Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Sayfalar

24 Şubat 2025 Pazartesi

HATİM İNDİRMENİN FAZİLETİ



HATİM İNDİRME

 
KUR’AN OKUMANIN FAZİLETİ İLE İLGİLİ HADİSLER
Kur’an Şefaat Edicidir
Ebû Ümâme radıyallahu anh, ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i:
HADİS: “Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçı olarak gelecektir” buyururken işittim, demiştir. (Müslim, Müsâfirîn 252.)Kur’an okumanın sevabı
İbni Mes’ûd radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
HADİS: “Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 16)Kur’an sureleri birbiriyle yarışırlar
Nevvâs İbni Sem’ân radıyallahu anh şöyle dedi: Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i:
HADİS: “Kıyamet gününde Kur’an ve dünyadaki hayatlarını ona göre tanzim eden Kur’an ehli kimseler mahşer yerine getirilirler. Bu sırada Kur’an’ın önünde Bakara ve Âl-i İmrân sûreleri vardır. Her ikisi de kendilerini okuyanları müdafaa için birbiriyle yarışırlar” buyururken işittim. (Müslim, Müsâfirîn 253)En hayırlınız Kur’an öğrenen ve öğretendir
Osmân İbni Affân radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
HADİS: “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 21)Kur’an’ı kekeleyerek zorla okumanın sevabı
Âişe radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
HADİS: “Kur’an’ı gereği gibi güzel okuyan kimse, vahiy getiren şerefli ve itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur’an’ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır. (Buhârî, Tevhîd 52)Kur’an okuyan mü’min portakal gibidir
Ebû Mûsa el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
HADİS: “Kur’an okuyan mü’min portakal gibidir: Kokusu hoş, tadı güzeldir. Kur’an okumayan mü’min hurma gibidir: Kokusu yoktur, tadı ise güzeldir. Kur’an okuyan münâfık fesleğen gibidir: Kokusu hoş fakat tadı acıdır. Kur’an okumayan münâfık Ebû Cehil karpuzu gibidir: Kokusu yoktur ve tadı da acıdır.” (Buhârî, Et’ime 30 Fezâilü’l-Kur’ân 17, Tevhîd 36)Allah Teâlâ Kur’an ile yükseltir
Ömer İbni Hattâb radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
HADİS: “Allah şu Kur’an’la bazı kavimleri yükseltir; bazılarını da alçaltır.” (Müslim, Müsâfirîn 269)Gıpta edilecek iki kişiden biri de Kur’an ile meşgul olandır
İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
HADİS: “Sadece şu iki kimseye gıpta edilir: Biri Allah’ın kendisine Kur’an verdiği ve gece gündüz onunla meşgul olan kimse, diğeri Allah’ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz O’nun yolunda harcayan kimse.” (Buhârî, İlm 15, Zekât 5, Ahkâm 3, Temennî 5, İ’tisâm 13, Tevhîd 45)Kur’an huzur verir
Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Bir adam Kehf sûresini okuyordu.Yanında iki uzun iple bağlanmış bir at vardı. O adamın üzerini bir bulut kapladı ve yaklaşmaya başladı. Atı da o buluttan ürkmeye başlamıştı. Sabah olunca, adam Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve bu durumu anlattı. Bunun üzerine Peygamberimiz:
HADİS: “O sekînedir; okuduğun için inmiştir” buyurdu. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 11)Kur’an okunmayan ev harabedir
İbni Abbâs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
HADİS: “Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.” (Tirmizî, Fazâilü’l-Kur’ân 18)Oku ve yüksel
Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
HADİS: “Her zaman Kur’an okuyan kimseye şöyle denecektir: Oku ve yüksel, dünyada tertîl ile okuduğun gibi burada da tertîl ile oku. Şüphesiz senin merteben, okuduğun âyetin son noktasındadır.” (Ebû Dâvûd, Vitr 20) Ezberlediğiniz sureleri unutmayın
Ebû Mûsa radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
HADİS: “Şu Kur’an’ı hâfızanızda korumaya özen gösteriniz. Muhammed’in canını kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki Kur’an’ın hâfızadan çıkıp kaçması, bağlı devenin ipinden boşanıp kaçmasından daha hızlıdır.” (Buhârî, Fazâilü’l-Kur’ân 23)Kur’an ilgisiz kalmaz
İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
HADİS: “Kur’an hâfızı, bağlı devenin sâhibine benzer. Deve sahibi devesini sürekli gözetirse elinde tutar. Eğer onunla ilgilenmezse kaçıp gider.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 23)Kur’an güzel okumak
Ebû Hüreyre radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i:
HADİS: “Allah, güzel sesli bir peygamberin, Kur’an’ı tegannî ile yüksek sesle okumasından hoşnut olduğu kadar hiçbir şeyden hoşnut olmamıştır” buyururken işittim, demiştir. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 19; Tevhîd 32)Dâvûdi sesli Sahabe
Ebû Mûsa el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona şöyle buyurdu:
HADİS: “Şüphesiz Dâvûd’a verilen güzel seslerden bir nağme de sana verilmiştir.”(Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 31)Kur’an-ı Kerim’i Peygamberimizden daha güzel okuyan biri yoktur
Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’i yatsı namazında “Ve’t-tîni ve’z-zeytûni” sûresini okurken dinledim. Ondan daha güzel sesli bir kimse işitmedim. (Buhârî, Ezân 102)Kur’an’ı tegannî ile oku
Ebû Lübâbe Beşîr İbni Abdülmünzir radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
HADİS: “Kur’an’ı tegannî ile okumayan kimse bizden değildir.” (Ebû Dâvûd, Vitr 20)Peygamberimizin bana Kur’an oku dediği Sahabe
Abdullah İbni Mesut radıyallahu anh der ki: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:
– ”Bana Kur’an oku” buyurdu.
–Yâ Resûlallah! Kur’an sana indirilmişken ben sana nasıl Kur’an okurum? dedim.
– ”Ben Kur’an’ı başkasından dinlemeyi gerçekten çok severim” buyurdular. Bunun üzerine ben kendilerine Nisâ sûresini okudum. “Her ümmetten gerçek bir şahit, seni de bunlara hakkıyla şahit getirdiğimiz zaman halleri nice olur” (âyet 41) anlamındaki âyete gelince:
– ”Şimdilik yeter” buyurdular. Kendisine dönüp baktım, iki gözünden yaşlar boşanıyordu. (Buhârî, Tefsîru sûre(4), 9; Fezâilü’l-Kur’ân 33, 35)Kur’ân’ı tercih ediniz
Peygamber Efendimiz, Tebük Seferi’ne çıkarken Neccâroğulları’nın bayrağını Umâre bin Hazm’a vermişti. Daha sonra Zeyd bin Sabit’i görünce, bayrağı Umâre’den alıp ona verdi. Umâre radıyallâhu anh:
“–Yâ Rasûlallah! Bana kızdınız mı?” diye sorunca Peygamber aleyhisselâm:
“–Hayır! Vallâhi kızmadım! Fakat, siz de Kur’ân’ı tercih ediniz! Zeyd, Kur’ân’ı senden daha çok ezberlemiştir! Burnu kesik zenci köle bile olsa, Kur’ân’ı daha çok ezberlemiş olan kimse başkalarına tercih edilir!” buyurdu. Evs ve Hazrec kabîlelerine de, bayraklarını Kur’ân’ı daha çok ezberlemiş olan kimselere taşıtmalarını emretti. Bunun üzerine Avfoğulları’nın bayrağını Ebû Zeyd, Benî Selime’nin bayrağını da Muâz radıyallâhu anh taşıdı. (Vâkıdî, III, 1003)Hiçbir peygambere verilmeyen iki nur
İbni Abbas radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, bir keresinde Cebrâil aleyhisselâm Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında oturmakta iken, Resûl-i Ekrem yukarı taraftan kapı gıcırtısına benzer bir ses işitti ve başını kaldırdı. Cebrâil:
HADİS: – Bu, şimdiye kadar hiçbir şekilde açılmayıp sadece bugün açılan bir gök kapısıdır, dedi. Peşinden o kapıdan bir melek indi. Bunun üzerine Cebrâil:
– Bu, yeryüzüne inen bir melektir. Bugüne kadar hiç inmemişti, dedi. Melek selâm verdi ve Peygamberimiz’e şöyle dedi:
– Müjde! Sana, senden önce hiçbir peygambere verilmeyen iki nur verildi. Biri Fâtiha sûresi, diğeri Bakara sûresinin son âyetleri. Bunlardan okuyacağın her harfe karşılık sana sevap ve ecir verilir. (Müslim, Müsâfirîn 254)Kur’an okunan evi rahmet kaplar
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
HADİS: “Bir cemaat Allah’ın evlerinden bir evde toplanır, Allah’ın kitabını okur ve aralarında müzakere ederlerse, üzerlerine sekînet iner, onları rahmet kaplar ve melekler etraflarını kuşatır. Allah Teâlâ da o kimseleri kendi nezdinde bulunanların arasında anar.” (Müslim, Zikr 38)Kur’an’a sımsıkı sarılın
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
HADİS: “Size, sımsıkı sarıldığınız müddetçe benden sonra sapıtmayacağınız iki mühim emânet bırakıyorum. Biri diğerinden daha büyüktür. O da Allâh’ın Kitâbı’dır! Kur’ân, semâdan yeryüzüne uzatılmış sağlam bir ip gibidir. Diğer emânet de âilem, Ehl-i Beyt’imdir. Kur’ân ve Ehl-i Beyt’im cennette Havuz’un başında benimle buluşuncaya kadar birbirlerinden ayrılmazlar. Benden sonra o ikisine karşı nasıl muâmelede bulunduğunuza iyi bakın, dikkat edin!” (Tirmizî, Menâkıb, 31/3788)Huzûr-i kalp ile Kur’ân oku
Hadîs-i şerîfte buyrulur:
HADİS: “Sizden birisi Rabbi ile münâcât ve mükâlemeyi (O’na yalvarıp O’nunla konuşmayı) severse huzûr-i kalp ile Kur’ân okusun.” (Suyûtî, I, 13/360)Kur’an oku ve onunla amel et
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
HADİS: “Kim Kur’ân-ı Kerîm’i okur ve onunla amel ederse, kıyâmet günü ebeveynine bir tâc giydirilir. Bu tâcın ışığı, güneş dünyâdaki bir eve konulduğunda onun vereceği ışıktan daha güzeldir. Öyleyse, Kur’ân-ı Kerîm ile bizzat amel edenin ışığı nasıl olur, düşünebiliyor musunuz?” (Ebû Dâvûd, Vitr, 14/1453)Ticaretten daha karlı şey
Ebû Ümâme radıyallâhu anh da şöyle anlatıyor: Birisi Peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz’e geldi ve:
“–Yâ Rasûlallâh! Falan oğullarının hisselerini alıp sattım, şöyle şöyle kâr elde ettim.” dedi. Allâh Rasûlü sallâllâhu aleyhi ve sellem:
HADİS: “–Sana bundan daha kârlı bir şeyi haber vereyim mi?” dedi. Adam:
“–Öyle bir şey var mı?” diye sordu. Rasûl-i Ekrem sallâllâhu aleyhi ve sellem:
“–Kur’ân’dan on âyet öğrenen bir kimse senden daha kazançlıdır!” buyurdu. Bunun üzerine adam gitti ve hemen on âyet öğrenip geldi ve bunu Rasûlullâh’a bildirdi. (Heysemî, VII, 165)Kur’ân, Al­lâh’ın zi­yâ­fe­ti­dir
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuştu:
HADİS: “Her zi­yâ­fet çe­ken, zi­yâ­fe­ti­ne (in­san­la­rın) gel­me­si­ni is­ter ve bun­dan mem­nun olur. Kur’ân da Al­lâh’ın zi­yâ­fe­ti­dir. On­dan uzak dur­ma­yı­nız.” (Dâ­ri­mî, Fe­zâ­ilü’l-Kur’ân, 1)Kur’an ehli kimdir?
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem:
“−Şüphesiz insanlardan Allâh’a yakın olanlar vardır!” buyurmuştu. Ashâb-ı kirâm:
“−Ey Allâh’ın Rasûlü! Onlar kimlerdir?” diye sorunca Allâh Rasûlü sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu
“−Onlar, Kur’ân ehli, Allâh ehli ve Allâh’ın has kullarıdır!” (İbn-i Mâce, Mukaddime, 16)Kur’an bilenlerin önceliği
Uhud Harbi sonunda ashâb-ı kirâm:
“−Yâ Rasûlallâh! Şehidlerimiz pek çok. Bize ne yapmamızı emir buyurursunuz?” diye sordular. Rasûl-i Ekrem sallâllâhu aleyhi ve sellem:
“−Derin v geniş kabirler kazınız, her kabre ikişer, üçer koyunuz!” buyurdu. Ashâb:
“−Önce hangilerini koyalım?” diye sorunca Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâm: “−En çok Kur’ân bileni önce koyunuz!” buyurdu. (Nesâî, Cenâiz, 86, 87, 90, 91)Kur’ân’ı yaşayana cennet vardır
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem:
HADİS: “Kim Kur’ân’ı okur, onu güzelce ezberler, helâlini helâl, haramını haram kabul eder ve bunlara uyarsa, Allâh bu sâyede o kimseyi cennetine koyar. Âilesinden hepsi cehennemi hak etmiş on kişiye şefaat etme hakkı verir.” (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân, 13/2905; Ahmed, I, 148)Kur’ân oku­yu­nuz
Rasûlullah sallâllâhu aleyhi ve sellem, birgün Kur’ân âşıklarından Übey bin Kâ’b radıyallâhu anh’a hitâben:
“–Allâh Teâlâ, «lem yekünillezine keferû» sûresini sana okumamı emir buyurdu.” dedi. Übey bin Kâ’b radıyallâhu anh: “–Allâh Teâlâ benim ismimi zikretti mi?” dedi. Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem:
“–Evet!” buyurdu. Übey bin Kâ’b, bu ikrâm-ı ilâhî karşısında çok duygulandı ve içli içli ağladı. (Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr, 16, Tefsîr, 98/1, 3; Müslim, Müsâfirîn, 246)Kur’ân bu­lu­nan bir kal­be azâp edilmez
Hadîs-i şerîfte buyrulur:
HADİS: “Kur’ân oku­yu­nuz... Çün­kü Al­lâh, için­de Kur’ân bu­lu­nan bir kal­be azâp et­mez...” (Dâ­ri­mî, Fe­zâ­ilü’l-Kur’ân, 1)Ümmetin en şereflileri
Peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz buyrulur:
HADİS: “Ümmetimin en şereflileri, Kur’ân-ı Kerîm’i ezberleyen hâfızlar ve gecelerini ihyâ edenlerdir.” (Suyûtî, I, 36/1063)Kur’ân bir zenginliktir
Hazret-i Peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuştur:
HADİS: “Kur’ân bir zenginliktir ki ondan sonra fakirlik olmaz (yâni ona sâhip olan en muazzam bir hazîneye sâhip olmuştur) ve ondan başka zenginlik de yoktur (yâni o ilâhî hazîne hiçbir maddî zenginlikle kıyas edilemez).” (Heysemî, VII, 158)Kur’an Kerîm okumak Allah Teâlâ’yı zikirdir
Bir hadîs-i kudsîde Azîz ve celîl olan Allâh Teâlâ:
HADİS: “Kur’ân-ı Kerîm okumak ve Ben’im zikrim, her kimi, Ben’den bir şey istemekten meşgul eder, geri bırakırsa, Ben ona, isteyenlere verdiğimden daha fazlasını veririm.” buyurmaktadır. (Tirmizî, Fedâilu’l-Kur’ân, 25/2926)Şifa Kur’ân’dadır
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem buyurmuşlardır:
HADİS: “Devânın en hayırlısı Kur’ân’dır.” (İbn-i Mâce, Tıb, 28)Allah Teâlâ Kur'ân okuyanı dinler
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
HADİS: “Allâh, geceleyin iki rekat namaz kılan (ve Kur’ân okuyan) bir kulu dinlediği kadar hiçbir şeyi dinlemez. Allâh’ın rahmeti, namazda olduğu müddetçe kulun başı üstüne saçılır. Kullar, Kur’ân’la hemhâl oldukları andaki kadar hiçbir zaman Allâh’a yaklaşmış olamazlar.” (Tirmizî, Fedâilu’l-Kur’ân, 17/2911)Kur’ân yeryüzünde nûr, gökyüzünde azıktır
Ebû Zerr radıyallâhu anh:
“−Yâ Rasûlallâh! Bana nasihatte bulun!” dediğinde Âlemlerin Efendisi:
“−Kur’ân okumaya ve Allâh’ı zikretmeye bak, çünkü Kur’ân yeryüzünde senin için bir nûr, gökyüzünde de bir azıktır.” buyurmuştur. (İbn-i Hibbân, II, 78)Çocuklarınızı üç hususta yetiştirin
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“HADİS: Çocuklarınızı üç hususta yetiştirin: Peygamber sevgisi, Ehl-i Beyt sevgisi ve Kur’ân kıraati… Çünkü hamele-i Kur’ân (yâni Kur’ân hafızları) hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyâmet gününde peygamberler ve asfiyâ (yâni safâya ermiş olan Allâh dostları) ile birlikte Arş’ın gölgesindedir.” (Münâvî, I, 226)Kur’ânı küçük yaşlarda öğrenmek
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem:
HADİS: “Kim Kur’ân’ı küçük yaşlarda öğrenirse Kur’ân onun etine ve kanına işler (Yâni Kur’ân’ın feyziyle nûrlanır.)” (Ali el-Müttakî, I, 532)Kur’an okuyanın kıyamette durumu
Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) Kur’ân ehline ve âilesine şu güzel müjdeleri vermişlerdir:
HADİS: “Kıyamet günü kabir yarılıp Kur’ân’ı okuyan kişi dışarı çıktığında, Kur’ân onu rengi solmuş bir adam gibi karşılar. «Beni tanıyor musun?» diye sorar.
Mü’min «Tanıyamadım» der.
O şahıs, «Ben öğle sıcağında seni susuz, gece uykusuz bırakan arkadaşın Kur’ân’ım. Her tüccar ticaretinin peşindedir. Sen ise bugün her ticaretin peşinde olacaksın!» der. Hemen sağ eline saltanat, sol eline ebediyet verilir, başına vakar tâcı konur, anne-babasına hulleler giydirilir ki dünya ehli onlara kıymet biçemez veya bunlar dünya ve içindekilerden daha kıymetlidir.
Onlar, «Bu değerli elbiseler bize niçin giydirildi?» diye sorarlar. «Çocuğunuzun Kur’ân’ı eline alması sebebiyle» denir.
Sonra Kur’ân okuyan kişiye, «Oku ve cennetin dereceleri ve odaları arasında yüksel!» denir. O, ister hızlı, ister tertîl üzere olsun okumaya devam ettiği müddetçe yükselmeye devam eder.” (Ahmed, 5: 348; Dârimî, Fedâilü’l-Kur’ân, 15; Abdürrazzak, Musannef, 3: 373; İbn Ebî Şeybe, Musannef, 6: 129)
Hatim, kelime olarak bitirmek, sona erdirmek ise de, fıkıhtaki manası, bir kişinin, Kur’an-ı kerimi baştan sona kadar okuyup bitirmesi demektir. Hatmin önemi hakkında çok hadis-i şerif vardır. Birkaçının meali şöyledir:
HADİS: (Kur’an-ı kerimi hatmedene, altmış bin melek istigfar eder.) [Deylemî]
HADİS: (Kur’an-ı kerimi hatmedenin duası kabul olunur.) [Taberanî, İbni Hibban]
HADİS: (Kur’an-ı kerimi hatmedenin, kabul edilen bir dua hakkı olduğu gibi kendisine Cennette bir ağaç da verilir.) [Hatib]
HADİS: (Hatim yapanın dünya veya âhiret için ettiği dua kabul olur.) [Beyhekî]
HADİS: (Hatmi okuyan ve dinleyenlerin duası kabul olur.) [Ebu Nuaym]
(HADİS: Beş vakit namazdan sonra yapılan dua gibi, hatimden sonra yapılan dua da kabul olur.) [Taberani
HADİS: (Hatim duası yapılan yerde hazır olan, ganimet dağıtılırken bulunan kimse gibidir. Hatme başlanan yerde bulunan, cihad eden gibidir. İkisinde de bulunan, iki sevaba da kavuşur ve şeytanı rezil eder.) [Hazinet-ül-esrar]
HADİS: (Üç kere İhlas sûresini okuyan Kur’anı hatmetmiş gibi sevaba kavuşur.) [Ey Oğul İlmihâli]
Hatmin dinde yeri büyüktür. Din kitaplarında hatimle ilgili çok bilgi bulunmaktadır. İmam-ı Rabbânî hazretleri, (Ramazan-ı şerifte Kur’an-ı kerimi hatmetmek önemli bir sünnettir) buyuruyor. (1/45)
İmam-ı Zahidî hazretleri, (Hatim okuyan hafıza az hediye vermemelidir) buyuruyor. Hafız, pazarlık etmeden, Allah rızası için hatim okursa, okutanın hediye ettiğini alması caiz olur. Az diye itiraz ederse, aldığı haram olur. (Havi, Hadika, Berika)
Kur’an-ı kerimi kırk günde hatmetmek müstehabdır. Hatimden sonra yapılan dua kabul olur. Hatim bitince, yeniden hatme başlamak niyetiyle Fatiha okumalı. Hadis-i şerifte, (İnsanların en iyisi, hatmi bitirince yeniden başlayandır) buyuruldu. (Şir’a şerhi)
Kur’an-ı kerimin hatmedildiği yere rahmet yağar. Hatimde toplanmak ve hatimden sonra dua etmek müstehabdır. Abdullah ibni Abbas hazretleri, hatim okuyanın yanında adamını bulundururdu. Hatim biteceği zamanı işitince, kendi de hazır olurdu. Enes bin Malik hazretleri, hatmettiği zaman, çoluk çocuğunu toplayıp dua yapardı. Hatim bitince, ikincisine başlamak müstehabdır. (Kitab-üt-tibyan)
Kur’an-ı kerimi Fatiha’dan başlayıp Fil sûresine veya İhlas sûresine kadar okuyup, sonra olan birkaç sûreyi başkasına okutsa, o da birinciye vekil olarak kalan sûreleri okursa, Kur’an-ı kerimi başından beri okumuş olan, hatmetmiş olmaz. Bunlardan birini dinleyenler de, hatim dinlemiş olmazlar. Hiçbiri hatim sevabına kavuşamaz. (Behcet-ül-fetava)
Sual: Hatim etmek ne demektir? Hatim okumanın faziletleri nelerdir?
Cevap: Kur’ân-ı kerîm’i başından sonuna kadar okumaktır. Hatim lügatte; bitirmek, sona erdirmek, hatim etmek, tamamlamak, bir de, yüzük mânâlarına gelir. Hatim okumak ve dinlemek bir ibâdettir. Hadîs-i şerîfte; “Kur’ân-ı kerîmi tecvide (usûlüne) uygun okuyana şehid sevâbı verilir.” buyruldu. 70.000 kelime-i tevhîd okumaya “hatm-i tehlîl”; hatim okumaya da “hatm-i şerîf” denir. Ayrıca Kâbe’de bir yerin adı “Hatim” olarak geçer.
Kur’ân-ı kerîm’in her âyetini okumaya ayrı sevap verilir. Hepsini hatim edene verilen sevap daha çoktur. Kur’ân-ı kerîm’in ilk sûresi “Fâtiha”dan başlayıp, son sûresi “Nâs”a kadar okumak hatim olur. Birkaç sûre veya âyet eksik okuyan hatim okumuş olmaz. Böyle okuyan birisini dinleyen kimseler de, hatim dinlemiş olmazlar. Hiçbiri hatim sevâbına kavuşamaz. Kur’ân-ı kerîm okumak, dinlemek, sevâbına kavuşulur. Kur’ân-ı kerîm’i mushaftaki (yazılı olduğu kitaptaki) sıra ile okumak lâzımdır. Yalnız hatim indirirken, Kur’ân-ı kerîm’in son sûreleri olan “Kuleûzü”leri okuduktan sonra, hemen başındaki “Fâtiha ve Bakara” sûresinden başlamak çok sevaptır.
Hatim okumak için ücret talep etmek uygun değildir. Zîrâ hadîs-i şerîfte; “Kur’ân-ı kerîmi okuyunuz. Fakat bunu geçim vâsıtası yapmayınız.” buyruldu. Şâyet okuyan kimse pazarlık etmeden, Allah rızâsı için hatim, cüz veya mevlid okursa, okutanın hediye ettiğini alması câiz (uygun) olur. Verilen hediyenin miktârına îtirâz ederse, aldığı harâm olur.
Namazda ayaktayken okunan Kur’ân-ı kerîm’in her harfi için 100 sevap verilir. Namaz dışında abdestli okuyunca, her harfi için 25 sevap verilir. Kur’ân-ı kerîm okunan yere rahmet ve bereket iner. Bu zaman yapılan duânın kabul olması umulur. Hatmin ve her türlü ibâdetin sevâbı, hem ölülerin ve hem de dirilerin rûhuna hediye edilip gönderilebilir. Sevap hediye edilenlere, taksim edilmeksizin herbirine bütünü kadar erişir. Meyyit için, çeşitli kimselerin sessiz olarak, Kur’ân-ı kerîm’den çeşitli cüzler okuyup hatim etmeleri ve her birinin okuduğunun sevâbını ölünün rûhuna göndermeleri veya birinin, hatim okuyanların hepsi adına hediye etmesi, yâni hatim duâsını yapması, okuyanların da “Âmin” demeleri çok sevaptır. Fakat bu sûretle hatim sevâbı hâsıl olmaz. Hatmi bir kişinin okuması veya bir kişi, evvelce okumuş olduğu hatmin sevâbını hediye etmesi lâzımdır.
Kur’ân-ı kerîm’i 40 günde hatim etmek, başından sonuna kadar okumak müstehaptır, sevâbı daha çoktur. 3 günden önce hatim etmek câiz değildir, uygun olmaz. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem senede bir kere hatim ederdi. Çünkü O’nun mübârek kalbinde yerleşmişti. Namazda, bir rekatte Kur’ân-ı kerîmin hepsini hatim etmek, yalnız hazret-i Osman bin Affân, Temîm-i Dârî, Saîd bin Cübeyr ve İmâm-ı A’zâm Ebû Hanîfe hazretlerine nasîb olmuştur. İmâm-ı A’zâm hazretleri, yalnız rûhu kabz olunduğu yerde 7.000 kere Kur’ân-ı kerîm’i hatim etmiştir. Eshâb-ı kirâmdan bir çokları 7 günde hatim ederlerdi. Âbidler (çok ibâdet edenler) haftada bir kere hatim okumalıdır. Ramazân-ı şerîf ayında hatim okumak mühim sünnettir. Peygamber efendimiz, suâl edenlerin, hâline ve işine uygun bir zamanda hatim etmesini buyururdu.
Hatim sonunda yapılan duâ kabul olur. Bu bakımdan Müslümanlar hatim duâsında bulunmaya çalışırlar. Hatim bitince, yeniden hatme başlamak niyeti ile Fâtiha okunur. Hadîs-i şerîfte, “İnsanların en iyisi, hatmi bitirince yeniden başlayandır.” buyruldu. Kur’ân-ı kerîm’in hatim edildiği yere rahmet yağar, yâni çok sevâp kazanılır. Kur’ân-ı kerîm’in hatim duâsı okunurken toplanmak, müstehâb olup çok sevaptır. Hadîs-i şerîfte, “Kur’ân-ı kerîmi hatim edenin duâsı kabul olunur.” buyruldu. Abdullah bin Abbâs hazretleri hatim okuyan kimsenin yanında bir adamını bulundururdu. Hatim biteceği zamânı işitince, kendi de hâzır olurdu. Enes bin Mâlik hazretleri hatim ettiği zaman, çoluk-çocuğunu toplayıp duâ yapardı. Hadîs-i şerîflerde buyruldu ki:
HADİS: Hatim anında 60 bin melek salavât getirir. Biriniz hatm ettiği zaman desin ki: “Allahümme ânis vahşetî fi kabrî” (Allah’ım, kabrimde yalnızlığımı gider) (Hadîs-i şerîf-Deylemî)
HADİS: Kur’ân-ı kerîmi hatmeden kimsenin bir makbul duâ hakkı vardır. İster dünyalık, ister âhiretlik olsun. (Beyhekî, Taberânî)
Hatim duâsı yapılan yerde bulunan, ganîmet dağılırken bulunan kimse gibidir. Hatime başlanan yerde bulunan, cihad eden (Allah için harp eden) kimse gibidir. İkisinde de bulunan, iki sevâba da kavuşur ve şeytânı zelîl eder.
Kur’ân-ı kerîmi okuyunca, Allahü teâlânın rızâsını ve Cennet’i isteyiniz. Dünyâlık istemeyiniz. Bir zaman gelir ki, hâfızlar Kur’ân-ı kerîmi, insanlara yaklaşmak için vâsıta yaparlar.
Sual: Kur’an-ı Kerimi hatmederken son surelerin başında niçin “Allahu ekber” deniyor?
Cevap: Resûlullah aleyhisselâm Mekke’de bulunduğu sırada rivâyete göre bir müddet vahy gelmemişti. Bu sebeble müşrikler; “Rabbi, Muhammed’i terk etti, O’na darıldı” diyerek, Hazret-i Peygamber’i üzmeye, Müslümanlar arasında fitne çıkarmaya çalışıyorlardı. O zaman Duhâ sûresi nâzil oldu. Bu sûre nâzil olunca, Resûlullah aleyhisselâm sevincinden; “Allahü ekber” buyurdu. Bu sebeble Mekke halkı, Kur’ân-ı kerîmi hatmederken, Duhâ sûresinden îtibâren Nâs sûresine kadar her sûrenin sonunda “Allahü ekber” demeyi âdet edinmişlerdir. (İbn-i Abbâs, Kurtubî, Süyûtî, Hâzin, Celâleyn)
Sual: Bir kimse okuduğu dua veya hatimi bir başkasına indirtebilir mi?
Cevap: Bir kimse okuduğu dua veya hatimin ölülere bağışlanması için duayı bir başkasına yaptırabilir. Bunun için hatmim var indirir misin dese, veya şu okuduklarımı sana hediye ettim dese, o da kabul etse, vekalet vermiş olur. Sonra eksik kalan isim olursa, kendisi de bunlara ayrıca gönderebilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder