm ve rahmet'ullah" diye sağa ve sola selam vererek namazı tamamlarız
Teheccüd namazı iki rekâttan on iki rekâta kadardır. İki rekâtta bir selam verilmesi daha faziletlidir. Yukarıdaki tarifte olduğu gibi ikişer ikişer kılınabilir.
56- RAMAZANDA MÜSLÜMAN MİSAFİR AĞIRLAR
Ramazanda hiç olmadığı kadar misafir ağırlanmakta iftar ve sahur sofraları misafirlerle dolup taşmaktadır.
57- RAMAZANDA MÜSLÜMAN MÜSAFAHAYI VE SELAMLAŞMAYI ARTIRIR:
Müslümanlar Ramazanda daha fazla karşılaştıkları için birbirlerine daha fazla selam vermekte ve daha fazla tokalaşmaktadırlar. Müsafaha yapmaktadırlar.
58-RAMAZANDA MÜSLÜMAN  GÖZLE GÖRÜLEBİLEN MELEKTİR HATTA MELEKTEN DE ÜSTÜNDÜR::
Meleklerin özellikleri nedir yemezler içmezler, cinsi münasebette bulunmazlar. Allahın emirlerine uyarlar. yasaklarından kaçınırlar. oruçlu olan müslümanda aynısını yapmıyor mu? Oruç tutan mümin gözle görülebilen melektir.Hatta melektende üstündür çünkü meleklerde nefis,şeytan,şehvet gibi günaha sevk edecek aracılar yoktur. Halbuki oruçlu mümin şeytan,nefis,şehvet gibi çok güçlü günaha sevk eden aracılar olmasına rağmen Allahın emirlerini yerine getirmekte ve yasaklarından kaçınmaktadır.
59-RAMAZANDA MÜSLÜMAN ÖLÜMÜ VE AHİRETİ HATIRLATIR:
11 ay pek akla gelmeyen ölüm ve ahiret ramazanda bol bol hatırlanmakta ve buna görede hazırlık yapılmaktadır.
60- RAMAZANDA MÜSLÜMAN CİN ŞERRİNDEN KORUNUR
Bilindiği gibi cinlerin en büyük düşmanı kuran-ı kerim ve besmeledir. Eğuzu besmele çeken kuran okuyan kişiye cin asla yanaşamaz. işte o nedenle oruçlu cin şerrinden muhafaza olmuş olur.
61- RAMAZANDA MÜSLÜMAN SÜREKLİ ABDESTLİ DOLAŞIR:
Oruç tutan kişi yiyip içmediği için kolay kolay abdesti bozulmaz.
62-  RAMAZANDA MÜSLÜMAN KAZA NAMAZLARINI KILAR 
:Kaza namazı olanlar kaza namazlarını Ramazanda kılmaktadırlar.
63-RAMAZANDA MÜSLÜMAN  KİTAP,DERGİ VE GAZETE OKUR


Oruçlu müslüman vakit geçirmek için hiç okumadığı kadar gazete dergi ve kitap okur
64- RAMAZANDA MÜSLÜMAN DİNİ BİLGİLER ÖĞRENİR


Ramazanda televizyonlar, radyolar iftar ve sahur proğramları yapmakta müslümanlarda bunları izleyerek dinleyerek 11 ayda öğrendiğinden daha fazla dini bilgi öğrenmektedirler. Aynı zamanda gazetelerden de dini bilgilerini geliştirmektedirler.
65- RAMAZANDA  MÜSLÜMANLAR SON 10 GÜN  İTİKAFA GİRER


Bilindiği gibi Ramazanın son 10 günü itikafa girmek sünnettir.
İTİKÂF: Bir yerde bekleme, durma ve kendini orada hapsetme. Akıl bâliğ veya temyiz kudretine sahip bir Müslümanın beş vakit namaz kılınan bir mescitte ibadet niyetiyle bir süre durması anlamında bir fıkıh terimi.
İtikâf, Kur'an ve sünnetle sabittir. Kur'an'da Ramazan ayının gecelerinden söz edilirken;
AYET:  "... Camilerde itikâfta iken de hanımlarınıza yaklaşmayın..." (Bakara, 2/ 187) buyurulur. Başka bir ayette itikâf ibadetinin daha önceki ümmetlerde de yapıldığına işaret edilir. Nitekim,
AYET: “İbrâhim ve İsmâil’e: Evimi onu ziyaret edenler, ibadet için orada kalanlar (âkifîn), rükû ve secde edenler için tertemiz tutun diye ahid -emir- verdik.” (Bakara 2/125)
mealindeki ayet, bir yönüyle buna işaret etmektedir.
Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.s) özellikle Ramazan içinde ve Ramazanın son on gününde itikâf yaptığını bildiren çeşitli hadis-i şerifler vardır. Hz. Âîşe'nin şöyle dediği nakledilmiştir:
HADİS:"Resulullah (s.a.s) Ramazan'ın son on gününde itikâf yaparlardı. Bu durum vefat zamanına kadar bu şekilde devam etmiştir. Daha sonra Hz. Peygamber'in zevceleri itikâfı sürdürmüşlerdir." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 67, 129; bk. Buhârî, İ'tikâf, 1-18; Ezân, 12, 135; Hayz 10; Müslim, İ'tikâf, 1-6; Ebû Dâvud, Ramazân, 3; Savm, 77).
Ebu Hanife'ye göre içinde beş vakit namaz kılınan her mescidde itikâfta bulunmak caizdir. Ebu Hanife ve İmam Mâlik'e göre itikâfın nâfile olarak en azı bir gündür. Ebû Yusuf en az süreyi, bir günün yarıdan çoğu olarak belirlerken İmam Muhammed itikâf için bir saati de yeterli bulur.
Mesciddeki itikâf erkeklere mahsustur. Kadınlar evde mescit edindikleri bir yerde itikâfta bulunabilir (ez-Zebîdî, Tecrîd-i"Sarîh, Terc. Kamil Miras, Ankara 1984, VI, 323-326).
İtikaf Üçe Ayrılır:
1. Vacip olan itikâf: Adak olan itikâf vaciptir. Bu, en az bir gün olur ve gündüz oruçla geçirilir. Hz. Ömer, Resulullah (s.a.s)'den, "Cahiliyye devrinde Mescid-i Haram'da bir gece itikâfta bulunmayı adamıştım; ne yapayım?" diye sormuş Resulullah (s.a.s); "Adağını yerine getir." buyurmuştur (Buhârı, i'tikâf, 16; Ahmed b. Hanbel, ll, 10).
2. Sünnet olan itikâf: Ramazan'ın son on gününde itikâfa girmek sünnettir. Hz. Âîşe'nin rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (s.a.s) orucun farz kılınmasından ömrünün sonuna kadar Ramazan aylarının son on gününde itikâfa girmiştir (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 67, 129). Bir yerleşim merkezinde bulunan müslümanlardan birisi bu sünneti yerine getirirse, diğerleri üzerinden bu görev düşer. Bu duruma göre, her yerleşim birimi için itikâf sünnet-i kifâye hükmündedir. Bir kişinin bunu yapması o beldedeki diğer müslümanları sorumluluktan kurtardığı gibi Cenâb-ı Hakk'ın, itikâf yapanın ecrini diğer belde müslümanlarına da vereceği umulur.
3. Müstehab (mendub) olan itikâf: Vacip ve sünnet olan itikâfların dışında itikâfa girmek müstehabdır. Bunun belirli bir vakti yoktur. Hatta mescide giren kimse çıkıncaya kadar itikâfa niyet ederse, orada kaldığı sürece itikâfta sayılır. Bu itikâfda oruç şart değildir. Bazı müctehidlerin, itikâf süresinin bir saat bile olabileceği görüsünde bulunduklarını yukarıda zikretmiştik.
İtikâfın Şartları:
1. Niyet; Niyetsiz itikâf olmaz. Nezredilen itikâfda niyetin ayrıca dil ile ifade edilmesi gerekir.
2. Mescid: Erkeğin, itikafı cemaatle beş vakit namaz kılınan mescidde olmalıdır. İtikâfın en faziletlisi Mescid-i Haram'da, sonra Mescid-i Nebevî'de ve sonra da Mescid-i Aksa'da olandır. Diğer mescidlerdeki fazilet cemaatin çokluğuna göre değişir.
3. Oruç: Daha önce de belirttiğimiz gibi vacip olan itikâf için oruç şarttır. Sünnet itikâf Ramazan ayında olduğu için zaten oruçlu bulunma şart vardır.
4. Temizlik: Kadınların hayız ve nifastan temiz olmaları gerekir. Cünüplük oruca mani olmadığı gibi, itikafı da bozmaz. itikâfa giren cami içinde iken ihtilâm olursa, dışarı çıkarak gusül abdesti alır ve yeniden itikâfa devam eder.
İtikâfta erginlik çağına gelmiş olmak şart değildir. Bu nedenle mümeyyiz bir çocuğun itikâfı da geçerlidir.
Kadının itikâfa girebilmesi için kocasının iznini alması şarttır.
İtikâf sırasında kötü ve çirkin söz söylememek, Ramazanın son on gününü ve cemaatı kalabalık olan mescidi tercih etmek, itikâf günlerinde Kur'an, hadis, Allah'ı zikir ve ibadetle meşgul olmak ve temiz elbise giyip güzel kokular sürünmek itikâfın adabındandır.
İtikâfı Bozan Şeyler:
a. Cinsi ilişkide bulunmak. Kur'an-ı Kerimde; "Mescidlerde itikafa çekildiğinizde kadınlarınıza yaklaşmayın." (Bakara, 2/187) buyurulur. Öpmek ve kucaklamak gibi şeylerden dolay inzal vaki olursa yine itikâf bozulur.
b. Herhangi bir ihtiyaç yokken mescidden dışarı çıkmak.
c. Bayılmak.
İtikâfa giren kimse mescidden ancak şer'î, zaruri ve tabiî ihtiyaçları için çıkabilir.
İtikâfa giren kimsenin bulunduğu mescidde cuma namazı kılınmıyorsa, cuma namazını kılmak üzere başka bir mescide gitmesi, küçük ve büyük abdest bozmak için mescidden dışarı çıkması tabiî bir ihtiyaçtır.
İçerisinde bulunduğu mescidden zorla çıkarılması ya da şahsı ve eşyası hakkında korkusu sebebiyle başka bir mescide taşınmak için çıkması ise zarûrî ihtiyaç sebebiyle çıkıştır.
Bunların dışında mescidden çıkmak itikâfı bozar. İtikâfda olan kimsenin yemesi, içmesi, uyuması ve ihtiyacı olan şeyleri satın alması mescidde olur (bk. İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, İstanbul 1984, II, 440 vd.; ez-Zebîdî, a.g.e., VI, 323 vd.; Mehmed Zihnî, Ni'met-i İslâm, İstanbul 1328, s. 98 vd.)
66- ORUÇ NAFİLE İBADETLERİN DAHA FAZLA YAPILMASINI SAĞLAR:


Tesbih namazı başta olmak üzere nafile ibadetlerin en fazla yapıldığı ay ramazan ayıdır.
67- ORUÇ YALAN SÖYLENMESİNİ ÖNLER:


Oruçlu iken her türlü günahtan kaçınan müslüman büyük günah olan yalan söylemekten de kaçınır
68- ORUÇ KALP KIRMAYI ÖNLER:


Oruçlu oruç sevabını kaçırmamak için bir başkasının kalbini kırmaz.
69- ORUÇ MÜSLÜMANIN TEMİZ OLMASINI SAĞLAR:


Oruçlu hem vucudunu, hem üst baş elbisesini, hem hem çevresini temiz tutar.Böylece hem kendisi hemde çevresi temiz olur.
70- ORUÇ MÜSLÜMANIN İÇİNİ DE TEMİZ TUTAR:


Oruçlu olan müslüman kin ve nefret gütmez, kıskançlık yapmaz,alay etmez, küfretmez, kibirlenmez, dolayısı ile içini temizlemiş olur.
71- ORUÇ TEVBE ETMEYİ SAĞLAR:


Tövbenin en çok kabul olacağı ayın ramazan olduğunu oruçlu iken yapılan duaların kabul olacağını bilen müslüman bol bol tevbe eder.
72- ORUÇ GÜNAHLARDAN KURTULMAYI SAĞLAR:


Allahın rahmetinin bol olduğu bu ayda oruçlunuın dua etmesi tevbe etmesi ibadet etmesi oruçlunun günahlardan kurtulmasını sağlar.
73- ORUÇ PEYGAMBERİMİZİN ÇOKCA ANILMASINI SAĞLAR:


Nitekim Ramazanda çokca mevlütler düzenlenmekte böylece peygamberimiz(sav) çokca anılmaktadır.
74- RAMAZAN 1000 AYDAN DAHA HAYIRLI OLAN KADİR GECESİNİ İÇİNDE BARINDIRIR


Kadir gecesi kuran-ı kerimin nazil olmaya başladığı gecedir. ve o gece 1000 aydan yani 84 yıldan daha hayırlı gecedir. Rabbimiz kadir gecesini Ramazan ayı içine saklamıştır o nedenle Ramazanın her gündüzünü oruçlu her gecesini ibadetle geçiren müslüman kadir gecesine denk geleceği için 84 yıllık oruç tutmuş 84 yıllık ibadet etmiş olur. o nedenle ramazanın 27. gecesi beklenmemli her gecenin kadir gecesi olabileceği unutulmamalı ona göre hareket edilmelidir.
75-) ORUÇ VUCUDDAKİ YAĞI YAKAR


Oruç tutmak, vücudumuzdaki yağ kütlelerinde depolanan zararlı kimyasallardan arınmamızı sağlayarak “detoks” etkisi göstermektedir. Oruç tuttuğumuz zaman aralığında vücudumuz için gerekli olan enerji glikoz depolarımızdan sağlanmaktadır. Bu sayede ise yağ yakımı gerçekleşmekte ve uzun süredir vücudumuzda bulunan zararlı kimyasallar dışarı atılmaktadır.
76-) ORUÇ BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ YENİLER


Bilimsel araştırmalar üç gün boyunca oruç tutmanın bağışıklık sistemini yenilendiğini ortaya koymaktadır. Kanser, kalp rahatsızlıkları, kolestrol ve şeker hastalığı gibi birçok rahatsızlıkta orucun iyileştirici etkisi olduğunu gösteren bilimsel araştırmalar vardır
Oruç vücut direncinizi artırabilir
Günde iki ana öğünün olduğu, uzun saatler açlık ve susuzluk gerektiren oruç, bilinçli ve dikkatli bir şekilde tutulduğunda metabolizma için yararlı olabilmektedir. Oruç vücuttaki hücrelerin yenilenmesine, direncin artırılmasına zemin hazırlamaktadır. Bu süreçte vücutta birikmiş zararlı maddeler temizlenirken, bağışıklık sistemi de olumlu etkilenir. Ayrıca karaciğer ve tüm sindirim sistemi de oruç sayesinde dinlenme şansı bulur. Kendini sağlıklı hisseden kişilerin oruç tutmasında bir sakınca bulunmamaktadır
77-) ORUÇ KİLO VERDİRİR


Kilo Verme: Orucun kişiler üzerinde zayıflamaya yardımcı olduğu bilimsel olarak ispatlanmıştır. Bu durumun nedeni ise aç kalınan sürede vücutta bulunan yağ hücreleri aracılığıyla depolanmış yağların yakılmaya başlanmasıdır.
Saatlerce aç kaldıktan sonra vücut şeker depolarını tüketir ve yağ yakmaya başlar. Beslenme programınıza yeşillikler, sağlıklı yağlar, yağsız protein ve tam tahıllar gibi kompleks, rafine edilmemiş karbonhidratlar ekleyerek hem zorlanmadan oruç tutabilir, hem de kilo verebilirsiniz.
78-) ORUÇ İNSÜLİN DENGESİNİ SAĞLAR


Orucun İnsülin Direncine Etkileri:
Hücresel Hassasiyetin Artması: Oruç, hücrelerin insüline karşı daha duyarlı hale gelmesine yardımcı olabilir. Açlık dönemlerinde, vücut enerji için depolanmış yağları kullanmaya başlar ve bu süreçte insülin reseptörlerinin hassasiyeti artar.
İnflamasyonun Azalması: Kronik inflamasyon, insülin direncinin önemli bir nedenidir. Oruç, vücuttaki inflamasyonu azaltarak insülin duyarlılığını iyileştirebilir.
Kilo Kontrolü: Oruç, kalori alımını kısıtlayarak kilo vermeye yardımcı olabilir. Kilo kaybı, özellikle karın bölgesindeki yağların azalması, insülin direncinin azalmasında önemli bir faktördür.
Hormonal Denge: Oruç, insülin ve glukagon gibi hormonların dengesini düzenleyerek kan şekerinin kontrolüne yardımcı olabilir.
İnsülin Dengesi: Oruç tutmak ile insülin sağlığı arasında bir ilişki bulunmaktadır. Araştırmalar, oruç süresince hücrelerin kandan daha fazla glikoz alımı gerçekleştirdiklerini ve bu durumun ise insülin sağlığını olumlu yönde etkilediğini göstermektedir.
79-) ORUÇ METABOLİZMANIN HIZLANMASINI (DAHA SIK TUVALETE GİDİP BAĞISAKLARI BOŞALTMA) SAĞLAR 


Metabolizma Sağlığı: Orucun faydaları arasında yer alan bir diğer konu ise metabolizmanın hızlanması ve sindirim sisteminin dinlenmesi ile sağlıklı yağ yakımının sağlanmasıdır. Aynı zamanda düzenli aralıklarla oruç tutmak bağırsak fonksiyonlarının düzenlenmesine de yardımcı olmaktadır.
80-) ORUÇ PARKİNSON VE ALZHEİMER OLMAKTAN KORUR 


Zihinsel Fonksiyonların Geliştirilmesi: Bilimsel çalışmalar orucun zihinsel aktivitenin geliştirilmesi üzerinde de etkili olduğunu göstermektedir. Beyindeki yeni kök hücre oluşumunu destekleyerek Alzheimer ve Parkinson hastalıklarına karşıda koruyucudur.
Yürütülen yeni bir araştırmada, aralıklı oruç diyeti veya Ramazan ayında oruç tutmanın Alzheimer ve Parkinson gibi yaşa bağlı nörolojik hastalıklara yakalanma riskini azaltabileceği görüldü.
Şarku’l Avsat’ın Medical Xpress sitesinden aktardığı habere göre çalışmada, açlık ile sinir hücrelerinin hayatta kalması ve büyümesinde hayati bir rol oynayan beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF) arasındaki pozitif etkileşim incelendi.
BDNF, glikoz ve enerji metabolizmasının düzenlenmesinde önemli bir faktördür.
BDNF seviyelerindeki düşüş, nöron kaybıyla ilişkilidir.
Çalışmalar bu düşüşün Parkinson, Alzheimer ve Huntington gibi nörodejeneratif hastalıkların bir işareti olduğunu ortaya koymuştur.
ORUÇ KALP SAĞLIĞINI KORUR


"Orucun kalp sağlığına birçok yararı var. Yapılan çalışmalarda, ramazan ve sonrasındaki birkaç ay süresince kötü kolesterol LDL'nin düştüğü, iyi kolesterol HDL'nin ise yükseldiği gözlenmiştir.
Orucun, inflamasyonu düzelttiği, hatta insülin duyarlılığı üzerinde olumlu etkileri olduğu görülmüştür.
ORUCUN HÜCRESEL VE NOROJENERATİF FAYDALARI


Hücresel ve Nörojeneratif Faydalari
Oruç tutulan süre boyunca, insülin seviyesi düşer ve glukagon seviyesi yükselir. Glukagon seviyesindeki bu artış, otofaji sürecini uyarır [11]. Otofaji, stres ve açlık gibi koşullar altında aktif hale gelir. Otofaji yapan hücreler, hücresel çöp ve patojenik bakterileri kullanarak enerji üretir. Esasen, otofaji, yeterli enerji olmadığı zaman bozuk ve eski hücre mekanizmalarından (organeller, proteinler ve hücre zarları) kurtularak enerji karşılayan bir mekanizmadır. Bu süreç, hücresel bileşenleri indirgemek ve geri dönüştürmek için düzenli ve gerekli olan bir hücresel temizleme sürecidir. Beyin açlık sırasında vücuttan aldığı sinyal ile punky proteinlerin sindirilmesi amacıyla otofaji sürecini başlatır. Aslında otofaji, sağlıklı nöronların çevrelerindeki ölü nöronlardan korunmasını sağlar [30–33]. Bu nedenle, otofajik düzenlemeye katılan moleküler yollar, geniş bir nörodejeneratif hastalık yelpazesi için önemli terapatik etmenler olarak kabul edilir. Oruç ile benzer koşulları taşıyan kalori kısıtlaması, otofajiyi tetiklediği bilinen hafif bir stres şeklidir (34).
Yoshinori Ohsumi, hücrenin kendi içeriğini nasıl geri dönüştürdüğü hakkında uzun yıllar çalışmalar yaparak yeni bir paradigma üretmiş ve bu paradigma ile otofajinin açlık ya da enfeksiyona yanıt verme gibi fizyolojik süreçlerde temel öneminin anlaşılmasını sağlamıştır. 2016 Nobel ödülünü de bu çalışmaları sayesinde kazanmıştır [11–14].
Orucun nörolojik faydaları üzerine yapılmış bilimsel çalışmalar.
Oruç ile benzer koşullara sahip kalori kısıtlaması metodu hakkında yapılan çalışmalar, bu uygulamanın ilerleyen yaşlarda ortaya çıkan nörodejeneratif hastalıkların ortaya çıkışını azalttığını [27], anti-depresan etkisi gösterdiğini [28], ve hafızanın güçlenmesi gibi beyin fonksiyonları üzerinde faydalı etkilere sahip olduğunu göstermiştir [29]. Kalori kısıtlaması üzerine yapılan başka bir çalışmada, açlık durumu sırasında kan dolaşımında yüksek seviyeye ulaşan Ghrelin hormonunun Parkinson hastalığında yeni nöroprotektif faydalar sağlayabileceği anlaşılmıştır. Dolayısıyla, oruç Parkinson hastaları için önümüzdeki yıllarda tedavi metodu olarak kullanılabilir. [36]
Ramazan orucu ile benzer koşulları sağlayan aralıklı açlık (IF) tutan sağlıklı bireylerde hücresel stres üzerine yapılan bir çalışmada ise 3 hafta süren, oruç sürecine başlamadan önce ve süreç sonucunda elde edilen sonuçlara göre, örneklerde artan hücre proliferasyonunun (çoğalmasının) ve artan stres direncinin hücreleri koruyucu etkiye sahip olduğunu göstermiştir [15]. Oruç eyleminin genel bir mekanizması, uyarıcı hücresel stres tepkilerini tetiklemesidir, bu da hastalık süreçlerine karşı koyma yeteneğini arttırır. Buna ek olarak, hücrelerin DNA hasarından korunması, hücre büyümesinin bastırılması ve hasarlı hücrelerin programlanmış ölümünün arttırılmasıyla oruç, kanserlerin oluşumunu ve büyümesini geciktirebilir ve/veya önleyebilir. [16]
ORUCUN METABOLİK FAYDALARI


Metabolik Faydalari
Dini nedenlerle 1 ay boyunca tam açlık rejimi geçiren insanlarda, uzun süreli açlığın metabolik etkilerini, izotopik izleyici tekniği kullanarak araştıran bir çalışma grubu, Ramazan orucu tutan bu insanlarda toplam vücut su içeriğinin korunduğunu kanıtlamıştır [10]. Sağlıklı bireyler üzerinde yapılan bir başka çalışmada, iki haftalık bir sürecin ardından deneklerde, insülin duyarlılığında artış gözlemlenmiştir. Bilindiği üzere, düşük insülin duyarlılığı, çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir [6]. Oruç ile beraber, insan vücudu, daha fazla insülin üreterek insüline karşı düşük duyarlılığı telafi etmeye çalışmaktadır.
Oruç koşullarına benzer aralıklı açlık (IF) uygulaması da ilgili hormon salınımını arttırarak kilo kaybını kolaylaştırır. Düşük seviyedeki insülin, yüksek seviyedeki büyüme hormonu ve artan miktarlarda norepinefrin (noradrenalin) vücut yağlarının parçalanmasını artırır ve enerji kullanımını kolaylaştırır. Bu nedenle oruç esnasında metabolizma oranı % 3,6–14 oranında artar ve dolayısıyla oruç daha fazla kalori yakımına yardımcı olur. [7,8].
Orucun metabolik faydaları üzerine yapılmış bilimsel çalışmalar.
Yağ dokusu, birkaç farklı hormon üreten bir tür endokrin organ olarak davranabilir. Üretilen bu hormonlardan biri olan leptin, ne kadar tok hissedildiğini etkiler. Bu hormon yoluyla açlık ve tokluk seviyesi önemli ölçüde etkilenir. Oruç ile leptin düzeyleri başlangıçta düşer, ancak kilo verildiğinde leptin direnci azalır. Leptin sinyallerine daha duyarlı olmak, tokluk hissini arttırır. Öte yandan, Leptin, esas olarak “tokluk” hormonu olarak bilinmesine rağmen, tiroid hormon üretimini de arttırır. Yüksek leptin duyarlılığı, tiroide bağlı olarak metabolizmanın hızını arttırabilir.
ORUCUN KARDİYOVASKÜLER FAYDALARI


Kardiyovasküler Faydalari
Dünya genelinde ölümlerin önde gelen nedenlerinden olan kardiyovasküler hastalıkların gelişimi, doğrudan metabolik bozukluklara neden olan yaşam tarzı faktörlerine bağlıdır. Oruç ile benzer koşulları taşıyan aralıklı orucun, son zamanlarda, kardiyovasküler sağlık üzerinde olumlu bir etkisi olduğu gösterilmiştir [17]. Oruç ile benzer koşulları taşıyan aralıklı orucun üzerine yapılan bir çalışmada, orucun serum HDL ve plazma homosistein seviyelerinde ve koagülasyon (pıhtılaşma) süreçlerinde bazı faydalı değişikliklere yol açtığı gözlemlenmiştir. Bu çalışmalar sayesinde, aralıklı orucun, kardiyovasküler hastalıklar için yararlı etkileri olabileceği sonucuna varılmıştır [17].
Orucun kardiyovasküler faydaları üzerine yapılmış bilimsel çalışmalar.
Düzenli tutulan oruç ile vasküler duvar yapısı ve kan pıhtılaşma sistemi gibi kalp ve damar hastalıklarını etkileyen faktörlerin temel yapısını oluşturan homosistein düzeyinin Ramazan ayının son haftasında azaldığı ve ramazandan 20 gün sonra neredeyse normal değerlere döndüğünü gözlemlenmiştir. [17–20].
Ramazan orucu üzerine yapılan başka bir çalışmada, kalp sağlığını etkileyen kandaki yüksek HDL değerlerinin Ramazan ayı boyunca önemli ölçüde azaldığı ve hem kadın hem de erkek deneklerde Ramazan sonrası normal değerlerinde kaldığı gözlemlenmiştir[21]. Buna ek olarak, bir diğer çalışmada ise [22], HDL düzeylerinin ramazanın sonundan 4 hafta sonrasında normal değerlere döndüğünü bildirilmiştir. Aşırı kilolu kadınlar üzerinde yapılan bir çalışmada ise, 8 hafta boyunca oruç koşullarına benzer kalori kısıtlaması uygulandıktan sonra sistolik, diyastolik kalp basıncı ve LDL düzeyinde önemli azalmalar sağlanmıştır ve bunlar kardiyovasküler hastalık ve inme riskini azaltması beklenebilecek değişiklikler arasında gösterilebilir. [24] Oruç ve bireylerdeki kalp ve damar sağlığı ile koagülasyon arasındaki ilişkinin incelendiği bir çalışmada, Ramazan ayı sonrasındaki 20 günde; D-dimmer ve homosistein seviyelerinin azaldığı, ayrıca gelişmiş bir koagülasyon profilinde de olduğu gözlemlenmiştir. [25] Üç yıl sonra, aynı bilim adamları tarafından uygulanan benzer bir çalışmada, ramazan ayında IL-6 ve CRP’nin plazma seviyeleri açlık ile tutarlı bir şekilde azaldığından, vücutta iltihap oluşma riskinde düşüş olduğu gözlemlenmiştir. [26]
Sonuç olarak, beslenme ve uyku alışkanlıklarının insan sağlığı üzerinde büyük etkileri olduğu bilinmektedir ve oruç bu alışkanlıkları etkileyerek insan sağlığına faydalı olabilir. Nitekim yapılan çalışmalar da bu kanıyı destekler yöndedir. Müslümanların tuttuğu oruca benzer olarak yapılan IF/CR ve ramazan ayı orucu hakkında gerçekleştirilen çalışmalar sayesinde, orucun insan sağlığına metabolik, hücresel, nörojeneratif ve kardiyovasküler faydaları olduğu görülmüştür.
81-) ORUÇ CİLDİ TEMİZLER


MEMORİAL TIP MERKEZİ
Cildi canlandırarak güç verir
Oruç ibadeti, uzun süre aç kalındığında hücrelerin yenilenmesine katkı sunar ve cilt hücreleri de bu akışta yenilenip canlanarak güç kazanır.Cildi Temizler, Akneyi Giderir: Oruç tutmak sindirim sisteminin temizlenmesini sağlayarak cildimizin temizlenmesine de yardımcı olmaktadır.
Diyetisyen Nil Şahin Gürhan, eğer sağlıklı beslenir ve bol su içersek orucun bir nevi detoks gibi değerlendirilebileceğini söylüyor.
Orucu bir nevi detoks olarak da nitelendiren uzmanlar, sahurda gerekli besinler alındığında cilt sağlığı için yararlı olabileceğini söylüyor
 Aynı zamanda belirli bir süre aç kalınmaya bağlı olarak böbrek ve karaciğerdeki toksinlerin temizlenmesinde de etkilidir.
82-) ORUÇ PSİKOLOJİK HASTALIKLARI DÜZELTİR


Psikolojiye Faydaları: 21. yüzyılın en önemli psikoloji doktorlarından Dr. Otto Buhinger, Almanya’da hastalarına oruç tutmayı önererek birçok psikolojik hastalığın iyileşmesini sağlamıştır.
Maneviyatı güçlendiren oruç, inanç ve ibadetle dolu bir dönemde kişiyi ruhsal olarak besler. Bu süreç, kişinin içsel dünyasında derinleşmesine ve manevi yönden gelişmesine katkı sağlar.
Bazı kişiler, oruç tutmanın zihinsel berraklık ve odaklanmayı artırdığını ifade ederler. Yiyecek ve içecekten uzak kalmak, zihnin daha sakinleşmesine ve daha derin düşüncelere dalmaya imkan verir.
Oruç, bazı insanlar için ruhsal huzur ve dinginlik kaynağı olabilir. Manevi bir yolculuk olarak görülen oruç, içsel keşifler yapmayı ve ruhsal yenilenme yaşanmasını destekler.
Toprak, orucun psikolojiyi de olumlu yönde etkilediğini söyledi. Bu yönde çalışmalar olduğunu ifade eden Toprak, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Orucun tahmin edilenin aksine stres, kaygı ve depresyon düzeylerini azalttığı yapılan çalışmalarda saptanmıştır. Ramazan'da diğer organlarımız istirahate çekilir ve en fazla çalışan organımız beyin olur. Oruç tutan kişilerin beynindeki sinir büyüme faktörlerinde artış olmaktadır. Beyin büyüme faktörlerinin depresyon, kaygı bozuklukları ve stresten koruyucu olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda aç kalan mideden salgılanan açlık hormonları beynin öğrenme ve hafıza bölümünü pozitif etkilemektedir. Gelişen yeni sinir hücrelerinin dikkat sorunları, bunama, parkinson gibi hastalıkların oluşmasını engellediği saptanmıştır.
İnsan için koruyucu olan orucun beyin için de savunma mekanizması geliştirdiğini dile getiren Toprak, ramazanın insanın doğasında bulunan negatif yönleri denetleyebilmesi için fırsat olduğunu kaydetti.
83-) ORUÇ TUTAN MÜSLÜMANIN KAS VE KEMİKLERİ GÜÇLENİR 

Beslenme değişikliği ve orucun kemik ve eklem sağlığına etkileri bilim dünyasında büyük ilgi görmüş, bu alanda birçok araştırma yapılmıştır. Oruç süresince açlığın, anti-enflamatuar etkisi (iltihabi reaksiyonu azaltan) olduğu, eklem ağrıları ve sertliğini hafiflettiği ve ilaç ihtiyacında düşüş sağladığı bilinmektedir.
Orucun kemik ve eklem sağlığına etkilerinden biri paratiroid hormonu üzerinden gerçekleşir. Paratiroid hormonu, kalsiyum ve fosfat metabolizmasında ve kemiğin yeniden şekillenme sürecinde önemli bir rol oynar. Orucun, paratiroid hormonu salgılanmasını etkilediği gösterilmiş ve bunun kemik sağlığını iyileştirmede faydalı olduğu ileri sürülmüştür.
Orucun faydaları arasında yer alan bir diğer önemli konu ise eklem, kas ve kemik sağlığı üzerindeki iyileştirici etkisidir. Peki, oruç tutuğumuz dönemde kaslarımızda kayıp meydana gelir mi? Orucun kemik, kas ve eklem sağlığı üzerindeki etkileri nelerdir? Oruç tutmanın yağ yakarak kilo vermemizi sağladığı ve vücudumuzda kas yıkımına neden olmadığı kanıtlanmıştır. Kas kaybının aksine oruç tuttuğumuz dönemde, büyüme hormonları üç kat daha fazla salgılanmakta ve bu durum ise kasların güçlenmesinde etkili olmaktadır.
84-) RAMAZANDA MÜSLÜMAN ORUÇ TUTTUĞUNDA TOKSİN(VUCUDDAKİ ZARARLI MADDE)LERİN ATILIR O NEDENLE İLK BİRKAÇ GÜN HALSİZLİK VE BAŞ AĞRISI OLUR VUCUTTAN TOKSİNLER ATILINCA GEÇER

85-) RAMAZANDA MÜSLÜMAN  HACET(DİLEK) NAMAZI KILAR
RAHMET KAPILARININ AÇIK OLDUĞU ŞU MÜBAREK RAMAZANDA HER TÜRLÜ HACETİMİZİN GİDERİLMESİ İÇİN HACET NAMAZI KILAR VE ALLAHA(CC) HACETİMİZİN KABULU İÇİN DUA EDERİZ


HACET NAMAZI NEDİR?
Hacet Namazı (Dilek namazı): Dünyası ya da ahireti için bir isteği, dileği bulunan kişinin kıldığı dört rekatlık bir namazdır.
Mendûb olan hâcet namazı, yatsı namazından sonra iki, dört ya da on iki rekât olarak kılınır. Hz. Peygamber`den gelen bir rivâyete göre hâcet namazının ilk rekâtında Fâtiha`dan sonra üç defa Âyetel-Kürsî, diğer rekâtta (ya da rekâtlarda) da Fâtiha`dan sonra birer defa İhlâs ve Muavvizeteyn (Felâk ve Nâs) sûreleri okunur.
Her ihtiyâcını Allâh'a arzeden ve her fırsatta O'nu zikredip yücelten Rasûl-i Ekrem -sallallâhu aleyhi ve selem- her hangi bir ihtiyacı olan kimselere iki rek'at namaz kılmalarını tavsiye etmiştir:
HADİS. "Kimin Allâh'a veya her hangi bir insana ihtiyâcı hâsıl olursa önce abdest alsın, abdestini de güzelce alsın, iki rek'at namaz kılsın, sonra Allâh Teâlâ Hazretlerine senâda bulunsun, Rasûlullâh -aleyhi's-salâtü ve's-selâm-'a salât okusun, daha sonra da şu duâyı yapsın:
HACET DUASI 
HADİS: Lâ ilâhe illallâhu'l-halîmu'l-kerîm. Subhânallâhi Rabbi'l-arşi'l-azîm. Elhamdu lillâhi rabbi‘l-âlemîn; Es'eluke mucîbâti rahmetike ve azâime mağfiretik; ve'l-ismete min kulli zenbin ve'l-ganîmete min kulli birrin ve'sselâmete min kulli ism. Lâ teda' lî zenben illâ gaferteh; ve lâ hemmen illâ ferrecteh; velâ hâceten hiye leke rıdan illâ kadaytehâ. Yâ Erhame'r-râhimîn!" (Tirmizî, “Salât”, 140, 348).
MANASI
'Halîm ve kerim olan Allâh'tan başka ilâh yoktur. Arş-ı A'zam'ın rabbi noksan sıfatlardan münezzehtir. Âlemlerin Rabbi'ne hamd olsun. Allâhım! Rahmetine vesile olacak amelleri, mağfiretini celbedecek esbâbı taleb ediyor, her çeşit günahtan koruman için yalvarıyorum. Her çeşit iyilikten zenginlik, her çeşit günahtan selâmet diliyorum. Rabbim! Affetmediğin hiçbir günâhımı, kaldırmadığın hiçbir sıkıntımı bırakma! Rızâna uygun olan her türlü dileğimi yerine getir! Hangi amelden râzı isen onu ver, ey Rahîm olan, bana en ziyâde rahmet gösteren Rabbim!' bundan sonra dünyevî veya uhrevî her ne dilerse taleb eder, çünkü o dilek takdir edilir." (İbn-i Mâce, İkâme, 189; Tirmizî, Vitr, 17)
Hacet namazı nasıl kılınır? İki Rekat
HACET NAMAZI HAKKINDAKİ HADİSLER
HADİS: Allâh Rasûlü'nün hâcet namazı tavsiyesine sıkıca sarılan ashâbı, herhangi bir ihtiyaçları olduğunda Allâh'a ilticâ eder ve murâdlarına nâil olurlardı. Bir yaz günü bahçıvanı Enes -radıyallâhu anh-'e gelerek yağmur yağmadığından ve bahçenin kuruduğundan yakındı. Hz. Enes su getirterek abdest alıp namaza durdu. Selâm verdikten sonra bahçıvanına:
- Gökyüzünde bir şey görebiliyor musun? diye sordu. Bahçıvan:
- Göremiyorum, dedi. Enes -radıyallâhu anh- tekrar içeri girip namaz kıldı. Üçüncü yahut dördüncü kez bahçıvanına:
- Gökyüzünde bir şey görebiliyor musun? diye sorunca adam:
- Kuş kanadı gibi bir bulut görüyorum, dedi. Bunun üzerine Enes -radıyallâhu anh- namazını ve duâsını sürdürdü. Az sonra adam yanına girdi ve:
- Gök bulutla kaplandı ve yağmur yağdı, dedi. Hz. Enes:
- Haydi Bişr bin Şegaf'ın gönderdiği ata bin de yağmurun nerelere kadar yağdığını araştır, dedi.
Bahçivan ata binip etrâfı dolaştığında yağmurun Müseyyerîn köşkleriyle Gadbân sarayından öteye geçmediğini gördü ki Enes -radıyallâhu anh-'ın bahçesi de bu sınırlar dâhilindeydi. (İbn-i Sa'd, et-Tabakâtü'l-kübrâ, VII, 21-22)
HADİS: Ashâb-ı kirâm'ın hâcet namazı ile Allâh'a yönelip yalvarmalarına bir başka misâli de Enes bin Mâlik -radıyallâhu anh- şöyle anlatır:
Rasulullah -sallallâhu aleyhi ve selem-'in ashâbından Ebû Mı'lâk adında biri vardı. Bu zat başkaları ile ortaklık kurarak ticaret yapardı. Dürüst ve takvâ sâhibi biri idi. Bir defasında yine yola çıkmıştı.
Karşısına çıkan silahlı bir hırsız:
- Neyin varsa çıkar seni öldüreceğim, dedi. Ebu Mı'lâk:
- Maksadın mal almaksa al, dedi. Hırsız:
- Ben sâdece senin canını istiyorum, dedi. Ebu Mı'lâk:
- Öyleyse bana müsaade et de namaz kılayım dedi. Hırsız:
- İstediğin kadar namaz kıl, dedi. Ebu Mı'lâk namaz kıldıktan sonra üç defa şöyle duâ etti:
- Ey gönüllerin sevgilisi (Yâ Vedûd), ey yüce arşın sâhibi, ey dilediğini yapan Allâhım! Ulaşılmayan izzetin, kavuşulmayan saltanatın ve arşını kaplayan nûrun için beni şu hırsızın şerrinden korumanı istiyorum! Ey imdâda koşan Allâhım! Yetiş imdâdıma.
Ebu Mı'lâk duasını bitirir bitirmez, elindeki kargıyı kulakları hizâsında tutan bir süvârî peydâ oldu! Süvâri mızrağı hırsıza saplayıp onu öldürdü. Sonra da tâcire döndü. Tacir:- Kimsin sen? Kimsin sen? Allâh seni vasıta kılarak bana yardım etti, diye sorunca süvari:
- Ben dördüncü kat semâ ehlindenim. İlk duânı yapınca semânın kapılarının çatırdadığını işittim. İkinci defa duâ edince gök ehlinin gürültüsünü işittim. Üçüncü defa dua edince, zorda kalan biri dua ediyor, denildi. Bunu duyunca Allâh'tan, onu öldürmeye beni memur etmesini istedim. Allâh Teâlâ da kabul etti ve geldim. Şunu bil ki, abdest alıp dört rek'at namaz kılan ve bu duayı yapan kimsenin, zorda olsun veya olmasın duası kabul edilir, dedi. (İbn-i Hacer, el-İsabe, IV, 182)Namaz Bilgi Kartları: Hacet namazının kaç rekat olduğunu ve nasıl kılındığını gösterir
2 Rekat Hacet (Dilek) namazının kılınışı
2 REKAT HACET(DİLEK) NAMAZININ KILINIŞI
İki Rekatlık Hacet Namazı
1. Rekat
"Niyet ettim Allah rızası için Hacet namazı kılmaya" diye niyet ederiz
"Allahu Ekber" diyerek İftitah Tekbiri alır ve namaza başlarız
Sübhaneke'yi okuruz
Euzü-besmele çekeriz
Fatiha Suresini okuruz
3 defa Ayetel Kürsi okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz2. Rekat
Ayağa kalkarak Kıyama dururuz
Besmele çekeriz
Fatiha Suresini okuruz
Sırasıyla İhlas suresi, Felak ve Nas surelerini okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz
Oturarak Ettahiyyatu ve Allâhumme salli, Allâhumme Bârik ve Rabbenâ dualarını okuruz
"Es selâmu aleyküm ve rahmet'ullah" diye sağa ve sola selam vererek namazı tamamlarız
4 REKAT HACET(DİLEK) NAMAZI KILINIŞI
4 Rekat Hacet (Dilek) namazının kılınışı
Dört Rekatlık Hacet Namazı
1. Rekat
"Niyet ettim Allah rızası için Hacet namazı kılmaya" diye niyet ederiz
"Allahu Ekber" diyerek İftitah Tekbiri alır ve namaza başlarız
Sübhaneke'yi okuruz
Euzü-besmele çekeriz
Fatiha Suresini okuruz
3 defa Ayetel Kürsi okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz2. Rekat
Ayağa kalkarak Kıyama dururuz
Besmele çekeriz
Fatiha Suresini okuruz
Sırasıyla İhlas suresi, Felak ve Nas sûrelerini okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz
Oturarak Ettahiyyatu okuruz
3. Rekat
Ayağa kalkarak Kıyama dururuz
Besmele çekeriz
Fatiha Suresini okuruz
Sırasıyla İhlas suresi, Felak ve Nas surelerini okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz4. Rekat
Ayağa kalkarak Kıyama dururuz
Besmele çekeriz
Fatiha Suresini okuruz
Sırasıyla İhlas suresi, Felak ve Nas surelerini okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz
Oturarak Ettahiyyatu ve Allâhumme salli, Allâhumme Bârik ve Rabbenâ dualarını okuruz
"Es selâmu aleyküm ve rahmet'ullah" diye sağa ve sola selam vererek namazı tamamlarız
86-) RAMAZANDA MÜSLÜMAN BİN AYDAN ( 84 SENE) DAHA HAYIRLI KURANIN İNDİĞİ  KADİR GECESİNDE KADİR GECESİNİ İHYA EDER VE KADİR NAMAZI KILAR
KADİR GECESİ VE ÖNEMİ


Ramazan`ın 27`nci gecesi Kadir gecesidir.
Kur`an, bu gece Peygamber Efendimize inmeğe başlamıştır.
Bu geceyi ihyâ etmenin sevabı pek çoktur.
Kur`an`ın ifadesiyle bu gece, bin aydan hayırlıdır.
Bu gece ilâhî rahmetin coştuğu bir gecedir. Onun için bu gece mutlaka ibâdet ile ihyâ edilmelidir.
İslam'ın mübarek ayı Ramazan'ın son on gününde gizlenmiş olan Kadir Gecesi, inananlar için bir ışık kaynağıdır
Bu gece, bin aydan daha hayırlı olduğu vahiy yoluyla belirtilmiş, Kur'an'ın ilk indirilmeye başlandığı zamanı temsil eder. Müslümanlar için, Kadir Gecesi bir fırsat penceresidir. Duaların kabul olduğu, günahların affedildiği ve manevi yükselişin doruklarına ulaşıldığı bir zaman dilimidir. Bu eşsiz gecenin değerini tam anlamıyla kavrayabilmek için, özel ibadetlerle ona yaklaşma arzusu vardır.
    Kadir Gecesi, İslam inancına göre Ramazan ayının son on gününde bulunan, mübarek gece olarak kabul edilen önemli bir gecedir. Bu gece, Kur'an'ın indirilmeye başlandığı gece olarak kabul edilir ve bin aydan daha hayırlı olduğu belirtilir. Müslümanlar için büyük bir kıymet taşıyan Kadir Gecesi'nde yapılan ibadetlerin sevabı, diğer gecelere nazaran çok daha fazladır.
KADİR GECESİNDE KILINAN 100 REKAT NAMAZIN ANLAM VE ÖNEMİ
100 Rekatlık Namazın Anlamı ve Önemi
Kadir Gecesi'nde yapılan ibadetlerden biri, 100 rekatlık özel bir namazdır. Bu namaz, Kadir Gecesi'nin kutsallığı ve önemi dolayısıyla yapılır. 100 rekatlık namaz, bir gelenek olarak değil, bizzat Peygamber Efendimiz'in tavsiyesi ve uygulamasıyla öne çıkmıştır.
KADİR GECESİNDE 100 REKAT NAMAZ NASIL KILINIR
100 Rekatlık Namaz Nasıl Kılınır?
● Niyyet ve İstiğfar: Namaz kılmadan önce niyet edilir ve istiğfar (günahları affetme) yapılır. Kalpten samimi bir niyetle Allah'a yönelmek önemlidir.
● Tevbe ve İstiğfar: Namaza başlamadan önce, kalpten bir tevbe ve istiğfar ile günahlardan arınmak gerekir. Temiz bir niyetle ibadete başlamak önemlidir.
● Tesbih Namazı: 100 rekatlık namaz, tesbih namazı olarak bilinir. Her rekatta Fatiha suresi ve her rekatin sonunda 10 defa "Subhanallah, Alhamdulillah, Allahu Ekber" tesbihatı yapılır.
● Dua ve İbadet: Namazın her rekatında, Kadir Gecesi'nin bereketinden ve mağfiretinden istifade etmek için dua edilir. Kalpten gelen samimi dualar, kabul olma ihtimali daha yüksektir.
● İkinci Rekat ve Sonrası: Her iki rekat sonunda bir kere Fatiha ve on kere "İhlas" suresi okunur. Toplamda 100 rekatlık namaz için 50 kere ikili rekât kılınır.
● Tahşiye-i Kalb: Namaz sonunda, kalp ve dil ile Allah'a yönelerek teşekkür ve ibadetin kabulünü dilemek önemlidir. Kalpteki samimiyet, ibadetin değerini artırır.
● Zikir ve Dua: Namaz sonrası yapılan zikirler ve dualar da son derece önemlidir. Allah'a şükür ve hamd etmek, Kadir Gecesi'nde yapılan ibadetlerin tamamlanmasını sağlar.Bu geceye mahsus bir namaz yoksa da, en az iki rek`at, en çok bin rek`at, normali olarak da 100 rek`at namaz kılınacağı söylenir.
İki rek`at kılındığı takdirde, her rek`atta 200 âyet okumak, 100 rek`at kılındığında da, her rek`atinde Fâtiha`dan sonra Kadr sûresiyle 3 İhlâs sûresi okunup iki rek`atta bir selâm vermelidir.
BOL BOL BU DUA YAPILIR
اَللّهُمَّ اِنَّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنّى "Allahümme inneke afüvvün tühıbbü`l-afve fa`fü annî yani, "Ya Rabbî! Sen afvedicisin; afvı, bağışlamayı seversin, beni afvet" duası da çok çok söylenmelidir.
87-) RAMAZANDA MÜSLÜMAN DUALARIN KABUL OLDUĞU ŞU MÜBAREK RAMAZANDA TEVBE İSTİĞFAR GETİRİR İMANINI VE NİKAHINI TAZELER  
TEVBE İSTİĞFAR 


Sayın okurlarım tövbe istiğfar hakkında 3 Ayet yazacağım
AYET:(Ali imran.135)”Onlar günah işledikleri veya kendilerine zulmettikleri zaman Allah’ı anarak günahlarının bağışlanmasını dilerler.”
AYET:(Nisa.110)”Rabbine hamd ile tesbih et ve ondan bağışlama dile şüphesiz ki o tövbeleri kabul edendir.”
AYET:(Ali imran.17)”Ve seher vaktinde bağışlama dileyenler.”
HADİS. ”Tövbe ve istiğfara devam eden kimseye Yüce Allah her sıkıntıdan kurtuluş ve her darlıktan genişlik verir. ummadığı yerden kendisini rızıklandırır.”
HADİS: ”Ben günde 70 defa Allaha tövbe ve istiğfar ederim.”
TEVBE İSTĞFAR ŞÖYLE GETİRİLİR:
 (Başka çeşitleri de vardır)Esteğfurullah esteğfurullah esteğfurullah el azim, el kerim, errahim, ellezi lailahe illahuel hayyal gayyume veetubu ileyh. Tevbete ğabdin zalimin binefsihi la yemliku binefsihi, meyten vela hayaten vela nuşura ilahi yarabbi ilahi yarabbi ilahi yarabbi Küçüklüğümden bu ana gelinceye kadar elimden dilimden ve bütün azalarımdan her ne kadar günah işledim ise hepsine tövbe ettim nadim oldum, bir dahi işlememesiye azmi cezmi kasteyledim. Peygamberlerin evveli Adem (as) sonuncusu bizim Peygamberimiz Muhammet Mustafa sellalalahu aleyhi vesellem arasında her ne kadar peygamber geldi ve geçti ise hepsi haktır ve gerçektir hepsine inandık ve iman getirdik. Kelimei tevhit( lailahe illallah muhammedun resululullah)”Allah birdir ve ondan başka ilah yoktur. Muhammet Mustafa (sav) onun kulu ve elçisidir.”Amentübillahi (ben Allahın varlığına ve birliğine inandım ve iman getirdim.)Vemelaiketihi (Ben Allahın meleklerine inandım ve iman getirdim.)Ve kütübihi( Ben Allahın kitaplarına inandım ve iman getirdim. Ve rusulihi(Ben Allahın peygamberlerine inandım ve iman getirdim.)velyevmil ahiri(Ahiret gününe inandım ve iman getirdim) ve bilkaderi hayrihi veşerrihi(hayır ve şerrin Allahtan geldiğine ve kadere inandım ve iman getirdim)minellahi teala velbeğsu bağdel mevt(Öldükten sonra tekrar dirileceğimize inandım ve iman getirdim.)Kelimei şehadet(Eşhedü enlailahe illelleh ve eşhedü enne muhammeden ğabduhu ve resuluh)” Ben şahitlik ederim ki Allah birdir ve onadan başka ilah yoktur ve ben yine şahitlik ederim ki peygamberimiz Muhammet mustafa(sav) onun kulu ve elçisidir.”Allahümme inni uridu en üceddidel imani vennikahi tecdiden bi kavlihi lailahe illellah mauhammeden resulullah (3 kere)Ya rabbi tazelemiş olduğum imanımı ve nikahımı ahseni kabul ile makbul ve kabul eyle yarabbi.
88-) RAMAZANDA MÜSLÜMAN YATSI NAMMAZIINDAN ÖNCE  TERAVİH NAMAZI KILAR
Ramazan gecelerinde yatsı namazıyla birlikte ister evde ister camide 20 rekat teravih namazı kılınmasını sağlar.  

TERAVİH NAMAZININ TEK BAŞINA KILINIŞI
Teravih namazının tek başına kılınışı
- Yatsı namazının farzı ve son sünneti kılındıktan sonra teravih namazına başlanır.
- İlk olarak Euzü Besmele çekilerek teravih namazına niyet edilir; "Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya". Sonra iftitah tekbirini alıp eller bağlanır.
1. Rekat;
- Sırasıyla "Sübhaneke" okunur, "Euzü besmele" çekilerek "Fatiha suresi" ile birlikte "Sure" okunur. Rüku ve secde yapılır ve onra ikinci rekata kalkılır.
2. Rekat;
- "Besmele, Fatiha ve sure" okunur rüku ve secde yapılır ardından tahiyyata (oturuş) oturulur. İki rekat şeklinde kılınacaksa; "Ettehiyyatü duası, Salli Barik duaları ve Rabbena duaları" okunur ve selam verilerek namaz tamamlanır. Dört rekat olarak kılınacaksa; ilk oturuşa oturulduğunda "Ettehiyyatü duası ve Salli Barik duaları" okunur sonra üçüncü rekata kalkılır.
3. Rekat;
- Sırasıyla "Sübhaneke", "Euzü besmele, Fatiha ve sure" okunur, rüku ve secdenin ardından dördüncü rekata kalkılır.
4. Rekat;
- "Besmele, Fatiha ve sure" okunur, rüku secde yapılırak oturulur. Bu oturuşta "Ettehiyyatü duası, Salli Barik duaları ve Rabbena duaları" okunduktan sonra sağ ve sol tarafa selam verilir. Böylece teravih namazının ilk dört rekatı kılınmış olur.
89-) RAMAZANDA MÜSLÜMAN  CAMİYE GİRİLDİĞİNDE KILINAN TEHİYYATÜL MESCİT NAMAZI KILAR


Ramazanda camiye sık giden oruçlu camiye girdiğinde camiyi selamlama saygı namazı olan Tehiyyatül mescit namazı kılar 
TAHİYYATÜL MESCİT NAMAZI İLE İLGİLİ HADİSLER
Tahiyyetü'l Mescid Namazı ile İlgili Hadis-i Şerif:
HADİS: Ebû Katâde birgün Mescid-i Nebevî’ye geldi. Rasûl-i Ekrem Efendimiz’in ashâb-ı kirâm arasında oturduğunu görünce, o da gelip yanlarına oturdu. Bunun üzerine Allâh Resûlü Ebû Katâde’ye dönerek:
“– Oturmadan önce iki rekât namaz kılmana ne mâni oldu?” diye sordu. Ebû Katâde de:
– Yâ Resûlallâh! Senin ve cemâatin oturduğunu gördüm, (bu sebeple kılmadım), dedi. Bunun üzerine Nebiyy-i Muhterem -sallallâhu aleyhi ve sellem-:
“– Biriniz mescide girdiğinde, iki rekât namaz kılmadan oturmasın.” buyurdu. (Müslim, Müsâfirîn, 70)
Tahiyyetü'l Mescid Namazı Kaç Rekattır: Tahiyyetü'l Mescid Namazı 2 rekat olarak kılınır.
Tahiyyetü'l Mescid Namazı Ne Zaman Kılınır: Namaz kılmanın mekruh olduğu kerahat vakitler haricinde bir mescide girince her zaman kılınabilir.
2 Rekat Tahiyyetü'l Mescid Namazının Kılınışı
TAHİYYATÜL MESCİT NAMAZININ KILINIŞI
1. Rekat"Niyet ettim Allah rızası için Tahiyyetü'l Mescid Namazı kılmaya" diye niyet ederiz.
"Allahu Ekber" diyerek İftitah Tekbiri alır ve namaza başlarız.
Subhaneke'yi okuruz.
Euzü-besmele çekeriz.
Fatiha okuruz.
Kur'an'dan en az, kısa üç ayet veya üç ayet miktarı uzun bir âyet okuruz.
Rüku'ya gideriz.
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz.
2. RekatAyağa kalkarak kıyama dururuz.
Besmele çekeriz.
Fatiha okuruz.
Kur'an'dan en az, kısa üç ayet veya üç ayet miktarı uzun bir âyet okuruz.
Rüku'ya gideriz.
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz.
Oturarak Ettahiyyatu ve Allâhumme salli, Allâhumme Bârik ve Rabbenâ dualarını okuruz.
"Es selâmu aleyküm ve rahmet'ullah" diye sağa ve sola selam vererek namazı tamamlarız.
90-) RAMAZANDA MÜSLÜMAN  AKŞAM VE YATSI NAMAZI ARASINDA KILINAN  EVVABİN NAMAZI KILAR 


Evvabin namazı Akşam namazı ile Yatsı namazı arasında kılınan 6 rekatlık nafile namazdır. oruçlu kimse başka zamanlarda belki ihmal ettiği bu namazı ramazan boyunca kılar inşaallah alışır Ramazandan sonra kılamayada devam eder
EVVABİN TEVBE EDEN SIĞINAN DEMEKTİR
Evvabin namazı: Evvâb "tevbe eden, sığınan" anlamına gelir. Evvabin, evvab kelimesinin çoğulu olup, tevbe ve istiğfar ederek Allah Teâlâ'ya çokca yönelen kişi demektir. Bu namaz altı rekât olup akşam namazından sonra, bir iki veya üç selâmla kılınır.
Ammâr b. Yâsir (r. anhümâ)'den şu hadis rivayet edilmiştir:
HADİS: "Her kim akşam namazından sonra altı rekat namaz kılarsa denizin köpükleri kadar da olsa Allah Teâlâ onun günahlarını mağfiret eder."
Akşam namazının sünnetinden sonra iki ilâ altı rekat arasında kılınan nafile namaza da "evvabin" denilmiştir.
HADİS: Hz. Peygamber, akşam namazından sonra altı rekat nafile namaz kılanın evvâbinden (günah işleyip, arkasından hemen tövbe eden kimselerden) sayılacağını bildirmiş ve arkasından da şu ayeti okumuştur:
AYET: "Rabbiniz, içinizden geçenleri çok iyi bilir. Eğer salih kimseler olursanız, şüphesiz Allah tövbe edenleri affedicidir" (el-İsrâ, 17/25 ; bk. İbn Kesir, Tefsir, İstanbul 1985, V, 64, 65; Şürünbülâli, Şerhu Nüri'l-İzah, İstanbul 1984. s.74)
Evvabin namazı kılınışı
EVVABİN NAMAZI KILINIŞI
Hz. Sevbân'dan nakledilen şu hadis de, evvâbin namazının önemini belirtir:
HADİS: "Allah Rasûlü, günün yarısından sonra namaz kılmayı severdi. Hz. Âişe, Ya Resulullah, sen bu saatte de mi namaz kılmayı seviyorsun? dedi. Resulullah (s.a.s.): "Bu saatte gök kapıları açılır ve Hak Teâla hazretleri, bu saatte kullarına rahmetle bakar. Bu namaz Âdem, Nuh, İbrahim ve İsâ'nın devam ettikleri bir namazdır" buyurdular (el-Askalânî, Bulûgu'l Merâm, Terc. A. Davudoğlu, II, 48). HADİS: Evvâbin namazının dört rekât olduğuna dâir çeşitli hadisler nakledilmiştir. Akşam namazından sonra ve altı rekât kılındığına dâir hadisler de nakledilir ve bunların uygulamada daha yaygın olduğu bilinmektedir (Tirmizî, Salat, 32 1) .
HADİS: Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: Hz. Peygamber Evvabin namazına devam ettiği kadar Duha namazına devam etmezdi. (Hakim, fil-Mustedrek)
HADİS: "Bir kimse Akşam namazından sonra hiç konuşmadan altı rekat namaz kılsa, o namaz (sevap bakımından) on iki senelik ibadete denk olur." (Tirmizi, Mevakit, 204)
Evvabin namazının vakti: Akşam namazı ile yatsı namazı arasıdır.
Evvabin namazının kılınışı
EVVABİN NAMAZININ KILINIŞI
Altı Rekatlık Evvabin Namazının kılınışı
1. Rekat
"Niyet ettim Allah rızası için Altı rekat evvabin namazını kılmaya" diye niyet ederiz
"Allahu Ekber" diyerek İftitah Tekbiri alır ve namaza başlarız
Sübhaneke'yi okuruz
Euzü-besmele çekeriz
Fatiha Suresini okuruz
Kur'an'dan bir sure okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz2. Rekat
Ayağa kalkarak Kıyama dururuz
Besmele çekeriz
Fatiha Suresini okuruz
Kur'an'dan bir sure okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz
Oturarak Ettahiyyatu okuruz
3. Rekat
Ayağa kalkarak Kıyama dururuz
Besmele çekeriz
Fatiha Suresini okuruz
Kur'an'dan bir sure okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz4. Rekat
Ayağa kalkarak Kıyama dururuz
Besmele çekeriz
Fatiha Suresini okuruz
Kur'an'dan bir sure okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz
Oturarak Ettahiyyatu okuruz
5. Rekat
Ayağa kalkarak Kıyama dururuz
Besmele çekeriz
Fatiha Suresini okuruz
Kur'an'dan bir sure okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz
6. Rekat
Ayağa kalkarak Kıyama dururuz
Besmele çekeriz
Fatiha Suresini okuruz
Kur'an'dan bir sure okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz
Oturarak Ettahiyyatu ve Allâhumme salli, Allâhumme Bârik ve Rabbenâ dualarını okuruz
"Es selâmu aleyküm ve rahmet'ullah" diye sağa ve sola selam vererek namazı tamamlarız
91-) RAMAZANDA MÜSLÜMAN GÜNEŞİN DOĞUŞUNDAN 45 DAKİKA SONRA KILINAN DUHA(KUŞLUK NAMAZI) KILAR 


İşrak veya duha (kuşluk) namazı ne zaman kılınır?
İşrak veya duhâ (kuşluk) namazı; güneşin doğup ufukta beş derece (bir mızrak boyu) yükselmesi ile kerâhet vakti çıktıktan sonra yani güneşin doğuşundan yaklaşık 40-50 dakika sonra ilk kuşluk vaktinde kılınır.
İŞRAK VEYA DUHA(KUŞLUK) NAMAZININ FAZİLETİ NEDİR?
İşrak veya duha (kuşluk) namazının fazileti nedir?
Bir kutsî hadiste bu namazın faziletine işaretle Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
HADİS: “Ey Âdemoğlu! Gününün ilk vakitlerinde benim için dört rekât nafile kılmaktan acizlik gösterme ki günün sonunda seni korumayı tekeffül edeyim.” (Ebû Dâvûd, Tatavvu’, 12)
İŞRAK VEYA DUHA(KUŞLUK) NAMAZI NASIL KILINIR?
İşrak veya duha (kuşluk) namazı nasıl kılınır?
HADİS: Hadis kaynaklarında kılınması teşvik edilen duhâ (kuşluk) namazı; dört, sekiz ve on iki rekât olarak kılınabilir (Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 78-83).
En az iki rekât olarak kılınabileceği konusunda da görüşler vardır.
Bu namazı; iki rekâtta bir selam vermek suretiyle kılmanın daha sevap olduğu kaynaklarda yer almaktadır.
Ancak dört rekâtta bir de selam verilebilir (Tahtâvî, Hâşiye, s. 395).
Besmele çekilerek duha namazına şöyle niyet edilir:
“Niyet ettim Allah’ım senin rızan için duha namazını kılmaya.”
Sonra tekbir alınır ve eller erkeklerde göbek hizasına, kadınlarda ise göğüs hizasına bağlanır.
1. Rekat
- Sübhaneke,
- Euzü besmele,
- Fatiha Suresi,
- Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur'an-ı Kerim okunur,
- Rükû (3 defa "Sübhane Rabbiyel Azîm"),
- Peşpeşe 2 secde (Her secdede 3'er defa, "Sübhane Rabbiyel Aliyyil âlâ").
2. Rekat
- Besmele,
- Fatiha Suresi,
- Zammı sure veya zammı sure yerine geçecek miktarda Kur'an-ı Kerim okunur,
- Rükû (3 defa "Sübhane Rabbiyel Azîm"),
- 2 defa Secde (Her secdede 3'er defa "Sübhane Rabbiyel Aliyyil âlâ"),
- Tahiyyata oturulur. Ettehiyyatü, salli ve bârik duaları okunarak önce sağ tarafa, sonra sol tarafa selam verilir.
- Selam verilirken; "esselamü aleyküm ve rahmetullah" denilir
.92-) RAMAZANDA MÜSLÜMAN TESBİH NAMAZI KILAR
Tesbih namazındaki her rekatta okunan tesbih adedi 75'tir. Dört rekatta 300 adet tesbih okunmuş olur.
Tesbih edilerek kılınan nafile namazlardan biri. Tesbih namazı, mendup (sevabı çok) olan namazlardan biridir. Arapça bir kelime olan tesbih, Allah`ı noksan sıfatlardan tenzih etme ve ululama manasına gelir. Dört rekat olan bu namazda üçyüz defa "Subhânellâhi ve'l-hamdü li'llâhi ve lâ ilâhe illallâhü va'llâhu ekber" dendiği için bu adı almıştır.
İbn-i Abbâs ve Ebû Râfî -radıyallâhu anhüm- anlatıyor: Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve selem- Abbâs bin Abdülmuttalib'e dediler ki:
BU NAMAZI YAPABİLİRSEN HERGÜN KIL BUNA GÜCÜN YETMEZSE HAFTADA BİR KIL BUNA GÜCÜN YETMEZSE AYDA BİR ONADA GÜCÜN YETMEZSE SENEDE BİR RAMAZANDA KIL
HADİS: "Ey Abbâs, ey amcacığım! Sana bir iyilik yapayım mı? Sana bağışta bulunayım mı? Sana ikram edeyim mi? Sana on hasleti nasıl yapacağını bildireyim mi? Eğer sen bunu yaparsan Allâh senin bütün günahlarını; önceki-sonraki, eski-yeni, hatâen yapılan, kasden yapılan, küçük-büyük, gizli-açık yani hepsini affeder. Bu on haslet şunlardır: dört rek'at namaz kılarsın. Her bir rek'atte Fâtiha sûresi ve bir sûre okursun. Birinci rek'atte kıraati tamamlayınca, ayakta olduğun hâlde on beş kere 'subhânellâhi ve'l-hamdü li'llâhi ve lâ ilâhe illallâhü va'llâhu ekber' dersin. Sonra rükû yapıp orada aynı tesbihi on kere söylersin, rukûdan başını kaldırır on kere daha söylersin. Daha sonra secde yapıp aynı tesbihi on kere söylersin. Secdeden başını kaldırınca da on kere tekrarlarsın. Tekrar secdeye varıp yine on kere aynı tesbihi söylersin. İkinci secdeden başını kaldırınca da on kere söylersin. Böylece bir rekatte bunları yetmiş beş defâ söylemiş olursun
Aynı şeyleri dört rek'atte de yaparsın. Dilersen bu namazı her gün bir kere kıl. Her gün yapamazsan haftada bir kere, haftada yapamazsan ayda bir kere, o da olmazsa yılda bir kere yap. Yılda bir kere de kılamazsan hiç olmazsa ömründe bir kere yap." (Ebû Dâvud, Tatavvu', 14; Tirmizî, Vitr, 19)
Bütün namazlarda olduğu gibi, tesbih namazında da, Kur`an`dan bir şey okunacağı zaman, Kur`an`ın herhangi bir yerinden okumak mümkündür. "Şu sure okunmaz veya mutlaka şu sureyi okumak gerekir" diye bir şey yoktur. Ancak İbn Abbas`a: "Bu namaz için belirlenmiş bir sure biliyor musun?" diye sorulunca: "Evet, Tekâsur, el-Asr, el-Kâfirûn, ve el-İhlâs" diye cevap vermiştir (Fetavayi Hindiyye, Mısır 1323, I, 119)
Tesbih namazı nasıl kılınır?
TESBİH NAMAZI 4 REKATTIR KILNIŞI
Tesbih Namazı kaç rekattır: Tesbih namazı 4 rekat kılınan nafile bir namazdır. Tesbih namazının her rekatındaki tesbih: 'Subhânellâhi ve'l-hamdu li'llâhi ve lâ ilâhe illallâhu va'llâhu ekber' şeklindedir.
Tesbih namazının kılınışı
1. Rekat
"Niyet ettim Allah rızası için Tesbih namazı kılmaya" diye niyet ederiz
"Allahu Ekber" diyerek Tekbir alır ve namaza başlarız
Subhaneke'yi okuruz. 15 kere tesbih söyleriz
Euzü-besmele çekeriz ve Fatiha okuruz
Tekâsur Suresini okuruz ve 10 kere tesbih söyleriz
Rüku'ya gideriz ve Rukuda Üç kere, "Subhâne rabbiye'lazim" dedikten sonra 10 kere tesbih söyleriz.
Rüku'dan Rükûdan, "Semiallahu limen hamideh, Rabbena leke'l-hamd" denilerek kalkarız ve 10 kere tesbih söyleriz.
Sonra Secde'ye gidip, secdede üç defa "Subhane rabbiye'l-a'lâ" dedikten sonra secdede 10 kere tesbih söyleriz.
Secdeden başımızı kaldırıp 10 kere tesbih söyleriz.
Tekrar Secde'ye gidip, secdede üç defa "Subhane rabbiye'l-a'lâ" dedikten sonra secdede 10 kere tesbih söyleriz.2. Rekat
Ayağa kalkarak Kıyama dururuz
Fatiha'dan önce, 15 kere tesbih söyleriz
Fatiha okuruz
Asr Suresini okuruz ve 10 kere tesbih söyleriz
Rüku'ya gideriz ve Rukuda Üç kere, "Subhâne rabbiye'lazim" dedikten sonra 10 kere tesbih söyleriz.
Rüku'dan Rükûdan, "Semiallahu limen hamideh, Rabbena leke'l-hamd" denilerek kalkarız ve 10 kere tesbih söyleriz.
Sonra Secde'ye gidip, secdede üç defa "Subhane rabbiye'l-a'lâ" dedikten sonra secdede 10 kere tesbih söyleriz.
Secdeden başımızı kaldırıp 10 kere tesbih söyleriz.
Tekrar Secde'ye gidip, secdede üç defa "Subhane rabbiye'l-a'lâ" dedikten sonra secdede 10 kere tesbih söyleriz.
İkinci rek'atte oturduğmuzda, Et-tahiyyatu, Allâhumme salli ve Allâhumme Bârik okunur.
3. Rekat
Ayağa kalkarak Kıyama dururuz
Subhaneke'yi okuruz. 15 kere tesbih söyleriz
Fatiha okuruz
Kafirûn Suresini okuruz ve 10 kere tesbih söyleriz
Rüku'ya gideriz ve Rukuda Üç kere, "Subhâne rabbiye'lazim" dedikten sonra 10 kere tesbih söyleriz.
Rüku'dan Rükûdan, "Semiallahu limen hamideh, Rabbena leke'l-hamd" denilerek kalkarız ve 10 kere tesbih söyleriz.
Sonra Secde'ye gidip, secdede üç defa "Subhane rabbiye'l-a'lâ" dedikten sonra secdede 10 kere tesbih söyleriz.
Secdeden başımızı kaldırıp 10 kere tesbih söyleriz.
Tekrar Secde'ye gidip, secdede üç defa "Subhane rabbiye'l-a'lâ" dedikten sonra secdede 10 kere tesbih söyleriz.4. Rekat
Ayağa kalkarak Kıyama dururuz
Fatiha'dan önce, 15 kere tesbih söyleriz
Fatiha okuruz
İhlas Suresini okuruz ve 10 kere tesbih söyleriz
Rüku'ya gideriz ve Rukuda Üç kere, "Subhâne rabbiye'lazim" dedikten sonra 10 kere tesbih söyleriz.
Rüku'dan Rükûdan, "Semiallahu limen hamideh, Rabbena leke'l-hamd" denilerek kalkarız ve 10 kere tesbih söyleriz.
Sonra Secde'ye gidip, secdede üç defa "Subhane rabbiye'l-a'lâ" dedikten sonra secdede 10 kere tesbih söyleriz.
Secdeden başımızı kaldırıp 10 kere tesbih söyleriz.
Tekrar Secde'ye gidip, secdede üç defa "Subhane rabbiye'l-a'lâ" dedikten sonra secdede 10 kere tesbih söyleriz.
Dördüncü rek'atte oturduğumuzda, Et-tahiyyatu ve Allâhumme salli, Allâhumme Bârik ve Rabbenâ dualarını okuruz. Önce sağa, sonra sola; "Es-selamü aleykum ve rahmetullah" diyerek selam veririz.Tesbih namazındaki her rekatta okunan tesbih adedi 75'tir. Dört rekatta 300 adet tesbih okunmuş olur.
93-) RAMAZANDA MÜSLÜMAN TÖVBE NAMAZINI KILAR


Tövbelerin kesinlikle kabul edileceği bildirilen mübarek Ramazan ayında oruçlu tevbe namazı kılar oruç ona tevbe namazı kıldırmış olur.
Allâh'a karşı bir gaflet eseri olarak veya nefse uyarak günah işlendiğinde onun kefâreti olarak büyük bir nedâmet içerisinde O'na teveccüh etmek gerekmektedir. Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır:
AYET: "Şeytan seni bir kötülüğe sevketme girişiminde bulunursa, hemen Allah'a sığın." (Fussilet (41), 36)
Kötülük yapan bir kimsenin bunun yerine iyilik yapması, kötülüğü iyilikle defetmesi istenmektedir.
Bir sabah Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem müezzini Bilâl'i çağırdı ve ona:
HADİS: -"Bilâl! Hangi ameli yaparak benden önce cennete girdin? Dün gece cennette, senin ayakkabılarının tıkırtısını önümde duydum" diye sordu. Bilâl -radıyallâhu anh- de:
- Yâ Rasûlallâh! Ne zaman bir günah işlesem arkasından hemen kalkıp iki rek'at namaz kılarım, abdestim bozulduğunda da vakit geçirmeden hemen abdest alırım. (Her abdest aldığımda da Allâh'ın üzerimde iki rek'ât namaz hakkı olduğunu düşünürüm ve kılarım) dedi. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem -aleyhi's-salâtü ve's-selâm-:
- "İşte bunun sâyesinde" buyurdular. (İbn Huzeyme, Sahîh, II, 213 (1209)
Tevbe namazının kılınış tablosu
Tevbe namazının kaç rekat olduğunu ve nasıl kılındığını gösterir
Tevbe Namazının kılınışı
TEVBE NAMAZININ KILINIŞI
2 Rekatlık Tevbe Namazı
1. Rekat
"Niyet ettim Allah rızası için iki rekat Tevbe namazı kılmaya" diye niyet ederiz
"Allahu Ekber" diyerek İftitah Tekbiri alır ve namaza başlarız
Sübhaneke'yi okuruz
Euzü-besmele çekeriz
Fatiha Suresini okuruz
Kur'an'dan bir sure okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz2. Rekat
Ayağa kalkarak Kıyama dururuz
Besmele çekeriz
Fatiha Suresini okuruz
Kur'an'dan bir sure okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz
Oturarak Ettahiyyatu ve Allâhumme salli, Allâhumme Bârik ve Rabbenâ dualarını okuruz
"Es selâmu aleyküm ve rahmet'ullah" diye sağa ve sola selam vererek namazı tamamlarız
94-) RAMAZANDA MÜSLÜMAN  İSTİHARE NAMAZI KILAR


Hayırlı bir işi için istihareye yatmak için elbette en uygun zaman ramazan ayıdır oruç istihare yaptırır ve namazını kıldırır.
İSTİHARE NEDİR? 
İstihâre "hayırlı olanı istemek" anlamına gelir. İnsanlar, kendileri için önemli olan bir karar verecekleri veya bir seçim yapacakları zaman, bazan belki eldeki verilerin yetersizliği sebebiyle veya çeşitli sebeplerle dünya ve âhiret bakımından kendileri için hangi seçimin hayırlı olacağını kestiremezler ve bunu bilmek için çeşitli çarelere başvururlar.
HADİS:  Meselâ, Peygamberimiz’in nübüvvetle görevlendirildiği sıralarda Araplar'dan bir kimse yolculuğa çıkmak istediğinde, bu yolculuğun kendisi için hayırlı olup olmadığını anlamak için fal oklarına başvururdu. Peygamberimiz bu âdeti kaldırarak onun yerine istihâreyi getirmiştir.
İstihare namazının kılınış tablosu
 İstihare namazının kaç rekat olduğunu ve nasıl kılındığını gösterir
Bir şeyin kendisi hakkında hayırlı olup olmadığına dair. Manevi bir işarete kavuşmak için kılınan iki rekatlık bir namazdır. Birinci rekatta "Kafirun Suresini" İkinci rekatta "İhlâs Suresini" okumak mustahaptır. Namazdan sonra İstihâre Duası okunur (İstihare duası için bakınız: Delilleriyle İslam İlmihali, Prof. Dr. Hamdi DÖNDÜREN, s. 350),
 sonra da abdestli olarak kıbleye yönelip yatılır. Rüyada beyaz veya yeşil görülmesi hayır ve iyiliğe; siyah veya kırmızı görülmesi ise şerre işarettir.
İstihare namazı kılınışı
İSTİHARE DUASI
İstihare Duasının Arapça Yazılışı

اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ، وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ ﴿١﴾ فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلاَ أَقْدِرُ، وَتَعْلَمُ وَلاَ أَعْلَمُ، وَأَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ ﴿٢﴾ اَللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ -وَيُسَمِّي حَاجَتَهُ- خَيْرٌ ليِ فيِ دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ ﴿٣﴾ فَاقْدُرْهُ ليِ وَيَسِّرْهُ ليِ ثُمَّ بَارِكْ ليِ فِيهِ ﴿٤﴾ وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأمْرَ شَرٌّ ليِ فيِ دِينيِ وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ- فَاصْرِفْهُ عَنيِّ وَاصْرِفْنيِ عَنْهُ وَاقْدُرْ لِيَ الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنيِ بِهِ﴿٦

İstihare Duasının Türkçe Okunuşu
İSTİHARE DUASI TÜRKÇE OKUNUŞU
"Allâhumme inni estehiruke bi ilmike ve estakdiruke bi kudretike ve es'eluke min fadlike'l-azim. Fe inneke takdiru ve lâ akdiru ve ta'lemu ve lâ a'lemu ve ente allâmu'l guyûb. Allâhumme inkunte ta'lemu enne hâza'l-emre hayrun li fi dini ve meâşi ve âkıbeti emri ve âcili emri ve âcilihi. Fekdurhu li ve yessirhu li summe bârik li fihi. Ve in kunte ta'lemu enne hâza'l-emre şerrun li fi dini ve maâşi ve âkıbeti emri ve âcili emri ve âcilihi f'asrifhu anni va'srifni anhu ve'kdur li el-Hayra haysu kâne. Summe ardihi bih." (Buharî, Teheccüd, 25, Deavât, 49, Tevhid, 10; Tirmizi, Vitr, 18; İbn Mace, Akâme, 188; Ahmet b. Hanbel, III/344).
İSTİHARE DUASI ANLAMI
İstihare Duasının Anlamı
Ey Allahım, ilmine güvenerek senden hakkımda hayırlısını istiyorum, gücüme güç katmanı istiyorum. Sınırsız lutfundan bana ihsan etmeni istiyorum. Ben bilmiyorum, ama sen biliyorsun, ben güç yetiremem ama sen güç yetirirsin. Ey Allahım! Yapmayı düşündüğüm bu iş, benim dinim, dünyam ve geleceğim açısından hayırlı olacaksa, bu işi benim hakkımda takdir buyur, onu bana kolaylaştır, uğurlu ve bereketli eyle. Yok eğer benim dinim, dünyam ve geleceğim için kötü ise, onu benden, beni ondan uzaklaştır. Ve hayırlı olan her ne ise sen onu takdir et ve beni hoşnut ve mutlu eyle!”
İstihare Duası, Arapça okunuşu ve Türkçe anlamı
İstihareye nasıl yapılır? İstihareye nasıl yatılır?
İSTİHARE NASIL YAPILIR İSTİHAREYE NASIL YATILIR? 
Peygamberimiz’in öğrettiği duanın anlamından da anlaşılacağı gibi istihâre, bir bakıma yapılacak işin hayırlı olmasını veya hayırlı ise gerçekleşmesini Allah'tan dilemek ve O'na danışmak demektir. 
İstihâre yapmak isteyen kişi, kalbinden her şeyi atarak ve kalbini bütünüyle bu işe teksif ederek iki rek‘at namaz kılmalı ve ardından Peygamberimiz’in öğrettiği bu duayı yapmalıdır. 
Samimi olarak yapıldığı takdirde Allah'ın hayırlısını lutfedeceğine ümit bağlanır, kalbe doğuş olabilir. İstihârenin sonucunda bir rahatlık ve ferahlık hissedilirse o işin hayırlı olacağına, buna karşılık sıkıntı ve darlık hissedilirse, olumsuz olacağına yorulur. İstihâre gündüz yapılabileceği gibi tam konsantre olmak, iyice yoğunlaşmak için geceleyin hemen yatmadan önce yapılması tavsiye edilir. İstihâre namazını kılıp yattıktan sonra, Allah bunu samimi olarak isteyenlere bir işaret veya ipucu verir. Birinci defada sonuç alınamazsa üç kere veya yedi defa tekrarlanabilir. Kişi bu duanın Arapça'sını okuyabileceği gibi Türkçe anlamını da okuyabilir. İstihâre için uykuya yatma ve rüya bekleme şartı yoktur.
İstihare namazının kılınışı
İSTİHARE NAMAZININ KILINIŞI
2 Rekatlık İstihare Namazı
1. Rekat
"Niyet ettim Allah rızası için iki rekat İstihare namazı kılmaya" diye niyet ederiz
"Allahu Ekber" diyerek İftitah Tekbiri alır ve namaza başlarız
Subhaneke'yi okuruz
Euzü-besmele çekeriz
Fatiha okuruz
Kafirun Suresini okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz2. Rekat
Ayağa kalkarak Kıyama dururuz
Besmele çekeriz
Fatiha okuruz
İhlas suresini okuruz
Rüku'ya gideriz
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz
Oturarak Ettahiyyatu ve Allâhumme salli, Allâhumme Bârik ve Rabbenâ dualarını okuruz
"Es selâmu aleyküm ve rahmet'ullah" diye sağa ve sola selam vererek namazı tamamlarız
95-) RAMAZANDA MÜSLÜMAN ŞÜKÜR NAMAZI KILAR


Oruç tutan kişi Ramazana kavuştuğu için  Allah(cc) a şükreder. Çünkü  günahlarından arınmış bir şekilde ve cehennemden kurtulmuş bir şekilde bayrama ulaşacaktır ne kadar şükretse azdır
Şükür namazı, nafile bir namazdır. Bu namaz bir felaketten, bir belâ ve musibetten kurtulunca yada güzel bir haber duyunca Allah’a olan şükrümüzü ifade etmek için kılınabilir. Peygamberimizin (s.a.v.) de bazı zamanlar bu şekilde namaz kıldığı bildirilmektedir. Ayrıca abdest alınınca ve kurban kesildikten sonra da şükür namazı kılınır.
ŞÜKÜR NAMAZININ KILINIŞI
Bir nimete kavuşan veya sıkıntıdan kurtulan kişi abdest aldıktan sonra
 “Niyet ettim Allah rızası için iki rekat şükür namazı kılmaya” diye niyet ettikten sonra iki veya dört rekat namaz kılar ve secdede Allah’a şükreder ve edebildiği kadar dua eder.
Şükür Namazı ile İlgili Hadis-i Şerif:
ŞÜKÜR NAMAZI İLE İLGİLİ HADİSLER
Peygamber Efendimiz, sevindiğinde veya sevindirici bir haber aldığında, Allâh’ın bu ihsânına şükretmek için secdeye kapanır ve namaz kılardı. (İbniMâce, Salât, 192)
Enes bin Mâlik (r.a.) şöyle anlatmaktadır:
HADİS: Nebiyy-i Ekrem Efendimiz, bir ihtiyacının görüldüğü husûsunda müjdelenmişti, bunun üzerine hemen secdeye kapandı. (İbn-i Mâce, Salât, 192)
Şükür Secdesi Nasıl Yapılır: 
ABDESTLİ BİR ŞEKİLDE NİYET EDİLİR ELLERİ KALDIRMADAN ALLAHU EKBER DİYEREK TEKBİR ALINIR SECDEYE VARILIR MÜMKÜN OLDUKÇA UZUN SECDEDE KALINIR SONRA KALKILIR TEK REKAT KILINABİLECEĞİ GİBİ İKİ REKATTA KILANABİLİR
Şükür secdesi aynen tilâvet secdesi gibidir. Abdestli bir şekilde şükür secdesine niyet edilir, eller kaldırılmadan “Allâhü Ekber” diyerek tekbir alınır, secdeye varılır, mümkün olduğu kadar uzun secde yapılır, sonra da kalkılır.
Şükür Namazı Kaç Rekattır: Şükür Namazı 2 rekat olarak kılınır.
ŞÜKÜR NAMAZI KERAHAT VAKİTLERİ DIŞINDA HER ZAMAN KILINIR
Şükür Namazı Ne Zaman Kılınır: Namaz kılmanın mekruh olduğu kerahat vakitler haricinde her zaman kılınabilir.
2 Rekatlık Şükür Namazı Nasıl Kılınır?
1. Rekat
“Niyet ettim Allah rızası için Şükür namazı kılmaya” diye niyet ederiz.
“Allahu Ekber” diyerek İftitah Tekbiri alır ve namaza başlarız.
Subhaneke’yi okuruz.
Euzü-besmele çekeriz.
Fatiha okuruz.
Kur’an’dan en az, kısa üç ayet veya üç ayet miktarı uzun bir âyet okuruz.
Rükuya gideriz.
Secdeye gideriz. Doğruluruz, tekrar secdeye gideriz.
2. Rekat
Ayağa kalkarak kıyama dururuz.
Besmele çekeriz.
Fatiha okuruz.
Kur’an’dan en az, kısa üç ayet veya üç ayet miktarı uzun bir âyet okuruz.
Rükuya gideriz.
Secdeye gideriz. Doğruluruz, tekrar secdeye gideriz.
Oturarak Ettahiyyatu ve Allâhumme salli, Allâhumme Bârik ve Rabbenâ dualarını okuruz.
“Es selâmu aleyküm ve rahmet’ullah” diye sağa ve sola selam vererek namazı tamamlarız.
96-) RAMAZANDA MUSLÜMAN  KURAN OKURKEN VEYA DİNLERKEN  SECDE AYETİNE GELİNCE TİLAVET SECDESİ YAPAR


Kuranın indiği Ramazan ayında elbette bol bol kuran okunmakta veya dinlenmektedir. kuranın içinde 14 yerde secde ayeti vardır işte bu ayetler okunduğunda veya dinlendiğinde tilavet secdesi yapılır.
Tilâvet secdesi, Kur'ân-ı Kerîm'de on dört yerde geçen secde âyetlerinden birini okumak veya işitmek durumunda yapılan secdeye denir.
SECDE ETMENİN FAZİLETİ
Peygamberimiz’in, içinde secde âyeti bulunan bir sûre okuduğunda secde ettiği, sahâbenin de onunla birlikte secde ettiği ve bazılarının alınlarını koyacak yer bulamadıkları rivayeti yanında bu konuya ilişkin olarak Peygamberimiz’in şöyle buyurduğu rivayet olunmaktadır:
HADİS: "Âdemoğlu secde âyetini okuyup secde edince, şeytan ağlar ve 'Vay benim halime! Âdemoğlu secde etmekle emrolundu ve hemen secde etti; cennet onundur. Ben ise secde etmekle emrolundum, ama secde etmekten kaçındım, bundan dolayı cehennem benimdir' diyerek oradan kaçar." (Müslim, “Îmân”, 35)
Secde âyetlerinin bir kısmında genel olarak müşriklerin yüce yaratıcının karşısında boyun bükmekten ve secde etmekten kaçındıkları anlatılmakta, bir kısmında ise müminler/muhataplar doğrudan secde etmekle emrolunmaktadır. Secde âyetlerinin bu muhtevası göz önünde bulundurulursa, bu âyetleri okuyan veya işiten kimsenin secde yapması, hem emre itaat etmek hem de secde etmekten kaçınanlara tepki göstermek ve muhalefet etmek anlamına gelmektedir. Bu bakımdan, tilâvet secdesiyle yükümlü olabilmek için her şeyden önce, dinlenen âyetin secde âyeti olduğunun bilinmesi gerekir.
Dinlediği âyetler arasında secde âyeti bulunduğunu bilmeyen kişinin secde etmesi gerekmez. Meselâ teyp, radyo ve televizyonda okunan Kur'an'ı dinlerken secde âyeti geçse ve dinleyen kişi bunun secde âyeti olduğunu bilmiyorsa onun secde etmesini beklemek doğru olmaz. Fakat okunan Kur'an'ın meâli veriliyorsa ve dinleyen kişi üslûptan veya lafızdan secde etmenin uygun olacağını çıkarıyorsa secde etmesi gerekir. Çünkü, ya bütün mahlûkatın Allah'ı tesbih ve tâzim ettiği, iyi kullarının Allah'a secde ettikleri anlatılıyordur, ya da müşriklerin secde etmekten kaçındıkları söz konusu edilmiştir. Her iki halde de dinleyen kişinin, içinden müminlerin secde edişini tasvip, inanmayanların itaatsizliğini ise tekzip etmesi, bu duygusunun bir gösterimi ve dışa vurumu olarak da secde etmesi gerekir. Âlimlerin, secde âyetini telaffuz etmeksizin sadece gözüyle süzen kişinin secde etmesinin gerekmeyeceğini söylemeleri, gözüyle süzmenin okuma sayılıp sayılmayacağı tartışması yanında, secde âyetinin açıktan okunup ardından secde edilmesinin meydana getireceği izlenim ile de ilgilidir.
TİLAVET SECDESİ FARZ MI, SÜNNET Mİ, VACİP Mİ?
Secde âyetini okuyan veya işiten her mükellefin secde etmesi gerekir. Tilâvet secdesi, ibadet içeriğinin ötesinde bir inanç anlamı ve bağlantısı içerdiği için, abdestsiz olan kişilerin, hatta hayızlı kadınların hemen secdeye kapanmalarının mümkün hatta gerekli olduğunu söyleyenler olmuşsa da, âlimlerin çoğunluğu tilâvet secdesi için abdest şartında ısrar etmişlerdir. Tilâvet secdesi yapmak, Hanefîler'e göre vâcip, diğer üç mezhebe göre ise sünnettir.
TİLAVET SECDESİ NASIL YAPILIR?
Başta, tilâvet secdesi yapacak kişinin abdestli, üstünün başının temiz ve avret yerlerinin de örtülü olması şarttır. 
Tilâvet secdesi yapmak niyetiyle abdestli olarak kıbleye dönülür ve eller kaldırılmaksızın "Allâhüekber" diyerek secdeye varılır.
Üç kere "Sübhâne rabbiye'l-a‘lâ" denildikten sonra yine Allâhüekber diyerek kalkılır. Bu secdede aslolan, yüzün yere konulması, yani secde edilmesidir. Secdeye giderken ve kalkarken "Allâhüekber" ve secde esnasında "Sübhâne rabbiye'l-a‘lâ" denilmesi sünnettir. Aynı şekilde secdenin oturduğu yerden değil de, ayaktan yere inilerek yapılması, secde yapıp oturmak yerine ayağa kalkılması ve secdeden kalkarken "gufrâneke rabbenâ ve ileyke'l-masîr" denilmesi müstehaptır.
TİLAVET SECDESİ NE ZAMAN YAPILIR?
Tilâvet secdesini hemen yerine getirmek mecburiyeti olmamakla birlikte, bu secdenin anlamına ve amacına uygun olan davranış, mümkünse secdenin hemen o anda yapılmasıdır. 
Meselâ, arabada giderken tilâvet secdesi yapması gereken kimse bunu ima ile yapabilir.
Bir toplulukta Kur'an okunurken secde âyeti okunmuşsa, Kur'an okuyan kişinin kendisi öne geçerek tilâvet secdesini topluca yaptırması güzel olur. Bu secde yapılırken kadınlarla aynı hizada durulmuş olması problem teşkil etmez. Fakat herkes istediği gibi, bulunduğu yerde tek tek de secde yapabilir.
Secde âyetinin namazda okunması durumunda tilâvet secdesinin nasıl yapılacağı hususunda öteden beri birçok görüş öne sürülmüş ve birtakım öneriler getirilmiştir.
 Genel olarak söylemek gerekirse, secde âyeti Alak sûresinde (96/19) olduğu gibi rek‘atın sonuna tesadüf ediyorsa, tilâvet secdesi namaz secdeleriyle yerine getirilmiş olur; namazdan sonra ayrıca tilâvet secdesi yapılmaz. Hatta Hanefî mezhebinde, niyet etmesi durumunda, yapacağı rükûun da tilâvet secdesi yerine geçeceği kabul edilmiştir. Secde âyetini okuduktan sonra okumaya daha devam edecekse tilâvet secdesine varıp kalkması gerekir. Âlimlerin bu görüşlerine rağmen, elimizde Hz. Peygamber'in namazda tilâvet secdesi yaptığına ilişkin sağlıklı bilgi bulunmadığı gibi, namazdaki kişiden ayrıca bir de tilâvet secdesi yapmasını istemek yukarıda ortaya konulan anlam ve amaç çerçevesi içerisinde tutarlı ve gerekli değildir. Çünkü namaza durmuş olan kimse, lisân-ı hâl ile, zaten yaratıcısına karşı bir muhalefet içerisinde olmadığını, aksine bir boyun büküş ve tevazu içerisinde olduğunu göstermekte ve ayrıca namaz gereği rükû ve secde yapmaktadır. Bu bakımdan, namaz esnasında yapacağı secdelerin aynı zamanda tilâvet secdesi görevi de göreceğini söylemek daha mâkul ve namaz disiplini bakımından daha uygun gözükmektedir.
SECDE ÂYETLERİ
Secde âyetlerinin hangileri olduğunu görmek için şu âyetlere bakılması ve bu âyetlerin meâllerinin okunması uygun olur: el-A‘raf 7/206; er-Ra‘d 13/15; en-Nahl 16/49; el-İsrâ 17/107; el-Meryem 19/58; el-Hac 22/18; el- Furkan 25/60; en-Neml 27/25; es Secde 32/15; Fussılet 41/37; Sâd 38/24; en-Necm 53/62; el-İnşikak 84/21; el-Alak 96/19.
97-) RAMAZANDA MÜSLÜMAN ABDEST NAMAZI KILAR


Çoğumuzun bilmediği Abdest aldıktan sonra kılınan nafile namaz 
GUSUL ABDESTİ VEYA NAMAZ ABDESTİ ALINDIKTAN SONRA KILINAN İKİ REKAT NAMAZ
Gusül Abdesti veya Namaz Abdesti Aldıktan Sonra Kılınan Nafile Namazının erkekler ve kadınlar için nasıl kılındığın
Abdest Namazı ile İlgili Hadis-i Şerif:
ABDEST NAMAZI İLE İLGİLİ HADİSİ ŞERİFLER
Hz. Osman -radıyallâhu anh-, insanlara öğretmek için abdest aldıktan sonra:
 – Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-’i bu şekilde abdest alırken gördüm. Abdesti bitince de şöyle buyurdu:
HADİS: “Kim şu abdestim gibi abdest alır, arkasından iki rekât namaz kılar ve namazda nefsinin vesvesesinden uzak durursa, geçmiş günâhları affedilir.” (Buhârî, Vudû, 24)
Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-, Bilâl -radıyallâhu anh-’e:
HADİS. “– Bilâl! Müslüman olduktan sonra yaptığın ibâdetler arasında en fazla sevap beklediğin hangisidir? Çünkü ben cennette, senin ayakkabılarının sesini önümde duydum!” diye sordu. Hz. Bilâl de:
– Gece veya gündüz abdest aldıktan sonra kılabildiğim kadar namaz kılarım. En fazla sevap beklediğim ibâdet budur, dedi. (Buhârî, Teheccüd, 17)
Abdest Namazı Kaç Rekattır: Abdest Namazı 2 rekat olarak kılınır.
Abdest Namazı Ne Zaman Kılınır: Namaz kılmanın mekruh olduğu kerahat vakitler haricinde her zaman kılınabilir.
2 Rekat Abdest Namazının Kılınışı
ABDEST NAMAZININ KILINIŞI
1. Rekat
"Niyet ettim Allah rızası için Nafile Namazı kılmaya" diye niyet ederiz.
"Allahu Ekber" diyerek İftitah Tekbiri alır ve namaza başlarız.
Subhaneke'yi okuruz.
Euzü-besmele çekeriz.
Fatiha okuruz.
Kur'an'dan en az, kısa üç ayet veya üç ayet miktarı uzun bir âyet okuruz.
Rüku'ya gideriz.
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz.
2. Rekat
Ayağa kalkarak kıyama dururuz.
Besmele çekeriz.
Fatiha okuruz.
Kur'an'dan en az, kısa üç ayet veya üç ayet miktarı uzun bir âyet okuruz.
Rüku'ya gideriz.
Secde'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar Secde'ye gideriz.
Oturarak Ettahiyyatu ve Allâhumme salli, Allâhumme Bârik ve Rabbenâ dualarını okuruz.
"Es selâmu aleyküm ve rahmet'ullah" diye sağa ve sola selam vererek namazı tamamlarız.
98-) RAMAZANDA KURAKLIK OLURSA MÜSLÜMAN  İSTİSKA( YAĞMUR)  NAMAZI KILAR


Kuraklık ramazan ayına denk gelirse yağmur duası yapılır ve namazı kılınır. Böylece duaların reddedilmediği bu ayda yağmur yağar Allahın izni ile.
İSTİSKA NEDİR YAĞMUR DUASI NEDİR?
İstiska nedir? İstiska (yağmur) namazı nedir, nasıl kılınır?
Bir bölgede kuraklık olması durumunda o bölge sakinlerinin mümkünse topluca bölge dışına, açık bir alana çıkıp tövbe istiğfardan sonra Cenâb-ı Allah’tan bolluk ve berekete vesile olacak yağmur göndermesini istemeleri, bunun için dua etmeleri, yalvarıp yakarmaları sünnettir. Bu duaya “istiska duası” denir ki, su isteme, yağmur isteme anlamına gelir.
Terim olarak, Yağmur yağmaması sebebiyle meydana gelen kuraklık zamanında Allah’tan yağmur istemek demektir. Buna Türkçemizde yağmur duasına çıkmak denir.
İçecek ve kullanacak suyu olmayan, hayvanları, bahçe ve tarlaları sulayacak kuyu ve nehir suları bulunmayan veya suları ihtiyacı karşılamaya yeterli olmayan bir yerdeki halkın, yağmur vermesi için Allah’a yalvarması, dua etmesi caizdir. Yağmur duası Peygamber Efendimiz ve onun halifeleri tarafından da yapılmıştır.
Hz. Âişe’den (ra.) nakledilmiştir:
Bazı kişiler, yağmur yağmadığı için kuraklıktan sıkıntıya düştüklerini Peygamberimize söylemişler, bunun üzerine Peygamber Efendimiz:
HADİS: —Yağmursuzluktan şikâyet ediyorsunuz, hâlbuki Allah Teala, kendisine dua etmenizi emretmiş ve duanızı kabul edeceğini de bildirmiştir.136
dedikten sonra ellerini göğe doğru açarak dua etmiştir. Duadan sonra Allah’ın izni ile yağmur yağmıştır.
Üç gün peş peşe cemaatle birlikte köy veya kasaba dışına çıkıp yağmur duası yapmak müstehabdır. Duadan önce fakirlere sadaka vermek, herkesin günahlarından tevbe ve istiğfar etmesi, haksız yere alınan şeyler varsa sahiplerine verilerek helalleşilmesi gerekir. Yağmur duasına giderken mütevazı ve boynu bükük bir durumda olmak, ihtiyarları ve çocukları, yavrularıyla birlikte hayvanları da götürmek müstehabdır.
Yağmur duasında kıbleye dönülür, imam ayakta ellerini yukarıya kaldırarak dua eder, cemaat da oturduğu yerde “âmin” der.
Peygamberimizden nakledilen yağmur dualarından birisi şudur:

اَللَّهُمَّ اسْقِنَا غَيْثًا مُغِيثًا مَرِيئًا طَبَقًا مَرِيعًا غَدَقًا مُجَلِّلًا سَحًّا عَامًّا طَبَقًا دَائِمًا اَللَّهُمَّ اسْقِنَا الْغَيْثَ وَلَا تَجْعَلْنَا مِنَ الْقَانِطِينَ اَلَّلهُمَّ اِنَّ بِالْبِلَادِ وَالْعِبَادِ وَالْخَلْقِ مِنَ الَّلاْوَاءِ وَالضَّنْكِ مَا لَا نَشْكُو اِلَّا اِلَيْكْ اَلَّلهُمَّ اَنْبِتْ لَنَا الزَّرْعَ وَاَدِرْلَنَا الضَّرْعَ وَاسْقِنَا مِنْ بَرَكَاتِ السَّمَاءِ وَاَنْبِتْ لَنَا مِنْ بَرَكَاتِ الْاَرْضِ اَلَّلهُمَّ اِنَّا نَسْتَغْفِرُكَ اِنَّكَ كُنْتَ غَفَّارًا فَاَرْسِلِ السَّمَاءَ عَلَيْنَا مِدْرَارًا
HADİS. “Allâhümme’skınâ ğaysen, muğîsen, henîen, merîen, merîan, ğadekan, mücellilen, sahhan, âmmen, tabakan dâimâ.
Allâhümme’skıne’l-ğayse ve lâ tec’alnâ mine’l-kanitîn.
Allâhümme! İnne bi’l-bilâdi ve’l-ibâdi ve’l-halkı mine’l-le’vâi ve’d-danki, mâ lâ neşkû illâ ileyk.
Allâhümme! Enbit lene’z-zer’a ve edir lene’d-dar’a ve eskınâ min berakâti’s-semâi. Ve enbit lenâ min berekâti’l-ardi.
Allâhümme! İnnâ nestağfirüke inneke künte ğaffâra, fe-ersili’s-semâe aleynâ midrârâ.”
“Allah'ım! Bize bol, faydalı, her tarafa akıp giden, her tarafı sulayan, umumi bir yağmur ihsan et.
Allah'ım! Bize yağmur ver. Bizi ümitlerini kesenlerden eyleme.
Kullarda, beldelerde ve yaratılmış şeylerde öyle darlık vardır ki Senden başkasına arz edemeyiz.
Allah'ım! Bizim için ekinlerimiz yetişsin, sağmal hayvanlarımız süt versin, göğün bereketleri ve yeryüzünün bereketleri ile bizleri sevindir, nimetlendir.
Ey yüce Allah'ım! Biz Senden mağfiret, bağışlanma dileriz. Şüphesiz Sen çok mağfiret edensin. Bize semadan bol ve hayırlı yağmurlar indir.”
Yağmur yağınca,
اَلَّلهُمَّ صَيِّبًا نَافِعًا
“Allâhümme sayyiben nâfian” “Allah'ım! Bunu hakkımızda faydalı bir yağmur kıl!” denir.
Yağmur, lüzumundan fazla yağıp zarar vermesinden korkulduğu takdirde de,
اَلَّلهُمَّ حَوَالَيْنَا وَلَا عَلَيْنَا
“Allâhümme havâleynâ ve lâ aleynâ = Ya Rabbi, bunu zarar vermeyecek yerlere yağdır, bizim üzerimize yağdırma!” diye dua edilir. İmam A’zam’a göre yağmur duasında kılınacak sünnet bir namaz yoktur. Ancak, cemaatin ayrı ayrı namaz kılması caizdir. Dua ederken elbiseyi ters çevirip giymek de gerekli değildir.
İSTİSKA DUASI
Yağmur duasına çıkıldığında duadan önce iki rek’at namaz kılınabilir. Rivayet edildiğine göre Peygamberimiz bir Cuma günü hutbe okurken bir adam gelip,
HADİS: - “Ey Allah’ın elçisi! Hayvanlar telef oldu, dua et de Allah bize yağmur versin!” demiş, Peygamberimiz de bunun üzerine ellerini kaldırarak,
HADİS.“Allahümme, eskınâ! Allahümme, eskınâ!” (Ey Allah’ım! Bize su ver, yağmur ver) diye dua etmiş ve bu duanın ardından gökte hiçbir yağmur belirtisi yokken birden bulutlar görünmüş ve ardından yağmur yağmaya başlamıştı. Bu durum bir hafta sürdü.
Ertesi Cuma bir adam gelerek “Ey Allah'ın elçisi, yağmur sebebiyle, mallarımız telef oldu, yollarımız kapandı. Allah'a dua etseniz de şu yağmuru durdursa!” dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz Allahümme havâleynâ velâ aleynâ. Allâhümme! ale’l-âkâm ve’d-dırâb ve butîni’l-evdiye ve menâbiti’ş-şecer (Allahım! Üzerimize değil, çevremize; Allahım, dağlara, tepelere, vadilerin içlerine ve ağaç biten yerlere) diye dua etti ve yağmur hemen kesildi. (Buhârî, “İstiska”, 6; Müslim, “İstiska”, 2, 8)
İSTİSKA NAMAZI
HADİS: Bazı rivayetlerde, yağmur duasına çıkıldığında Peygamberimizin iki rek’at namaz kıldırdığı, namazda açıktan okuduğu, namazdan sonra ridâsını çıkarıp ters çevirerek giydiği ve kıbleye dönüp ellerini omuz hizasına kadar kaldırarak dua ettiği belirtilmiştir. (Müslim, “İstiska”, 1)
Yağmur duası, sulamak ve bol yağmur almak için başka tedbirler almaya engel değildir; müminler hem tabii ve teknik tedbirleri alır, hem de her şey iradesine bağlı bulunan Rablerine dua ederler.
99-)  RAMAZANDA  MÜSLÜMAN GÜNEŞ TUTULURSA KUSUF NAMAZI  AY TUTULURSA HUSUF NAMAZI KILAR 


Güneş tutulduğunda kusuf Ay tutulduğunda husuf namazı kılmak sünnettir,
Küsûf Namazı: Güneş tutulmasından sonra kılınan nafile bir namazdır. Yaşandığı zaman, Cumayı kıldıran imam, ezansız ve kametsiz en az iki rekat namaz kıldırır. Kıraati gizli veya açıktan olabilir.
Husuf namazı: Ay tutulmasından sonra kişinin kendi evinde tek başına kıldığı nafile bir namazdır.
Küsûf ve husûf namazı İslâm hukukçularının büyük çoğunluğuna göre müekked sünnettir. Yalnız Hanefî ve Mâlikîler husûf namazını mendûb görürler.
Küsûf ve husuf namazı, mukîm veya misafir olsun, beş vakit namazla yükümlü olan erkek ve kadınlar için meşrûdur.
HADİS:  Çünkü küsûf ve husûf namazında Rasûlüllah (s.a.s)'in uygulaması böyle olmuştur.
 Bu namaz ezan ve kametsiz kılınır. Bir münâdî sadece "essalâtü câmia= namaz toplayıcıdır" diye seslenir (eş-Şevkânî, a.g.e., III, 325).
Cemaatle veya tek tek, gizli veya açık okunarak, hutbeli veya hutbesiz kılınması mümkün ve caizdir. Ancak bu namazın mescidde ve cemaatle kılınması daha fazîletlidir.
Hanefilere göre ise küsûf ve husuf namazı, bayram, cum'a ve nâfile namazlar gibi iki rek'attan ibarettir. Ezansız, kametsiz, hutbesiz kılınır ve her rek'at; bir rükû ve iki secdeli olur.
Delil, Ebû Davud'un naklettiği şu hadistir: 
HADİS: "Rasûlüllah (s.a.s) iki rek'at namaz kıldı ve rek'atlarda ayakta duruşları (kıyamı) uzun yaptı. Sonra geri döndü, güneş açılınca da şöyle buyurdu:
 "Bunlar, Allah'ın kendisiyle kullarını korkuttuğu belgelerdir. Bu gibi mucizeleri gördüğünüz zaman, farz namazlardan en yeni kıldığınız namaz gibi namaz kılınız" (Buhârî, Küsuf, 6, 14; Müslim, Küsûf, 21, 24; Ebû Dâvud, İstiskâ, 3, 4). (Bahri Kılıç, Eruslu Cami İmam Hatibi)
İbni Humam bu konuda şöyle demiştir: En son kıldıkları namaz sabah namazıydı. Çünkü kusuf namazı güneşin iki mızrak boyu yükselmesi anında kılınmıştı.
Abdullah bin Amr -radıyallâhu anh- şöyle anlatıyor:
HADİS: Peygamber Efendimiz'in zamân-ı saâdetlerinde güneş tutulmuştu. Zât-ı Risâletleri kalkıp insanlara namaz kıldırdılar. 
Kıyâmda o kadar çok kaldılar ki, âdetâ rükûya varmayacak da hep ayakta duracak zannedildi. Sonra rükûya vardılar ve uzun müddet başlarını kaldırmadılar.
 Arkasından doğruldular, fakat mûtadın üzerinde ayakta durdukları için secde etmeyecekleri intibâını verdi.
 Nihâyet birinci secdeye vardılar. Lakin başlarını secdeden hiç kaldırmayacakları zannediliyordu. Daha sonra doğrulup oturdular. Bu oturuşları da uzun sürdü. Mübârek başlarını kaldırmayacakmışcasına kapandıkları ikinci secdeye vardıklarında, acı acı nefes alıp veriyor ve göz yaşları dökerek ağlıyordu:
HADİS: "Yâ Rabbî! Ben aralarında olduğum müddetçe ümmetime azâb etmeyeceğini bana vâdetmedin mi?! Yâ Rabbî! Onlar sana tevbe ve istiğfâredip yalvardıkları müddetçe ümmetime azâb etmeyeceğin husûsunda bana söz vermedin mi?! İşte bizler kapına geldik senden affımızı diliyor ve sana yalvarıyoruz!"
Bu minval üzere iki rek'at namaz kılıp bitirince güneş bütün parlaklığıyla gözüktü. Arkasından Hz. Peygamber minbere çıkarak ashâbına vecîz bir konuşma yaptı. Konuşmasında Allâh Teâlâ'ya hamd ü senâ ettikten sonra şöyle buyurdular:
HADİS: "Güneş ve ay Allâh'ın varlık ve birliğine delâlet eden alâmetlerden sâdece ikisidir. Şâyet bunlar tutulursa, duâ edin, Cenâb-ı Hakk'a yönelip ona ilticâ edin, Allâh'ın büyüklüğünü hatırlayın, namaza durup Allâh'ı zikretmeye koyulun ve sadaka verin..." (Bkz. Buhârî, Küsûf, 2, 4)
100-) RAMAZANDA MÜSLÜMAN KAZA NAMAZI  KILAR


Bin aydan hayırlı kadir gecesini barındıran Ramazan ayında kaza namazı kılmak en akıllıca iştir.
KAZA NAMAZI NEDİR VE NASIL KILINIR?
Bir namazı vaktinde kılmaya "edâ" vaktinden sonra kılmaya da "kaza" denir. Vaktinde kılınamayan namaza "faite" denir. Çoğulu "fevait"'tir. Vaktinde kılınmamış olan beş vakit farz namazın kazası farz, vitir namazının kazası ise vacip olur. Kaza edilecek sünnet sayısı azdır. Şöyle ki, bir sabah namazının farzı ile birlikte sünneti de vaktinde kılınamamışsa, o günün, güneşin doğmasından 50-55 dakika kadar sonra öğle namazını vaktinden biraz önceye kadar bu sünnet, farz ile beraber kaza edilir. Kuşluk vaktinden önce ve istivadan sonra kaza edilemez.
İmam Muhammed'e göre bu sünnet yalnız olarak da vaktinde kılınmamış olsa yine kuşluk vakti ile istiva arasında kaza edilir. Bir özür olmaksızın namazın kazaya bırakılması büyük günahlardandır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: 
AYET: "Güvene kavuştuğunuz zaman namazı kılın. Çünkü namaz mü'minlere vakitleri belirlenmiş olarak farz kılınmıştır." (en-Nisa, 4/103)
Namazı özürsüz kazaya bırakmanın günahı o namazı kaza etmekle kalkmaz, ayrıca tevbe etmek de gerekir. Meşru bir özür sebebiyle namaz kazaya bırakılabilir. Bu özürler: Düşman korkusu, bir ebenin doğum yapacak kadının başından ayrılması halinde çocuğun veya annesinin öleceğinden korkması bu özürler arasında sayılabilir. Namazı bilerek ve tembelliği yüzünden kazaya bırakan kimse günahkar olur ve bu namazı kaza etmesi vaciptir.
KAZAYA KALAN NAMAZLAR NASIL EDA EDİLİR?
Kazaya kalan namazlar nasıl eda edilir?
Bir namazın eda şekli nasılsa kazası da aynı olur. 
Mesela seferde iken dört rekatlı bir namazı kaçıran kimse bunları ister seferde isterse asli vatanına döndükten sonra kaza ederken iki rekat olarak kaza eder.
 İkamet halinde tam olarak kılınması gereken namazları kazaya bırakan kimse de bunları hazarda veya seferde yine tam olarak kaza eder. 
Namaz kaza edilirken bir sıra gözetilmesi gerekir mi? Eğer namazı kaza edecek kişi tertip sahibi(Hiç kazası olmayan) ise, kaza namazı ile vakit namazı arasındaki sıraya uymak gerekir. Tertip sahibi değilse,
 bu namazı kaza etmeden diğerlerini kılabilir. Bir kimsenin tertip sahibi sayılması için altı vakitten fazla namazı kaza kalmamış olmalıdır. Vitir namazı dahil altı vakit namazı kazaya kalınca tertip sahibi olmaktan çıkar. 
Bir kimse ne kadar namazının kazaya kalmış olduğunu bilmese, galip olan kanaate göre hareket eder. Eğer böyle bir karara varamazsa, borcundan kurtulduğuna kanaat getirinceye kadar kaza namazı kılması gerekir.
 Kaza namazı kılan kimsenin yanında cemaatle vakit namazına başlanırsa, namazını tamamlamadıkça cemaate iştirak edemez.
Kaza namazını evde kılmak daha uygundur. 
Çünkü bunu açığa vurmak Cenab-ı Hakka karşı bir cür'et sayılır ve başkaları için kötü örnek teşkil edebilir. Kaza namazları üç kerahet vakti dışında her vakitte kılınabilir. 
Bunlar: Güneşin doğma, batma ve zeval (güneş tam tepedeyken) vaktidir. 
Kaza namazıyla meşgul olmak nafile namazla meşgul olmaktan daha önemlidir. Fakat beş vakte bağlı olan sünnetler müekked olsun gayri müekked olsun bundan müstesnadır. 
KAZA NAMAZI NASIL KILINIR?
Kaza namazı için belirli bir zaman yoktur. Yani öğle namazının kazası öğle vaktinde kılınır diye bir sınır yoktur. Kerahat vakitleri hariç istenilen zamanda kılınabilir.
Bir namazın vaktinde kılınma şekli nasılsa kazası da aynı şekilde kılınır.
Bir kaza namazına şöyle niyet edilir: 
"Niyet ettim Allah rızası için, vaktine yetişip de kılamadığım ilk ikindi namazını" veya "son ikindi namazını kılmaya." 
Böylece kazaya kalmış olan namazlar, ya ilk kazaya kalmış olanından başlanmış olur veya en son kazaya kalmış olanından başlanmış olur ki, her iki halde de belli bir düzene göre geçmiş namazlar kılınarak azalmış olur.
Bir vaktin namazı kaza edileceği zaman önce bir ezan okunur, sonra kamet getirilerek kılınır.
 Birden fazla kaza namazı kılınacağı zaman da hepsi için bir ezan yeterli olurken, her farz namazı için ayrı ayrı kamet getirmek sünnettir.
Kaza namazını evde kılmak daha uygundur. Çünkü bunu açığa vurmak Allahü teala'ya karşı bir cüret sayılır ve başkaları için kötü örnek teşkil edebilir.
Kaza Namazına Nasıl Niyet Edilir?
KAZA NAMAZINA NASIL NİYET EDİLİR?
Bir namaz nasıl kılınıyorsa aynı şekilde de kazası kılınır.
 Sadece niyet ederken aşağıdaki şekilde niyet edilir.Sabah Namazının kazası: 2 rekat farzı kılınır.
 "Niyet ettim Allah rızası için, vaktine yetişip de kılamadığım ilk sabah namazını kılmaya" veya "son sabah namazını kılmaya."
Öğle Namazının kazası: 4 rekat farzı kılınır. "Niyet ettim Allah rızası için, vaktine yetişip de kılamadığım ilk öğle namazını kılmaya" veya "son öğle namazını kılmaya."
İkindi Namazının kazası: 4 rekat farzı kılınır. "Niyet ettim Allah rızası için, vaktine yetişip de kılamadığım ilk ikindi namazını kılmaya" veya "son ikindi namazını kılmaya."
Akşam Namazının kazası: 3 rekat farzı kılınır. "Niyet ettim Allah rızası için, vaktine yetişip de kılamadığım ilk akşam namazını kılmaya" veya "son akşam namazını kılmaya."
Yatsı Namazının kazası: 4 rekat farzı kılınır. "Niyet ettim Allah rızası için, vaktine yetişip de kılamadığım ilk yatsı namazını kılmaya" veya "son yatsı namazını kılmaya."
Vitir Namazının kazası: 3 rekat aynen kılını. "Niyet ettim Allah rızası için, vaktine yetişip de kılamadığım ilk vitir namazını kılmaya" veya "son vitir namazını kılmaya."
101-) RAMAZANIN SONUNDA MÜSLÜMAN BAYRAM NAMAZI KILAR


Ramazan ayının sonunda Ramazan bayramı namazı kılınır oruç tutan bu namazı kılmış olur.
Bayram namazı nasıl kılınır? Bayram namazı kaç rekat? Bayramı namazının kılınışı...
Vacip olan bayram namazının kılınışı şöyledir: Câbir (r.a.) şöyle dedi: Bayram günlerinde Peygamber farklı yollardan gidip dönerdi. (Buhârî, Îdeyn 24)Bayram namazları, müslümanlar arasindaki birlik ve beraberligin güzel bir göstergesi olarak bayramların birinci günü, kuşluk vaktinde kılınır.
Bayram namazı kılmak vaciptir. İki rekat olarak cemaatle kılınır. 
Tek başına Bayram namazı kılınmaz.
Vacip oluşunun ve kılınmasının şartları, aynen Cuma namazının şartları gibidir. Ezan okunmaz, kamet yapılmaz.
Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı olmak üzere yılda iki kez bayram namazı kılınır. Ramazan ve Kurban bayramının birinci günü kılınır.
2Rekat Bayram Namazının Kılınışı
BAYRAM NAMAZININ KILINIŞI
Önce "Niyet ettim vacip olan bayram namazını kılmaya, uydum hazır olan imama" diye niyet edilerek namaza durulur.
Sonra imam ve cemaat sessiz bir şekilde "Sübhaneke" duasını okunur.
Sübhanekeden sonra imamla birlikte "Allahu Ekber" diyerek üç defa tekbir getirilir. Tekbir getirirken eller kulaklara kaldırılıp (iftitah tekbirinde olduğu gibi), birinci ve ikincisinde iki yana bırakılır. Üçüncüsünde, göbek altına bağlanır.
Üçüncü tekbirin ardından elleri bağlayınca İmam önce Fatiha, sonra Kur’an’dan en az, kısa üç ayet veya üç ayet miktarı uzun bir âyet okur ve imamla birlikte rükuya gidilir.
Rüku ve secdeler yapilarak ayağa (ikinci rekata) kalkilir ve eller bağlanir.
İkinci rekatta, imam önce Fatiha ve Kur’an’dan en az, kısa üç ayet veya üç ayet miktarı uzun bir âyet okur. Sonra imamla birlikte "Allahu Ekber" diyerek üç defa tekbir getirilir. Tekbir getirirken eller kulaklara kaldırılıp yana bırakılır. Üçüncüde de yanlara bırakılır. Dördüncü tekbirde elleri kulaklara kaldırmayıp, rükuya gidilir.
Rüku ve secdeler yapılarak oturulur.
Oturuşta imam ve cemaat, Ettahiyyatü ve Allâhümme salli, Allâhümme bârik ve Rabbenâ dualarını okur.
Dualardan sonra imamla birlikte önce sağa, sonra sola selam verip namaz bitirilir.
102-) RAMAZANDA MÜSLÜMAN  HATİM İNDİRİR


Ramazan ayı kuran ayı olduğu için nitekim ayette
AYET: (BAKARA 185) 1. شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذ۪يٓ اُنْزِلَ ف۪يهِ الْقُرْاٰنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدٰى وَالْفُرْقَانِ “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, bir rehber ve doğruyu yanlıştan ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır.” Yüce Allah Ramazan ayının önemini beyan etmek üzere bazı hususlara ..
buyrulduğu gibi hergün bir cüz olmak üzere 30 cüz okunur.
HATİM İLE İLGİLİ HADİSLER
HADİS: Kim Allahın kitabından bir harf okursa, onun için bir hasene (sevap) vardır. Her hasene için ise on misli sevap vardır. Ben “Elif, Lam, Mim” bir harftir demiyorum. “Elif” bir harf, “Lam” bir harf, “Mim” bir harftir. (Tirmizi)
Bir harf için asgari 10 sevap olursa, bütün Kur’an niçin ne kadar olacağı düşünülsün.
HADİS: “Ey Ebu Zer! Gidip Allah’ın kitabından bir ayet öğrenmen senin için yüz rekat nafile namaz kılmaktan daha hayırlıdır. Ve kendisiyle amel edilsin veya edilmesin ilimden bir mesele öğrenmen bin rekat namaz kılmadan daha hayırlıdır.” (İbn Mace)
HADİS: Adamın biri Ey Allah’ın Rasûlü! hangi amel Allah’a daha sevimlidir? Diye sordu da Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Konaklayıp yoluna devam eden kişi(nin amelidir.) Konaklayıp göçen ne demektir, diye sorulunca; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kur’ânın sahibi (dostu veya hafızı) Kur’anın başından başlar, sonuna kadar okur. Sonra sonundan başına döner. Her konakladığında, yeniden sefere çıkar.” (Tirmizi, Kıraat, hn. 2948, Dârimî, Fedail-ül Kur’ân: 27)
HADİS: “Kim farz namazı kılarsa onun için müstecab (makbul) bir dua hakkı vardır. Bunun gibi, kim Kur’anı hatim ederse onun için de müstecab bir dua hakkı vardır.” (Taberani)
HADİS: Tabiinden bir zat şöyle der: Kişi Kur’an’ı gündüz hatim ederse akşama kadar melekler ona dua ederler. Eğer gece hatim ederse sabaha kadar dua ederler. (Darimi)
HATİM: Tabiinden A’rec “Kim Kur’an’ı okur sonra da dua ederse onun duasına 4 bin melek amin der. (Darimi)
103-) RAMAZANDA MÜSLÜAN  MUKABELE OKUR VEYA DİNLER


Hz cebrail ile Hz peygamber(sav) kuran indindiği zamanki Ramazanda indi sırayla biri okur diğeri dinlerdi.Şimdi Ramazanda aynı gelenek sürmektedir 
MUKABELE DİNLEMENİN FAZİLETİ
HADİS: Peygamberimiz ile Cebrail (a.s) Ramazan gecelerinde nöbetleşe Kur`an`ı- Kerim`i okur ve dinlerlerdi.
Ramazan ayında camilerde mukabele okunması, Peygamberimiz ve Ashabı ile İslam büyüklerinin hayatlarından alınmış güzel bir adettir.
Kainat durdukça insanlara bir hidayet ve nur olarak gönderilen bu Kitab-ı Kebir`in okuması da yine öyle kainat çapında büyükler tarafından yapılacaktı. Bunun üzerine Allah`ın sevgili iki elçisi, Kur`an-ı Kerim`i birbirlerine okumak üzere Ramazan ayında her gece bir araya gelmekteydi.
HADİS: Peygamber Efendimiz (asm) Kur`ân`ı başkasından dinlemeyi de severdi Başkasından dinlerken mübarek gözyaşlarını tutamazdı.
HADİS: İbn-i Mes`ud (ra) anlatıyor: Resûlullah (asm) bana hitaben:
“Bana Kur`ân oku!” buyurdu Ben:
“Ya Resûlallah! Kur`ân sana indirildiği halde, sana Kur`ân`ı ben mi okuyacağım?” dedim
Allah Resûlü (asm):
HADİS: “Ben Kur`ân`ı kendimden başka birisinden dinlemeyi hakikaten severim” buyurdu Bunun üzerine, Resûl-i Ekrem`e (asm) Nisâ Sûresinden okumaya başladım Nihâyet; “Her ümmetten birer şâhit getirdiğimiz ve ey Muhammed, onların üzerlerine de seni şâhit olarak getirdiğimiz zaman onların hâli nice olur?” âyetine geldiğimde, Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm):
“Şimdilik yeter!” buyurdu Dönüp baktığımda, bir de ne göreyim, Resûl-i Ekrem Efendimiz`in (asm) iki gözünden yaşlar akıyordu.
Kur-ân`ı dinlemek aynı zamanda Kur`ân`ın da emridir, Cenâb-ı Hak:
HADİS: “Kur`ân okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, merhamet olunasınız” buyurur.
Kur`an`ın Ramazan`da nazil olması (el-Bakara, 2/185), Kur`an okumanın özellikle Ramazan`da kat kat mükâfatlandırılacağı müjdesi, Müslümanların bu ayda en çok Kur`an`la meşgul olmalarına sebep olmuştur. Bu sebeple “Kur`an ayı” olan Ramazan`da cami ve evlerde mukabeleler okunur, hatimler yapılır.
Mukabele, Müslümanlar arasında köklü bir gelenek halinde günümüze kadar gelmiştir. Bu gelenek bugün de bütün canlılığıyla sürdürülmektedir. Kur`an okumayı bilsin, bilmesin, Müslümanlar dinlemek suretiyle huzur bulmakta ve sevap ummakta; okuyan hafızlar, özellikle Kur`an ezberlemeye (hıfz) çalışan genç Kur`an kursu öğrencileri de cemaat huzurunda okuyarak egzersiz yapmış olmaktadırlar. Mukabele suretiyle Kur`an okuyup dinlemenin başkalarını Kur`ân okumaya teşvik etmesi, okuyan ve dinleyenler üzerinde ruhî bir sükûnet meydana getirmesi, sevap kazandırması gibi birçok faydası vardır. Ancak para karşılığında okumak ve okutmak caiz değildir.
Osmanlılar zamanında da özellikle ikindi namazından sonra mukabele okunurdu.
Kur`an, hükümleri öğrenilip anlaşılmak ve tatbik edilmek için gönderilmiştir. Bu bakımdan “mukabele”, okunan âyetlerin kısa açıklaması yapılarak dinleyenleri bilgilendirmek açısından iyi bir fırsattır. Ehil kişiler tarafından belli bir program dahilinde bu uygulanırsa İslâmî bilgi ve kültür düzeyinin yükselmesine önemli katkıda bulunabilir.
104-) RAMAZANDA MÜSLÜMAN İFTAR VERDİRİR


Ramazanda iftara misafir çağırmak büyük sevaptır.
Sual: İftar vermenin sevabı nedir?
CEVAP
İftar vermek çok sevabdır. Yolda giderken bir oruçluya bir hurma veya bir zeytin verilse de iftar verme sevabına kavuşulur. 
HADİS: Peygamber efendimiz, (Bir kimse, bu ayda bir oruçluya iftar verirse günahları affolur. O oruçlunun sevabı kadar ona sevab verilir) buyurunca, Eshab-ı kiramdan bazıları, bir oruçluyu iftar ettirecek kadar zengin olmadıklarını söylediler. Onlara cevaben (Bir hurmayla iftar verene de, yalnız suyla oruç açtırana da, biraz süt ikram edene de bu sevab verilir) buyurdu. (Beyhekî)
HADİS: Yine bir hadis-i şerifte, (Ramazanda bir misafire oruç açtırana Sırat köprüsünü geçmek kolaylaşır) buyuruldu. (V. Necat)
Yemek yedirmek çok sevabdır. Hele oruçluya yedirmek daha çok sevabdır. Oruç tutanın sevabı kadar sevab alır, oruçlunun sevabından eksilme olmaz.
HADİS: Peygamber efendimiz, (Ramazan ayında bir oruçluyu su ile iftar ettiren, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur) buyurunca da, Eshab-ı kiram, “Su az ve kıymetli iken mi?” diye sual etti. Onlara cevaben (İsterse nehir kenarında versin, aynıdır) buyurdu. (V. Necat)
Yemek yedirmeyi nimet bilmelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
HADİS: (Amellerin en faziletlisi, bir müminin aybını örtmek, karnını doyurmak ve bir ihtiyacını karşılamak suretiyle onu sevindirmektir.) [İsfehani]
HADİS: (Allahü teâlâ, yemek yediren cömertle meleklerine övünür.) [İmam-ı Gazali]
HADİS: (Misafir, sofrada bulunduğu müddetçe, melekler, ev sahibine dua eder.) [Taberani]
HADİS: (Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, tatlı konuşan, yemek yediren ve herkes uyurken namaz kılanlar içindir.) [Tirmizi]
HADİS: (Arkadaşına, sevdiği yemeği ikram edenin günahları affolur.) [Bezzar]
Dostlarla yemek
Dost ve arkadaşlara yemek yedirmek, sadaka vermekten efdaldir. Hazret-i Ali buyurdu ki:
(Dostlara yedirdiğim bir ekmek, fakirlere verdiğim beş ekmekten daha kıymetlidir. Dostlarla yenilen yemek, köle azat etmekten daha makbuldür.)
(O beni yemeğe çağırmıyor. Onu niye çağırayım) dememelidir! Yemeğe çağırırken de, yemeğe giderken de yalnız Allah rızasını düşünmelidir!
Yemekte günah işlenen davetlere gidilmez. Fakirlerin davetine gitmeyip de, zenginlerinkine gitmek kibirdendir. Kendinden aşağı olanları ziyaret etmek de tevazu alametidir.
Düğün yemeğine davet olunanın gitmesi sünnet, başka ziyafetlere gitmek müstehaptır.
Bazı âlimler ise, (Düğün yemeğine gitmek vacip, diğer davetlere gitmek sünnettir) demişlerdir.
HADİS: Müslümanın Müslüman üzerindeki beş haktan biri, davetine icabettir. Yani davetini kabul edip gitmektir. Hadis-i şerifte, (Davete icabet ediniz) buyuruldu. (Müslim)
HADİS: Külfete girenin davetine gitmek gerekmez. Cimrinin davetine de gitmemelidir! Peygamber efendimiz bu hususta, (Cömerdin yemeği şifa, cimrinin yemeği hastalıktır) buyurmaktadır. (Deylemi, Hâkim, İbni Lâl, Dare Kutnî, Hatib)
Samimi olarak davet edilen yere gitmelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
HADİS: (Müslüman kardeşine ikram eden, Allahü teâlâya ikram etmiş olur.) [İsfehani]
HADİS: (İki kişi birden davet ederse, kapısı yakın olana icabet et! Çünkü kapısı yakın olanın hakkı daha önce gelir.) [Buhari]
HADİS: (Davete icabet etmeyen, Allah’a ve Resulüne asi olmuş olur.) [Buhari] (Dinimizin bu konudaki emrine uymamış olur.)
Sual: Oruçlu olmayanı iftara davet etmek caiz midir?
CEVAP
Evet, caizdir. Fakat iftara davet ederken, oruç tutanları tercih etmeli. Bir mazereti sebebiyle, oruç tutamıyorsa, mesela yolcu ise, hasta ise yahut muayyen halde ise, onlar da, davet edilebilir.
İftar yemeği parası vermek
Sual: Birine iftar yemeği parası vermek, iftar vermek gibi sevab mıdır?
CEVAP
Evet.
İftar ettirme sevabı
Sual: Cami önlerinde camiden çıkanlara iftarını açmak için hurma veriliyor. Bunlar da iftar ettirme sevabına kavuşuyorlar mı?
CEVAP
Elbette kavuşuyorlar. Yarım bardak su verilse de, iftar sevabına kavuşulur. İftar ettirme sevabı çok büyüktür. Üç hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ramazan ayında, bir oruçluyu, su ile de olsa iftar ettiren, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur.) [V. Necat]
HADİS: (Bir kimse, Ramazanda, bir oruçluya iftar verirse, günahları affolur. Hak teâlâ, onu Cehennem ateşinden azat eder. O oruçlunun sevabı kadar, ona sevab verilir.) [İbni Huzeyme]
HADİS: (Bir hacıyı veya bir mücahidi teçhiz eden ve onların ailesini görüp gözeten veya bir oruçluya iftar veren, aynı sevablara kavuşur, diğerlerinin sevabından hiç bir şey eksilmez.) [Beyhekî]
İftara davet ederken
Sual: İftara veya başka davetlere tanıdıklarımızı davet ederken bazıları, (Kimler geliyor?) diye soruyor. Söylemek gerekir mi?
CEVAP
Elbette, gerekir. Hattâ sormasını beklemeden, kimlerin geleceğini söylemeli. Gelecekler arasında görüşmek istemediği veya görüşmesinde sakınca olabilecekler olabilir.
105-) RAMAZANDA MÜSLÜMAN ZEKAT VERİR


Ramazanda sayısız sevap alındığı için zekat verilir
ZEKATIN ÖNEMİ VE FAZİLETİ
Zekât ferdi, maddeperestlikten korur. İnsandaki ihtiras zincirini kırar. Kalbin katılaşmasını ve nefsin azgınlaşmasını önler.
HADİS:* Zekât halka şefkatin anahtarıdır.
HADİS:* Zekât malı ebedîleştirir. Allah rızası yolunda âmme menfaatine harcanan mal, zâyi olmaz, ebedîleşir.
HADİS:* Zekât ruh ve beden arasında bir denge sağlar.
HADİS:* Zekât Allah'a yüksek bir şükrün ifadesidir. Sadece lisanla yapılan şükürle malın şükrü edâ edilmiş olmaz. Malın şükrü ancak zekât ve sadakalar yoluyla ifa edilir.
HADİS:* Zekât malı temizler. Zekât, ferdi cimrilikten ve elindeki malını düşmanlık, kıskançlık, hırsızlık ve zehirli bakışlardan koruyarak temizler. İnsana böylece büyük bir mal ve can güvenliği sağlar.
HADİS:* Zekât mal sahibini malın esaretinden kurtarır, hürriyete kavuşturur. 
Hadis-i şerîf'te:
HADİS:"Altın ile gümüş (paraya) tapanlarla kadifeye (lükse) tapanlar helâk olmuştur" denilmektedir.
HADİS:* Zekât zenginin şahsiyetini geliştirir, onu hayra yöneltir. Toplumda değer ve itibarını artırır.
HADİS:* Zekât malı çoğaltır. Malın büyümesine ve bereketlenmesine sebebtir. Allah'ın bu konuda va'di vardır.
Zekâtın verilmemesi ise, malın zâyiine ve noksanlaştırılmasına sebebdir.
HADİS:* Zekât ferdi yatırıma teşvik eder.
HADİS:* Zekât kalbdeki dünya sevgisine karşı bir ilâçtır.
HADİS:* Zekât müslümanı mal fitnesinden korur. Âyet-i kerîmede şöyle buyurulmaktadır:
AYET: "Sizin mallarınız ve evlâdlarınız fitne ve imtihandan başka bir şey değildir. Allah katındaki mükâfat ise, büyüktür." (et-Tegâbün, 15).
Hadîs-i şerîf'te ise şöyle buyurulur:
HADİS: "Her ümmetin bir fitnesi vardır. Benim ümmetimin fitnesi de maldır." * Zekât müslümanı, malî yönden disipline sokar.
HADİS:* Zekât ferde malî gücün önemini de hatırlatır
106-) RAMAZANDA MÜSLÜMAN SADAKA VERİR


Ramazan dışında sadaka vermenin sevabı 700 kıratken ramazanda bu sevap sayısız kırata yükselir.
RAMAZANDA SADAKA VERMENİN FAZİLETİ
Bir ay boyunca ibâdet vecdiyle, gündüzleri açlığı yaşayan mü’minler; fakir ve yoksulluk sebebiyle aç kalanların hâlini idrâk ederler. Vicdanları merhamet ve şefkatle incelir ve yumuşar.
Fahr-i Kâinat -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e;
HADİS: “–Hangi sadaka ecir bakımından daha büyüktür?” diye sorulduğunda şöyle buyurdular:
HADİS: “–Ramazân-ı şerifte verilen sadaka…” (Tirmizî, Zekât, 28/663)
Bu müjdeye ermek için mübârek ecdâdımız da Ramazân-ı şerifte hayrat yarışına girmişlerdir. Bakkallara giderek, hiç tanımadıkları fukarânın borçlarını ödeyip sildirmişlerdir. Yetimlerin, öksüzlerin gözyaşlarını dindirmişlerdir.
Ramazân-ı Şerifteki En Güzel Hayır
Ramazân-ı şerifteki en güzel hayır-hasenâttan biri de iftarlardır. Hadîs-i şerifte buyurulur:
HADİS: “Kim bir oruçluya iftar verirse, oruçlunun ecri gibi -oruçlunun sevâbından hiçbir şey eksilmeden- ecir alır.” (Tirmizî, Savm, 81)
Ashâb-ı kirâmın fakirleri, bu fazîletten geri kalmak istemediler. Mahzun bir şekilde Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e gelerek kendilerinin zenginler gibi oruçluyu doyuracak derecede iftar yemeği vermeye güçlerinin yetmediğini arz ettiler. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, şöyle buyurdular:
HADİS:“Kim bir oruçluyu bir hurma ile iftar ettirirse veya bir içecek su ile veya tadımlık bir süt ile iftar ettirirse, Allah Teâlâ, ona aynı sevâbı verir.” (İbn-i Huzeyme, Sahîh, III, 191)
Yine bir gün Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz;
HADİS:“–Bir dirhem, yüz bin dirhemi geçmiştir.” buyurmuşlardı. Ashâb-ı kirâm;
“–Bu nasıl olur, ey Allâh’ın Rasûlü?” diye sorduklarında, Efendimiz şu cevabı verdi:
“–Bir adamın iki dirhemi vardı. Bunlardan en iyisini tasadduk etti. (Yani malının yarısını tasadduk etmiş, kendinden koparıp vermiş oldu.)
Diğeri (ise hayli zengin biriydi) o da malının yanına varıp, malından yüz bin dirhem çıkardı ve onu tasadduk etti.” (Nesâî, Zekât, 49)
Aslolan fedâkârlıktır.
Şubat ayında yaşadığımız büyük depremlerde nice kardeşimiz; evini, barkını kaybetti. Şimdi kimisi yurtlarda, kimisi konteynır evlerde, kimisi geçici mekânlarda barınıyor. Onları ve bilhassa mahzun evlâtlarını, Ramazân-ı şerif ve bayramda handân u şâdân eylemek, ne güzel bir kardeşlik vazifesidir!
Zira;
Bayramlar, îman kardeşliğinin gerçek tezâhür sahneleridir.
Bayramlar; ferdin değil, toplumun mânevî sevincidir. Bu heyecanı paylaşma, gönül iklimine girme ve bütün müslümanları gönülden kardeş hissedebilme demleridir.
Muzdaribi sevindirecek, ona ilâhî bir neşe ile sükûn bulduracak hakikî bayramı idrâk etmeliyiz.
Acaba bayramlarda; kanadı kırık kuş gibi âciz, bitkin ve neşesiz insanlara ne taşıyabiliyoruz?
Mahrum ve muzdaripleri sevindirerek sevinmenin ulvî hazzını, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in siyer-i Nebî’sinden tâlim etmeliyiz:
Beşir bin Akrabe -radıyallâhu anh- anlatır:
HADİS:“Babam Akrabe, Uhud günü şehîd olunca ağlayarak Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e gittim.
Bana;
«–Ey sevgilicik! Sen ne diye ağlıyorsun? Sus ağlama! Senin baban ben olsam, annen de Âişe olsa, râzı olmaz mısın?» buyurdu.
Ben de:
«–Anam-babam Sana fedâ olsun yâ Rasûlâllah, tabiî ki râzı olurum!» dedim.
HADİS:Bunun üzerine Efendimiz, eliyle başımı okşadı. (Şu anda) saçlarım ağardığı hâlde, Rasûlullâh’ın mübârek elinin değdiği yerler hâlâ siyah kalmıştır.” (Buhârî, et-Târîhu’l-Kebîr, II, 78; Ali el-Müttakî, XIII, 298/36862)
107-) RAMAZANDA  FİTRE VERİLİR


Ramazanda fitre vermek erkek kadın cocuk farketmeden nisap miktarı üzerinde geliri olan herkesin üzerine vaciptir 
Halk arasında fitre diye bilinen fıtır sadakası (sadaka-i fıtır); insan olarak yaratılmanın ve Ramazan orucunu tutup bayrama ulaşmanın bir şükrü olarak; dinen zengin olup 
HADİS: Ramazan ayının sonuna yetişen Müslümanın, belirli kimselere vermesi vacip olan bir sadakadır (Nevevî, el-Mecmû’, 6/103-105). Vacip oluşu, sünnetle sabittir (Buhârî, Zekât, 70-78 [1503-1512]; Müslim, Zekât, 12-21 [984-985]).
HADİS: Kişi, kendisinin ve küçük çocuklarının fitrelerini vermekle yükümlüdür. Hz. Peygamber (s.a.s.), köle-hür, büyük-küçük, kadın-erkek her Müslümana fitrenin gerektiğini ifade etmiştir (Ebû Dâvûd, Zekât, 20 [1619]).
Fıtır sadakasının vacip olma zamanı Ramazan Bayramının birinci günü olmakla birlikte, bayramdan önce de verilebilir. Hatta bu daha faziletlidir. Nitekim bayram namazından önce verilmesi müstehap kabul edilmiştir. Bununla birlikte, bayram günü veya daha sonra da verilebilir. Ancak bayramdan sonraya bırakılması mekruhtur.
Şâfiî mezhebinde ise; fitreyi, meşru bir mazeret bulunmadıkça bayramın birinci gününün gün batımından sonraya bırakmak haramdır. Fitreyi Ramazan’ın ilk günlerinde vermek de caizdir (Nevevî,el-Mecmû’, 6/128).
Fitrenin hedefi, bir fakirin içinde yaşadığı toplumun hayat standardına göre bir günlük yiyeceğinin karşılanması suretiyle onun bayram sevincine iştirak etmesine katkıda bulunmaktır.
Günümüzde fıtır sadakası miktarının belirlenmesinde, kişinin bir günlük (iki öğün) normal gıda ihtiyacını karşılayacak miktarın ölçü alınması daha uygundur. Kişi dinen zengin sayılanlara, usûlüne (anne, baba, dedeler ve nineler), fürûuna (çocuk ve torunlar) ve eşine fıtır sadakası veremez. Fitreler bir fakire verilebileceği gibi birkaç fakire de dağıtılabilir (Merğinânî, el-Hidâye, 2/224). Ancak bir kişiye verilen miktarın bir fitreden az olmaması evlâdır.
Din İşleri Yüksek Kurulu 12.07.2017
FİTRE BİR FAKİRİ SABAH AKŞAM DOYURACAK MİKTAR PARAYI FAKİRLERE VERMEKTİR VE BAKMAKLA YÜKÜMLÜ OLAN KİŞİLER İÇİNDE FİTRE VERMELİDİR MESELA KARI KOCA VE  4 ÇOCUĞU OLAN BİR AİLE 6 FİTRE VERECEKTİR 
Fitre, hemen herkesin verebilmesi için cüz’î miktarda belirlenmiş bir sadakadır. Ramazan ayında verilen Fitre ibadetinin fazileti nedir?
Abdülkâdir Geylânî Hazretleri buyurur:
“Fitre vermek, oruçlu için bir temizleyicidir… Oruçlunun eksiklerini tamamlar; sevâbını ikmâl eder. Tıpkı; işlenen günahlara tevbe-istiğfar gibi, yanlış kılınan namaz için yapılan sehiv secdesi gibi…”
Hac ve umre esnâsında, bazı hatâ ve kusurların kefâreti olarak sadaka vermek îcâb eder. Verilen bu sadakaların, o kusurları telâfî etmesi ümid edilir. Zâhiren hiç hatâ yapılmamış olsa bile, farkında olmadan yapılan kusurların affına vesîle olması, yahut da Rabbimiz’in lûtfettiği nîmetlerin şükrânesi olarak sadakalar verilir. Yine, vefât eden bir kimsenin ardından, yakınları ve sevenleri tarafından onun nâmına sadakalar dağıtılır ki, bu da onun günahlarının affına, derecesinin yükselmesine medâr olması ümidiyledir. Ramazan’da verilen fıtır sadakası (fitre) de bunun gibidir.
Nitekim Abdülkâdir Geylânî Hazretleri, Veki‘ bin Cerrah (r.a)’in şöyle dediğini nakleder:
“Namaz için sehiv secdesi ne ise, Ramazan ayı için de fitre odur. Bunun için Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, fitre vermeyi emretti. Tâ ki oruçlunun hatâ ve kusurlarını temizlesin, düzeltsin.”
HADİS: Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, fıtır sadakasını, imkânı olan kadın-erkek, büyük-küçük herkesin bayram namazına kadar vermesini istemiş ve ihtiyaç sahiplerini kastederek; “Onları bu (bayram) gününde aç dolaşmaktan kurtarınız!” buyurmuştur. (İbn-i Sa’d, I, 248)
Hanefî mezhebinde vacip; Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezhebinde ise farz hükmünde olan fıtır sadakası, bayram namazından önce verilirse makbul bir sadaka olur, bu namazdan sonraya kalırsa fıtrın dışında bir sadaka yerine geçer. İbn-i Mâce, Zekât, 21.
Şuna da dikkat etmeliyiz ki fitre, hemen herkesin verebilmesi için cüz’î miktarda belirlenmiş bir sadakadır. Lâkin Cenâb-ı Hakk’a şükrümüzü ve muhabbetimizi ifade için, bunun çok daha ötesinde ve imkânlarımızla mütenâsip seviyede infaklarda bulunmaya gayret etmemiz gerekir. Nitekim âyet-i kerîmede:
AYET: “Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) infâk etmedikçe, birre (hayrın kemâline) eremezsiniz. Her ne infâk ederseniz, Allah onu hakkıyla bilir.” (Âl-i İmrân, 92) buyrulmaktadır.
108-) RAMAZANDA MÜSLÜMAN GEÇMİŞLERİN RUHUNA KURAN VE MEVLÜT OKUTTURUR İKRAM DAĞITTIRIR


Ramazanda sevabı çok olduğu için müslümanlar mevlüt töreni düzenlemektedir. Mevlüt okutmanın birçok fazileti vardır. 
1-) Müslümanları bir araya getirdiği için birlik beraberlik sevabı
2-) Fakir fukara eş dost yemek ikramı verildiği için ikram sevabı 
3-) Peygamberimiz(sav) hatıra geldiği övüldüğü selatü selam getirildiği için sevap
4-) Kuranı kerim okutulduğu için kuran okuma ve dinleme sevabı
5-) Müslümanları dedikodu, boş söz, kumar, içki v.b günahlardan alıkoyduğu için sevap
6-) Müslümanlara islamı sevdirdiği ısındırdığı ve ibadet etmesine sebep olduğu için sevap vardır.
Hz. Ebûbekir (r.a.) şöyle buyurur: 
HADİS: “Kim, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretlerinin mevlidinin okunması için bir dirhem harcama yaparsa; o kişi cennette benim refikim (ve arkadaşım)dır.”
Cüneyd-i Bağdadî (k.s.) Hazretleri, buyurdu ki:
HADİS: “Kim, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretlerinin mevlidinin okunduğu yerde hazır olur, mevlîde tazim’ eder kadr-u kıymetini bilirse; o kişi îmân ile ölür.”
Celâleddîn Suyûtî (k.s.) hazretleri der ki: “Herhangi bir ev, mescid veya mahalle (yer)de Peygamber (s.a.v.) Efendimiz hazretlerinin mevlîdi okunursa; muhakkak ki melekler, o evi, mescidi veya mahalleyi (yeri) kuşatır. Melekler o mekanın ehli üzerine salât-ü selam okur (istiğfar) ederler. Allâhü Te‘âlâ Hazretlerinin rahmet ve rızâsı ile onların hepsini içine alır.
Ama nûr ile tavaf edenler, yâni Cebrail Aleyhisselâm, Mikâil Aleyhisselâm, İsrafil Aleyhisselâm ve Azrail Aleyhisselâm, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz hazretlerinin mevlîdinin okunmasına sebep olanlar üzerine salât okur (onlar için tevbe ve istiğfarda) bulunurlar.
Ama mevlîdin (ney, saz, tambur, def veya benzeri) herhangi bir çalgı ve musîkî aletiyle okunması doğru değildir.
Çalgı ve musîkî aletlerinin çalınması asla sevabı olan bir şey değildir. Çalgı ve musîkî aletlerinden sevap beklemek büyük bir hatadır. Allâh korusun kişiyi küfre götürür.
Bundan dolayı mevlîdlerin herhangi bir çalgı aleti olmaksızın büyük bir hüşû ve tefekkürle okunması gerekir. Özellikle Mevlîd-i Şerîf’in “bahirleri”nin arasında getirilen salavatlar, tekbirler, tehliller ve okunan Kur’ân-ı Kerîm tilavetlerinin sevapları ölülere bağışlanabilir…
HADİS: Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretlerinin doğduğu güne sevinmenin ve o gün yemek yedirmenin ve mevlid okutmanın fazileti çok büyüktür. Şükür için mevlid gecesinden önceki veya sonraki gün oruç tutmak güzel görülmüştür.
(Şihâbüddin Ahmed b. Heytemî, Nîmetü’l Kübrâ, 5.s.)